"Büyük ihtimalle gerçek çoğu kez yanınızdan geçmiştir ama siz anın güzelliğine gölge düşmesin diye onu ertelemeyi, görmezden gelmeyi tercih etmişsinizdir. Bu sanmak değil gönüllü bir yanış tasarımı."
Alıntı
"Freud şöyle der; 'İfade edilmemiş duygular asla ölmez. Canlı canlı gömülürler ve daha sonra daha kötü şekillerde ortaya çıkarlar.'İnsan bazı şeyleri susturduğunda, onlardan kurtulduğunu sanır. Konuşmaz. İçine atar. Zamanla geçmesini bekler.Ama bastırılan hiçbir duygu gerçekten kaybolmaz.İçeride sessizce büyür. Tam da bu noktada, insanın kendi içine gömdüğü o karanlığın bir gün nasıl kaçınılmaz bir hesaplaşmaya dönüşeceğini Carl Gustav Jung şu sarsıcı sözlerle fısıldar: "Karanlığı hayal ederek hiçbir zaman aydınlanamayız; aydınlanma ancak karanlığın farkına varılarak, yani onunla yüzleşilerek gerçekleştirilebilir. Bilincin farkına varmadığı her şey, dışarıda bir kader olarak karşımıza çıkar." Ve bir gün insan, kendinden uzaklaştığını düşünürken, yıllardır kaçtığı şeye dönüştügünü fark eder. Çünkü insan bazen karanlığını yok edemez, sadece üstünü örter. Üstü örtülen her gölge ise, gün gelir insanı kendi hayatının yabancısı yapar."
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gölge varsa ışık vardır. Vehim varsa gerçek de vardır bir yerde
Gençler..!
Sakın kişiliğinizi satıp, şunun-bunun sâyesinde bir yere gelmeye çalışmayın... "Saye" gölge demektir. Gölgeye girenin gölgesi olmaz... & Prof. Dr. Aziz SANCAR
Korku vardı kalbimde; ama bu, galiba, şekerde karbon, portakalda su oluşu, kahkahada ses oluşu gibi bir şeydi. Kırk küsûr yıldan sonra bir kadınla gidişin ilk aşka gidiş gibi, bir bilinmeze, bir ilk öğrenileceğe, öğrenilmesi alında yazılı olana gidiş gibi, sonradan alelâdeleşecek, ama ilkinde kan basıncını, nabzı, solunumu, salgı bezlerini değiştirmesi, beyni buğulandırması, karın, sırt, kol, bacak adalelerini germesi, insanın çoktan içli dışlı olduğu duyguların buzlu camlar üzerindeki gölge oyunlarına dönmesi ve, doğrusu bu galiba, mistikleşmesi.. binlerce ömrün bıraktıkları ile beslenen bir ömrün çırılçıplak kalıverişi ve on binlerce yıl önce mağaralarda yaşamış, sekiz, on heceli beş yüz ikinci dede ile yer değiştirmesi. Oğlumuz: Yarın Diye Bir Şey Yoktur
Kitap Alıntısı
Kitabı okurken en çok şu düşünce kaldı aklımda: İnsan kendinden kaçabilir mi, yoksa nereye giderse gitsin kendi “öteki”si peşinden gelir mi? youtu.be/ob8_q--AnWk?si=...
1000Kitap