Felsefe eleştiriyi kendi içerisinde kapsayan bir pratiktir ve Deleuze de diğer herkes gibi bunun dışında tutulamaz. Ama Deleuze gibi bu işe yıllarını vermiş birini de aptal gibi görmemek gerekir. Deleuze iki dakikada çöpe atılabilecek biri değildir ama yine Deleuze gibi Spinoza'ya yıllarını vermiş diğer felsefeciler Deleuze'ün Spinoza'sından farklı bir Spinoza anlatmıştır. Kimseyi putlaştırmaya gerek yok.
Kitabın ilk eksik bulduğum kısmı biyografi kısmı. Nedeni ise akademik üsluba fazla uymamasından ziyede güncel olmaması. Referans verdiği temel Kaynaklar 1950 öncesi ve o zamandan bugüne çok nitelikli çalışmalar yayınlandı(bkz:Israel, Nadler). Bunun yanında Deleuze, Spinoza'dan, onun hakkındaki kendi öznel yargılarının bir portresini çıkarmaya çalıştığını gizlenimiyor. Açık konuşacak olursam benim için bu bölüm pek iyi değil ve o kadar da iyi olması şart olan bir bölüm de değil.
İkinci eleştirim ise "Etika'nın Bir Ahlaktan Farklılığı Üzerine" bölümü ile ilgili. Bana kalırsa Deleuze burada Yapısalcı Lacancılık etkisi altında bir Spinoza felsefesi anlatıyor ve bedeni biraz abartıyor. Spinoza'dan bunlar çıkmaz demiyorum ama bu kadar fazla çıkarılmasının da abartı olduğun düşünüyorum. Sonuçta üçüncü dereceden bilgi vs bedeni şart kılsa da düşünce sıfatı merkezli, orasının perspektifinden ilerleyen bir süreç.
Bunların dışındaki bölümleri beğendim, kendi Spinoza çalışmalarıma katkıda bile bulundular. Verdiği referanslar vs. benim için çok faydalı oldu. Bence Spinoza çalışmaları açısından önemli bir kitap, zaten tarihsel etkisi de yadsınamaz nitelikte ama Spinoza'ya giriş kitabı olarak da okunması bence mantıklı olmaz.
Okuduğum en iyi betimlemeler bu kitaptaydı. Daha önce bir betimlemenin bu kadar mükemmel olabileceğini düşünmezdim. Ne diyebilirim ki, Proust algımı aşmış
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Bu kitap hakkında söyleyeceğim tek şey yazarın söylediği her şeye inanmamanız zira bazı yerlerde iyi sallıyor. Ama felsefeci olmak istiyorsanız kesinlikle elinizin altında bulunması gereken kitaplardan biri olduğu da bir gerçek.
Juliette bölümü çok sıkıntılı. Hatalı alımlamalar ve çarpıtmalarla dolu. Spinoza alımlamaları büyük ölçüde yanlış veya çarpıtılmış. Zaten Adorno da fikrini zamanla değiştirmiş. Kitapta karamsarlık havası hakim onun dışında güzel şeyler de var tabi ki. Kültür endüstrisi bölümünde hoş şeyler var ama bu kitabı iyi bir felsefe tarihi bilgisine sahip olmadan ve asıl eserleri okumuş olmadan okumaya girişirseniz bazı şeyleri çok yanlış anlayabilirsiniz. Adorno diye kutsallaştırmayınız zaten kendisi de gelecekte fikrini değiştirmiştir.
Kendisinin 4 kitabını okudum ve genel olarak argümantasyon yerine betimleme yapıyor. Bazı betimlemelerini beğendim ama genel olarak çözümler sunmaktansa eleştirilerle yetiniyor. Büyük ölçüde Heidegger'i takip ediyor.
Bana çok etkileyici düşünceleri var gibi gelmedi ama söyledikleri şeyler büyük ölçüde muhafazakar insanların hoşuna gidecek şeyler veya postmodernizm üzerinden aydınlanma eleştirisi seven kitlenin de hoşuna gidebilecek şeyler. Onun dışında Proust ile güzel bağlantı kurmuş.
Günün sonunda bence etkileyici bir insan değil ama muhafazakar kitle çok okuyordu ben de bir bakayım dedim zaten kitapları çerez gibi bir oturuşta bitiyor.
Zamanın KokusuByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20181,381 okunma