“Bülbüller bizi eğlendirmek için şarkı söylemek dışında bir şey yapmaz. İnsanların bahçelerindeki bitkileri yemezler, mısır ambarlarına yuvalanmazlar,tek yaptıkları iş bize içlerini dökmektir. İşte bu yüzden bülbülleri öldürmek günahtır.”
Büyük yankı uyandıran, yıllardır okunan bu kitabın içimizdeki vicdana kulak verdiğini söylemek istiyorum öncelikle. Irkçılık, sosyal ilişkiler, toplumsal cinsiyet algısı,eşitlik ve adalet gibi birçok konuya değinmekte, kolaylıkla okuduğumuz çocuklar arasında geçen diyalogların bile altında birçok ders bulunmaktadır.
Kitapta en çok merak ettiğim karakter Radley oldu. Baştan beri mahalleli ve özellikle çocuklar tarafından öcü olarak bilinmekte,yıllardır evden çıkmadığı için birçok etiketlenmeye maruz kalmaktadır. Fakat kitabın sonunda görüyoruz ki çocuklar için öcü Radley onları kurtaran bir kahraman olmuştur aslında. İnsanları tanımadan, onları görmeden aklımızda şekillendirdiklerimiz bizim hayal dünyamızdan başka birşey değildir kanımca. Tanımadan öcü sandıklarımız yüzyüze gelince kahraman olabilirmiş.
Bir diğer nokta olarak siyahi insanlara yapılan muamele ve baskıya değinmek istiyorum. Sadece "farklı" oldukları için insani yaşamı çok görmek, daha aşağı ve üzerlerinde hak sahibi olmak yaratılan bu haksız dünyanın birinci kuralı olmuştur. Oysa insan olmak renkten, dilden,ırktan, cinsiyetten çok ötede. İnsanlar olarak başarmamız gereken tek şey insan olmak ne tuhaf değil mi?
"Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır."
“Basit bir kuralı öğrenirsen, herkesle
daha iyi geçinirsin Scout. Bir insanı, sorunu
onun açısından düşünmeye alışmadıkça anlaman olanaksızdır. O insanın derisinin içine girip gezineceksin.”