okuma alışkanlığımı kazandığım kitaplar fantastik türdeki kitaplar olmuştu. tam olarak hayal gücümün zirvesini yaşadığım yaşlarda fantastik kitaplar sayesinde zihnimin içinde büyülenmiş gibi hissederdim. son bir aydır doğru düzgün sayfa çeviremediğim için daha kolay okunan ve en azından bu yaşıma hitap edebilecek bir fantastik dünya seçtim. kitaba olan yorumuma gelirsek,
dil:
fantastik evrenlerde genelde üçüncü şahıstan anlatılmasını daha çok seviyorum, birinci kişiden anlatılınca sadece kahramanın bakış açısını görmüş oluyoruz ve kötü karakteri anlamaya yer kalmıyor, yine de birinci kişiden anlatılmasına rağmen sevebildim. çeviriyi geçmiş zaman yerine şimdiki zamanla yapmışlar hep, belki de yazar öyle kullandı bilmiyorum ama bunu ben kötü bir özellik olarak görüyorum. yine de alışıyorsunuz. modern çağ yazarlarının yakalandığı o hastalık olan edebi ve güzel dil yerine çocukça kaçabilecek ve basitçe bir dil yerine daha olgun bir dil var. yazarın kalemini genel olarak sevdim.
karakterler:
ana karakter olan jude’un isteklerine başlarda anlam veremedim ama dik başlı ve hırslı oluşu hoşuma gitti. yine de ne gerek var dediğim noktalar oldu ama hikaye ilerledikçe neden olduğunu anlayabiliyoruz. ölümlü olarak yaşadığı peri dünyasında babasından torpilli olsa da dışlanmış karakterdi, ikizinden farklıydı ve zaman geçtikçe üvey babasına benzemesi fakat ondan daha iyiye hizmet etmesi hoşuma gitti. fantastik evrenlerdeki güçlü kadınları gerçekten seviyorum. cardan’a gelecek olursak illa ki nefretine karşı bir sebebi vardır diye düşündüm hep, ilerleyen zamanlarda öğreniriz diye baktım ve öyle de oldu. kitabın adından ve cardan’ın, jude’a zalim yaklaşımdan ötürü kitabın adında geçen zalim prensin o olduğunu düşünsem de kitabın adının balekin’e hizmet ettiğini düşünüyorum. cardan’ın