Kevser

Kevser

, bir kitap okudu
Puan vermedi·352 syf.·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 23:00
·
2026 16. kitabı
Henry David Thoreau
7.9/10 · 2.120 okunma
Reklam
Bana aşktan, paradan, şöhretten ziyade hakikati verin. Dalkavuklarla dolu bir sofrada oturmuştum, kuş sütü bile eksik değildi ama samimiyet ve hakikat yoktu, bu misafirperverlikten yoksun yerden karnım aç ayrıldım. Hiç misafirperver değillerdi, buz gibiydiler. Onları dondurmak için buza bile ihtiyaç olmadığını düşündüm.
"Sabahın sakin ve lütufkâr nefesi her gün iyiliğe dönmeyi, bu sayede de erdemi sevip kötülükten nefret etmeyi sağlar. Kişi insanın ilkel doğasına biraz daha yaklaşır, tıpkı ormanın kesilip devrilmiş filizleri gibi. Benzer bir şekilde, kişinin bir gün zarfında yaptığı kötülük de erdemin yeni filizlenmeye başlamış tohumlarının gelişimini engelleyip onları yok eder."
Güzel bir bahar sabahında tüm insanların günahları bağışlanır. Böyle bir günde, kötülükle ateşkes ilan edilir. Böyle bir güneş yanmaya devam ederken, en aşağılık günahkâr bile doğru yolu bulabilir. Kendi masumiyetimizi yeniden kazanınca komşularımızın masumiyetini fark ederiz. Daha dün komşunuzu bir hırsız, bir ayyaş ya da bir şehvet düşkünü sanarak ona sadece acımış ya da onu hor görmüş ve dünyadan ümidinizi kes-miş olabilirsiniz. Ama güneş, sıcacık ve pırıl pırıl parladığı bu ilkbahar sabahında dünyayı yeniden yaratırken komşunu bazı yüce işlerle uğraşırken görebilir ve nasılyorgun olduğunu, zevk düşkünü damarlarının nasıl sakin bir neşeyle genişlediğini ve yeni günü kutsadığını, baharın etkisini bir çocuk masumiyetiyle hissettiğini ve günahlarının unutulduğunu fark edebilirsin. Onda yalnızca iyi niyetli bir hava değil aynı zamanda yeni doğan bir bebekteki gibi içgüdüsel olarak, belki de körü körüne ve beceriksizce ortaya çıkmaya çalışan bir kutsallık hassası da vardır ve kısa süreliğine güney yamaçlarında hiçbir aşağılık davranış yankı bulmaz.
Dünyanın geri kalanı için, darmadağın olmuş kültürlerin içinde doğanlar için, değişimi ve modernliği alış farklı biçimlerde ortaya kondu. Çinliler, Afrikalılar, Japonlar, Kızılderililer ya da Amerika yerlileri için, Yunanlılar ve Ruslar için, İranlılar,Araplar, Yahudiler ya da Türkler için modernleşme, sürekli olarak kendilerinden bir parçanın terk edilmesi anlamına geldi. Zaman zaman coşkuyla karşılandığında bile, hiçbir zaman belli bir burukluk olmadan, bir aşağılanma ve inkar duygusu olmadan yaşanmadı. Sindirilmenin tehlikelerini acıyla sorgulamadan. Derin bir kimlik bunalımına düşmeden.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Reklam