İnsanlığın geleceğini kurtarmak için ne kadar değişmek gerekir?
9/10
·544 syf.··
2026 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:10
Dune Rahibeler Meclisi, yalnızca Dune serisinin son kitabı değil; Frank Herbert'in onlarca yıldır inşa ettiği fikirlerin, karakterlerin ve medeniyetlerin kesiştiği devasa bir dönüm noktası. Bu kitapta artık ne Arrakis eski Arrakis, ne Bene Gesserit eski Bene Gesserit, ne de insanlık binlerce yıl önceki insanlık... Leto Atreides'in Altın Yol'u insanlığı yok oluştan kurtarmıştı. Ancak bu kurtuluşun bedeli, türün evrenin dört bir yanına dağılması olmuştu. "Dağılım" olarak bilinen bu büyük göçün ardından geri dönen insanlar, beraberlerinde yalnızca yeni teknolojiler ve yeni kültürler değil, insanlığın karanlıkta geçirdiği binlerce yılın sonuçlarını da getirmişlerdi. Dune Rahibeler Meclisi işte tam bu noktada başlıyor. Galaksi büyük bir dönüşümün eşiğinde. Onurlu Analar'ın acımasız ilerleyişi gezegenleri birer birer düşürürken, binlerce yıldır perde arkasından insanlığın kaderini yönlendiren Bene Gesserit ilk kez gerçek anlamda köşeye sıkışıyor. Artık olayları kontrol eden taraf onlar değil. Hayatta kalmaya çalışan taraf onlar. Frank Herbert bu kitapta savaşları cephelerde değil, zihinlerde kuruyor. Bene Gesserit ile Onurlu Analar arasındaki mücadele aslında iki farklı medeniyet anlayışının savaşı. Bir tarafta sabır, planlama ve uzun vadeli düşünce; diğer tarafta korku, baskı ve mutlak hâkimiyet arzusu. Roman boyunca Darwi Odrade'nin omuzlarında büyük bir yük hissediliyor. Odrade yalnızca bir Rahibe Ana değil; çökmekte olan bir düzenin son büyük savunucusu. Herbert onu öylesine başarılı yazmış ki çoğu zaman olayları değil, onun kararlarının sonuçlarını merak ederek okumaya devam ediyorsunuz. Her hamlesi milyonlarca insanın kaderini etkiliyor. Her kararı yanlış çıkabilecek kadar riskli. Kitabın en ilgi çekici yönlerinden biri, Bene Gesserit'in artık kendi dogmalarıyla
Edebiyat
Dune Rahibeler MeclisiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20202,343 okunma
Bilimsel bir kitapta efsanevi bir yaratık?
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 21:18
Bir yazar ve bilim insanı olduğunuzu düşünün. Beyin ve bilinç üzerine bir kitap yazıyorsunuz ve tebrikler, artık tehlikeli bir örgütlenmenin radarına girdiniz. Klasik bir konu değil mi? Bu kitap değil işte. Mesela, kız arkadaşınız rüyasında bir yaratık gördüğünü ve ardından otelin patladığını anlatsa, sonrasında o yaratığı gerçek hayatta görseniz ve üstüne otelde gerçekten bomba bulunsa ne yapardınız? Yapılacak çok Bir şey olduğunu sanmıyorum. Patlamalar, yangınlar, efsanevi yaratıklar, beden dışı aktiviteler, seri cinayetler, psikolojik buhranlar ve peşinizde bir örgüt.. ve bunların hepsi (efsanevi yaratık dahil ksksks) bilimsel olarak açıklanmış desem? Dan Brown yapar deriz. Gerçekten soluksuz bir hikaye. Çok derin bir bilimsel, tarihsel ve psikolojik yanı da var. Her karakter gerçek bir insan gibi. Bir insanın yapabileceği en ufak hareketler bile düşünülmüş. Bölümler birçok farklı kişi tarafından anlatılıyor ve hepsi kusursuz. Gerçekten yazım diline hayran kaldım. Beni en çok çeken ise inanılmaz ters köşeler. Olayı çözdüğünüzü zannediyorsunuz ama sağ gösterip sol vuruyor. Kitabı bırakıp duvarla bir süre bakıştıran türden bir kitap. Doğrusu düşük beklentiye başlamıştım. Dan Brown okumamıştım daha önce. Malum popüler kitaplara alerjim var. Ama şu an yazarın tüm kitaplarını almayı düşünüyorum. Sürekli bir olay oluyor ve karakterlerin hepsi çok zeki. Ayrıca bir makale okuyormuş hissi de veriyor. Derin bir bilimsel yanı var. On üzerinden on veririm. Karakter yazımı benim için çok önemli ve bu sefer hepsine ayrı ayrı hayran kaldım. Ama favorim kesinlikle Golem. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. İyi geceler diliyorumm
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,053 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Arkasında yazdığı gibi gerçekten içinde kayboldum...
