Eski gelenek ve inançların bir diğer yönü de, kadınların doğurganlıklarının onları potansiyel olarak tehlikeli kıldığı düşüncesidir. Adet kanının zararlı olduğu, doğumla ilgili her şeyin büyülü ve korkutucu olduğu inancının kökleri çok eskilere dayanır. Bir gizem ve korku ağıyla sarılı doğum olayının içyüzünü bilen ebe kadınların özel güçlere sahip oldukları düşünülürdü, ve köylüler kentlere göç ettiklerinde bu inanışları da beraberlerinde götürdüler.
Dönüşün tekrarı dışı kaydeder, her türlü dışa açılmadır:
dönüşüm, sürgünü bitirmez, onu ize dönüştürür, sürgünlere 'kendini atmanın hep yeniden başlamasının başlamasıdır.
CUMHURİYETİ KURAN ANA FİKİR TÜRKÇÜLÜK
Düşünürlerimiz Cumhuriyetin ideolojisinin milliyetçilik olduğu hususunda birleşmiştir. Türk milliyetçiliği fikrinin gelişim süreci hakkında farklı yorumlar bulunuyor. Fikri Türkçülüğün-milliyetçiliğin II. Abdülhamit'in hükümdarlık yıllarının başında dil, tarih alanında Ahmet Vefik Paşa ve Süleyman Paşa'nın eserleriyle fikri seviyede kendini gösterdiği biliniyor. Türkiye Cumhuriyeti doğarken, daha önce Yusuf Akçuraoğlu ve Ziya Gökalp tarafından dile getirilen kavramlar resmî ve devlete dayalı ideolojinin inşasına hizmet etmiştir.¹¹
Türk milliyetçiliğini Ziya Gökalp sistemleştirmeye çalıştı. Gökalp'in Türk milliyetçiliğine Türkçülük denmiştir. Osmanlının gerileme döneminde devleti kurtarmak üzere Tanzimatla birlikte esasları konmaya çalışılan, aidiyet duyguları gelişmekte olan azınlıkları devletin asli unsuru haline getirmek gayesiyle reçete olarak sunulan Osmanlıcılık stratejisinin başarılı olamayacağı Balkan Savaşları'nda anlaşılmış ve yerine Türkçülük ikame edilmiştir. İttihat ve Terakki, Osmanlıcılıktaki yetkinin taşraya devredilmesinin yerine daha merkeziyetçi adımlar atmış, bu ilkeyi cemiyetin programına almıştır. Gökalp, Cumhuriyetten sonra neşrettiği Türkçülüğün Esasları'nda şunları da yazmıştır: “Türkçülük siyasî bir fırka değildir; ilmî, felsefî, bediî bir mekteptir; başka bir tabirle, harsî bir mücahede ve teceddüt yoludur. Bu sebepledir ki, Türkçülük şimdiye kadar bir fırka şeklinde siyasî mücadele meydanına atılmadı; bundan sonra da, şüphesiz atılmayacaktır." Gökalp'in takipçisi Atsız, Türk milliyetçi hareketinde tarihin rolünü, ideolojiyi kesintiye uğratmadan sürdürmüştür. Atsız, Türk ve Osmanlı tarih ve edebiyatının birinci derecede uzmanıdır. Hayatının son döneminde Osmanlı'ya iyice yaklaşmıştır.
Cumhuriyetin ilanı
Genç Türkiye Cumhuriyeti'ne 1923 yılı itibariyle Osman lı'dan kalan miras şudur:
Nüfusun %80'i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bir bölümü yerleşik değil göçebe. 40.000 köyün 37.000'inde ne okul var, ne yol var ne posta ne de dükkan. 40.000 köyde yaklaşık 1 1 milyon insan yaşıyor. Bu insanların ancak %2'si okuryazar. 1922 istatistiklerine göre 1950 köyde sığır veba sı var.
Kurtuluş Savaşı sırasında 830 köy tümüyle, 930 köy kısmen düşman tarafından yakılmış. Yanan bina sayısı 114.408, ha sar gören bina sayısı ise 11.404'tür. Ülkeyi neredeyse yeni den kurmak gerekiyor.
Dört mevsim kullanılabilir karayolu yok denecek kadar az. Kışın batağa dönüştüğü için geçilmesi çok zor. Türkiye'deki toplam karayolu uzunluğu 2500 kilometre kadar.
4112 kilometre demiryolu var Anadolu'da. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz bir demiryolu ağı. Vatanın tünlüğünü sağlamak için ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamak lazım.
