Eller hep ilgimi çekmiştir ve bu ilgimin irdelendiği bir kitap okumaktan memnunum. Beklentiye göre herkesin memnuniyeti değişebilir tabi ama değindiği birçok konu ile bakış açımı genişletti.
Güray Süngü’nün bambaşka bir dünyası var gerçekten. Her kitabı insanı sarsıyor. Hem içimizdeki hem dışımızdaki dünyaya dair etkileyici gözlemler var bu kitapta. Bunun için okunabilir ama baştan sona bir olay örgüsü içeren romanları sevenler belki pek etkilenmeyebilir.
Az Kalan GölgeGüray Süngü · İz yayıncılık · 2019464 okunma
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Dilini, üslubunu, karakterleri anlatmasını ve betimlemelerini sevdim. Bilhassa da mizahın ve felsefenin romana çok güzel yerleştirildiğini düşünüyorum. Bu nedenle diğer kitaplarını da okumaya niyetliyim.
Bu kitap baştan sona bir olay anlatmıyor aslında. Durumlar ve kişiler üzerinden farklı farklı anlar içinde insanın ruh halini, düşüncelerinin şekillenişini okuyoruz. Aynı olaya ilişkin farklı bakış açılarını ve bunun yol açtığı sonuçları görüyoruz. Baş karakterin zihninin ve davranışlarının hareketliliği kitabın sıkıcı olmamasını sağlamış bana göre. Bir de seyahat etmek, okuduğumuz kitaplardan aldığımız zevki artıran bir şeymiş. Bunu kitaptaki Londra betimlemelerini okurken daha iyi anladım.
Farklı bir üslup ve yazar arayanlar için denemeye değer.
Kitapta bahsedilen kadınlara dair daha fazla bilgi edinmeyi hayal etmiştim kitabı alırken. Ama kitabı bitirdikten sonra fark ettim ki, bu haliyle de çok etkileyici ve ilham verici. Ortaokul-Lise yaş grubuna daha uygun olsa da kitaptaki kadınları merak etmemize ve onlar hakkında daha fazla araştırma yapmamıza vesile olması açısından herkes tarafından okunabilir.
Önce filmini izlemiştim ve izlerken bir kitaptan uyarlandığı hususu dikkatimden kaçmış. Daha sonra sevdiğim bir yazar tarafından tavsiye edildiğini gördüm, ki filmden edindiğim izlenim ile yazarın kendi tarzını düşününce bunu ilginç buldum. O nedenle kitabı merak ettim ve okuyunca iyi ki filmden ötürü önyargılı davranmamışım dedim.
Şöyle ki, film bende daha çok bir aşk hikayesi olarak yer etti. Oysa kitabın kendisi bambaşka bir şey anlatıyor. Daha doğrusu bir sürü şey. Savaş hikayesinin içinde tek tek insan hikayelerinin anlatılması ve bu hikayelerin okuma, yazma, seyahat etme sevgisi, dostluk, fedakarlık duyguları ile birlikte dile getirilmesi ve bunu yaparken arabeske kaçmaması benim bu kitaba dair izlenimimin özeti.
Kitap mektuplaşmalarla ilerliyor. Bugüne kadar okuduklarımdan farklı olarak, birçok insanın birbirine yazdığı mektuplar aracılığıyla tanıyoruz karakterleri. Başlangıçta kitaba dikkat vermeyi gerektiriyor bu durum. Kim, kimin nesi oluyor, nerede ne zaman ne konuşuluyor anlamak için her satırı dikkatle okumak lazım. Ama bir kez kitabın atmosferine girince okuması çok zevkli. Artık 2.Dünya Savaşından beslenen kitap, film vs. görmek istememe rağmen bu kitabı sevdim. Sanırım tekrar okuyabilirim.