"Ahlakçıların saf bulup aldattığı halkın yapmaya asla cesaret edemediğine aristokratik bir yönetim cesaret etti. İngiltere hükümeti, fabrikaların mesaisini bir saat kısaltmak İngiliz sanayisine ölüm fermanı çıkartmaktır, diye felaket tellalları gibi car car öten sanayicilerin ve iktisatçıların pek yüksek ahlaki değerlendirmelerine kulak tıkayıp titizlikle uygulamaya geçirilen bir yasayla günde on saat- ten fazla çalışmayı yasakladı. Ve sonrasında da İngiltere, öncesinde olduğu gibi dünyanın en büyük sanayi ülkesi olmayı sürdürüyor."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İyi bir işçi tığla dakikada ancak beş ilmek atar, bazı döngüsel dokuma makineleri ise aynı sürede otuz bin ilmek atıyor. Yani makinenin çalıştığı her dakika işçinin yüz saatlik çalışmasına bedel ya da makinenin çalıştığı her dakika işçiye on günlük dinlenme süresi kazandırır. Dokuma sanayisi için geçerli olan bu durum, modern makinelerle yenilenmiş her sanayi kolu için de az çok geçerlidir. Ama biz ne görüyoruz? Makine kusursuzlaştıkça ve el emeğine sürekli artan bir hız ve kesinlikle üstünlük sağladıkça işçi de kendi dinlenme süresini o ölçüde uzatacağı yerde makineyle rekabete girişmek istercesine misliyle çabalıyor. Ah, saçma ve ölümcül bir yarış bu!"
"Emekçiler üretici sermaye birikimine bizzat katılmak suretiyle onları er ya da geç ücretlerinin bir kısmından yoksun bırakacak olan gelişmelere kendi elleriyle katkıda bulunurlar."
"5 Mayıs 1807'de, Ostró'dan şöyle yazıyordu Napoléon: Halkım ne kadar çok çalışırsa ahlaksızlık o denli azalacaktır. Erk bendedir [...] ve pazarları ayin saatinden sonra dükkânların açılmasını, işçilerin de işlerine gitmesini emretmek niyetindeyim. "