Puan vermedi·640 syf.··
2026 4. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 09:37
Kitabın ilk başında yazarın imza bir dili olmadığını düşündüm. Daha kendine özgü, baharatlı değildi ama sonra kitabın yalın anlatımına alıştım. Sayfa sayısı o kadar çok ki ve karakterlerde istemeden kitapla çok vakit geçirip, çok sayfa okuyup dizi gibi takip ediyorsunuz masalı. Yani bende öyle oldu. Sevdim mi sevdim. Spesifik olarak aşk öyküsü denebilir mi diye sorarsak benim cevabım içinde pekte romantizm ve aşk olmadığı. Çok spoiler olmasın ama kitap aşk kısmını işlememiş. Yapı olarak cinin klasik bir erkekten farkı yoktu. Bu yüzden cini pek beğenemedim. Golem karakteri daha çok ilgimi çekti. Golemi daha çok sevdim. Birde tabii ki her şey olması gerektiği gibi ve tabii ki öyle kurgulanıp öyle olması gerektiği için 2. Kadın eklenmiş hikayeye ama - belki biri daha fazla kendinden bir şeyler bulur, bu da hayatın gerçeği- ama ama ama ben olsam Sophia karakterini hiç eklemezdim. O kısım o kadar canımı sıktı ki -benimle alakalı- ve önümde daha 300-400 sayfa vardı. Mecburen kitaptaki yahudilik, arap, kültürel bilgileri sindirip onlardan zevk almaya verdim kendimi. Golemle hiçbir problemim yok ama Cin hiçte eğlenceli ve etkileyici bir karakter değildi. El sanatlarına yetenekli, ikiside çok yetenekli zaten ancak cin benim hiç içime sinmedi yani. Dediğim gibi Sophia o kadar saçma olmuş ki sondaki Sophia'lı sahneye de bir anlam veremedim açıkçası. Onun yerine biraz daha romantik sahneler yazılabilirmiş. Gerçi yazmanın yanında okuyup şöyle olsun böyle olsun demek daha kolay biliyorum. Ama en taze haliyle okuduktan sonra böyle düşündüm. Kitaptaki sade kültürel ve dini bilgileri de çok sevdimmmm tekrar belirteyim ♡
Golem ve CinHelene Wecker · Doğan Kitap · 2014464 okunma
bilincimiz bağımsız ve hep canlı ise?
8/10
·656 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 17:21
film olacak kitapsın vesselam... semboller, bilim, tarih , prag'ın eşsiz yapısı ve büyük bir gizemin iç içe geçtiği hızlı tempolu bir macera.. Robert Langdon, yakın arkadaşı ve zihin bilimi üzerine çalışan bilim insanı Katherine Solomon ile birlikte çok önemli bir çalışmanın eşiğindedir. Katherine, insan bilincinin yapısı ve ölümden sonra bilinçle ilgili iddiaları sarsabilecek bir araştırma yürütmektedir. Elinde, insan zihni ve “bilinç” kavramını kökten değiştirebilecek kadar iddialı bir el yazması vardır. Ancak bu çalışma sadece akademik bir merak konusu değildir; çok daha büyük, güçlü ve gizli organizasyonların ilgisini çekmiştir. Olaylar, Katherine’in ortadan kaybolmasıyla hızla bir gerilime dönüşür. Langdon bir anda hem onu bulmak hem de el yazmasının yanlış ellere geçmesini engellemek zorunda kalır. Bu süreçte Prag’ın tarihi sokakları, gizemli semboller, eski efsaneler ve özellikle “Golem” mitine kadar uzanan izler ortaya çıkar. kitapta ilerledikçe sadece bir kayıp kişi hikâyesi olmaktan çıkar; insan bilincinin gerçekten “ölümsüz” olup olamayacağı, zihnin fiziksel beden dışında varlığını sürdürebilip sürdüremeyeceği gibi çok daha büyük felsefi sorular gündeme gelir. Bir yanda bilimsel gerçekler, diğer yanda kadim inançlar ve mitler çatışır. kitap her zamanki gibi akıcı ve heyecanı yüksekti. umarım yakın zamanda filmini de izleyebiliriz. kitapla prag'a olan merakım daha da arttı.