Denizciliğimiz acınacak durumda. Donanma, il. Abdülha mit döneminde Haliç'te çürütülmüş.
Toplam nüfusun °k82'si tarımla uğraşıyor. Toplam ulusal gelirin %58'i tarımdan sağlanıyor. Tarını ilkel yöntemlerle yapıldığı için ve topraklar bilinçsiz kullanıldığı için üretim çok az. Türkiye güya tarım ülkesi ama çok az tarım mühen disi var. Ekmeklik unun çoğu dışarıdan getiriliyor. Sığır ve bası hayvancılığı öldürüyor. Aynca köylü topraksız. Sabanı ve öküzü bile yok. Doğu'da, Cumhuriyet'le de insanlıkla da bağdaşmayan aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni varHer yerde tefeciler, vurguncular, savaş zenginleri halkı eziyor. Tüm Türkiye'de sadece 337 doktor var. 150 kadar ilçede doktor yok. Doktor başına 30.000 kişi düşüyor. Sağlık me muru sayısı 434. Pek az şehirde eczane var. Türkiye'deki top lam eczacı sayısı 60, eczacıların neredeyse tamamı yabancı.
Basri Altınay, soruları bir kez daha okumaya başladı özenle:
1 - Köylümüzün perişan olduğunu, can güvenliklerinin kalmadığı konusunda karamsar ve kötüleyici yazılar yazdığınız;
2 - Karamsar ve kötüleyici fikirlerinizi öğretmen
topluluğuna ve köylülere aşılamayı amaç edindiğiniz;
3 - Konuşmalarınızda ebe ile öğretmen aylıklarını kıyaslayarak, öğretmenlerin haklan verilmemiştir dediğiniz;
4 - Köylülerden emekçi diye söz ettiğiniz;
5 - Dışardan ilkokulu bitirme sınavlarına gelenlere müsamaha gösterilmeli, okutulmadılarsa suç kendilerinde değil, gelmiş geçmiş hükümetlerdedir dediğiniz;
6 - Ülkemizin geri kalmış bir ülke olduğunu, bu durumu şimdiki iktidarın düzeltemeyeceğini söylediğiniz;
7 - Öğretmenlere dergi ve kitap tavsiye ettiğiniz;
8 - Özellikle sık sık köyleri gezmeyi ilke edindiğiniz, bu gezilerinizde görevinizin dışına çıkarak köylülere karamsar fikirlerinizi aşıladığınız;
9 - Halkın işsizlikten ötürü göç ettiğini yazdığınız;
10- Dünyada, işçilerin iş başında olduğu ülkelerin daha çabuk
ilerlediğini anlattığınız iddia edilmektedir. Bu iddiaları tek tek cevaplandırmanızı rica ederiz.
Öcalan, 31 Mart 1972 gϋnϋ SBF'de Ankara Hukuk Fakϋltesi Kamu Hukuku Asistanι Dogu Perinςek'in liderligindeki "Tϋrkiye ihtilalci Komϋnist Partisi" tarafιndan yayιnlanan "Şafak Bildirisi"ni SBF'de dagıtmak suçuyla gözaltιna
alιnmιş ve tutuklanmιştı.
6
Abdullah Öcalan
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'ndeki görevinden 1971 yılı Kasım ayında ayrılmıştı. Ayrilma nedenini de Genel Müdürlük'e "yüksek öğrenime devam etmek" olarak bildirmişti. Amaci,gerçekten de yüksek öğrenim yapmak, bu arada zaman kazanmak ve örgütlenme çalışmalarına zaman ayırmaktı.
Peki, ya askerlik? Askere alırlarsa ne olacaktı? Önce askerliğini erteletmek gerekiyordu. Hem askerliğini erteletecek hem de burs bağlatacaktı.
11
Toprak reformu
Encϋmene gore yasanιn amacι, gerek yurt dιşιndan gelen
dagιnιk Tϋrkleri toplayarak bυ goc;ebe yaşamιna son vermek
ve gerekse yurt icindeki Tϋrk kϋltϋnϋne yabancι kalmιş olanlarι
"Tϋrk bϋyϋk benliginde yerleştirip eriterek bir kardeş νe
yurttaş νarlιgι yaratmak"tιr.
60
"Kϋltϋr Merkezleri'nin Tϋrk kϋltϋrϋnϋ aşιlamak
kabiliyetini alıştιrmaya ςalιşmak lazιmdιr. Yoksa Kϋrt de kendisine bir kϋltϋr yoluna girerse ίş daha mϋşkülleşir."
100