""Zaman yönetimi yoktur, zihin yönetimi vardır."
Meditasyon deyince aklımıza gelen ellerini dizine koymuş, gözleri kapalı şekilde oturmuş bir adam oluyor. Halbuki, Zen Felsefesinde durum sadece bundan ibaret değil; bu felsefeye göre meditasyon anda olmak demek. Mesela çay içmek, aydınlanmanın ta kendisi kabul edilir. Neden diyecek olursanız, Zen ustalarına göre çay içmek bir anda kalma pratiğidir; suyun kaynamasını dinlersiniz, demlediğinizde yayılan kokuyu içinize çekersiniz. Bardağa doldururken çayın akmasını izlersiniz ve en nihayetinde bir yudum aldığınızda, çayın tadını damağınızda hissedersiniz. Bu "Çay İçme Seremonisi" Zen Felsefesinin amacını çok güzel açıklar. Her ne yapıyorsanız o an ona odaklanmak başlı başına bir meditasyondur. Elbette, bir anda tamamen zihninizi odaklayamayacaksınız, zaten bütün bunlar bir pratik. Bu pratiklerle beraber yavaş yavaş öğreniyor olacaksınız.
Bir başka Zen öğretisi ise, ""az çoktur". Çok zengin insanların hep aynı tişörtle gezdiklerini görmüşsünüzdür. Karar almak, mikro düzeyde olsa bile bizi yorabilir. Günlük enerjimizi çabuk tüketmemize sebep olabilir. "Bu sabah ne giysem?" "Hangi çantayı taksam?" "Nasıl bir makyaj
yapsam?" gibi kararlar sabahları beynimizi yorabilir. Evimizde ve yaşam biçimimizde sadelik, dingin ve odaklanmış, verimli bir zihnin anahtarı olabilir. Hep daha fazlasını tüketmeye alıştığımız bir dünyada, fazlalıklardan arınmak, içsel kargaşamızı azaltabilir. Mesela evimizde uzun süredir kullanmadığımız eşyalardan kurtularak işe başlayabiliriz.
Zen Felsefesi, huzurumuz için gerekli bir felsefe. Belki de" multitasking" çok da iyi bir şey değildir. Anın içerisinde, yapmamız gereken tek bir seye odaklanmak; sade ve arındırılmış bir ev düzeni tercih etmek zihnimizi dinginleştirebilir. Bugün, anksiyete gibi yaygın