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,053 okunma
Sırların da sırrı vardır
10/10
·656 syf.··
2026 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 16:18
Ve nefes kesici bir kitabın daha sonuna geldik. Gerçekten insanı düşündürücü, anlatılan şeylerin gerçek olabileceğini hayal etmenin korkutucu, gizli güçlerin elindeki gücü kötüye kullanması işlerin ne kadar zor olabileceği gibi bir çok duygu hep bir arada yaşadı. Simge bilimci Profesör Dr. Robert Langdon ve Profesör Katherine Solomon’un Prag’da yaptıkları bir konuşma sonrasında karşılaştıkları akıllanmaz olayların gerilimi içerisinde 651 sayfa kitabı merak ile bitirmiş bulunmanın mutluluğu içerisindeyim. CIA’nin yürüttüğü gizli proje olan beden dışı bilinç deneyiminin ilerletilerek istihbarat için kullanılmaya planlanması, Dr Gessner’in Rusya’dan getirdiği epilepsi hastaları üzerinde beynine çip yerleştirilerek bu deneyimlerin kayıt altına alındığı, Pragda yer altına gizlenmiş Eşik adı verilen gizli oluşumla hastaların ölüm anı durumunun sağlandığı kapsüller ve beyin aktivitelerin kayıt altına alındığı, insanı dehşete düşüren ve gerçek olmasını istemeyeceği bir çok olayın anlatıldığı güzel bir eserdi. Epilepsi hastası olup yaşadığı travmalardan kaynaklı çoklu kişilik bozukluğu yaşayan Sasha adındaki kadının ikinci kişiliği olarak olaraktan Golem denilen ,yahudileri korumak amacıyla güçlü haham‘ın yaptığı kilden varlığın olaya girişi olayı biraz da spiritüel bir moda sokmuş oldu. Sürükleyici, heyecan verici, kısmen korkutucu, anlatılanların gerçek olabileceği düşüncesi gelecek için ister istemez kaygı oluştururken bazı şeyleri umut olabileceği düşüncesi bir çok duyguyu bir arada yaşamaya neden oldu. Kesinlikle güzel ve okunası bir kitap. Bir maceranın daha sonuna geldik yeni maceralar da görüşmek üzere :)
1000Kitap
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,053 okunma
Ne Bekledin Be Kızım!!!
Puan vermedi·493 syf.··
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 22:54
#okudumbitti 7 yıl bekledikten sonra bizleri 2. Kitabıyla buluşturan değerli yazarımıza teşekkür ederek başlıyorum yorumuma 2018 Tüyap Kitap Fuarı'nda stanttaki orta yaşlı beyefendi, ısrarla önündeki kitabı almamızı önermişti... Tekvin...Adını hiç duymadım yeni bir yazar mı yeni bir kitap mı diye sorular sorarken , Dan Brown sever misiniz diye sormuştu,evet severim demiştim,tamam işte bu da bizim yerli Dan Brown'umuz demişti Bir solukta okumuş, internette yazarın başka bir kitabı var mı diye aranmıştım ,ama maalesef yoktu Hem hikaye beni içine çekmiş ,hem yaşadığım şehirde bilmediğim onlarca mekânı,detayı öğrenmiştim... O dönem benden kitap önerisi isteyen herkese öneriyordum,ilk önce hiç duymadım deyip istemiyorlar sonrasında ise çok beğenerek okuduklarını söylüyorlardı.Ara ara yazara ulaşabildiğim platformlardan ne zaman yeni kitap çıkacak diye ufak çapta darlamalar yaptığım doğrudur.Aradan koskoca 7 yıl geçti , ben artık tam da ümidi kesmişken Gizlenen geldi hem de ne geliş! Yıl 2035 , beklenen Büyük İstanbul Depremi olmuş , yardım çağrılarımıza gelen sözde dost ülkelerse ,bu durumu fırsata çevirmek için hain planlarını alttan alta uygulamaya geçirmek için hiç zaman kaybetmemiştir.İstanbul'daki tarihi eserleri bir bir yok etmek isteyen ,Mimar Sinan eserlerini özellikle hedef alan , Ayasofya'yı yıkmak isteyen sözde dost özde düşman ülkeler,aslında ne arıyorlar? Yüzlerce yıldır İstanbul'un hakimiyetini tekrar ele geçirmenin yollarını arayan bu karanlık güçler neyin peşindeler? Kur'an ı Kerim, Yecüc ve Mecüs,yahudilik,Golem hikayesi,Mimar Sinan'ın mimari dehası,ilmi ve İstanbul'un dehliz ve tünellerinde geçen ,Tekvin'i okuyanların tanıdığı Hakan Ruzly'nin zamanla,dış güçlerle ,ve daha bir sürü şeyle savaşarak, bir ülkenin kaderini değiştirecek olaylar
GizlenenArif Ergin · İthaki Yayınları · 2025492 okunma