Songul

Songul
@golgotha
Tu wek rojê yî yara min, ji min nêzîk û hem dûr î Disotînî dil û ronî dikî, hem nar û hem nûr î
595 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Osmanlılar Kürt ülkesini didişme ve savaş alanına çevirmiş, Kürt mirlerini de Ali Osmani'nin savaşçısı ve sözcüsü yapmışlardı. Osmanlılar başka ülkeleri fethetmek üzere sefere çıktıklarında, sefer hazırlıklarını Kürt ülkesinde yapar, Kürtleri silahlandırır, onları da beraberinde götürürlerdi. Başkaları onlara saldırdığındaysa, bir yolunu bulup onları Kürt ülkesine çeker, orada haklarından gelirdi. Çünkü ülke sarp, ahalisi savaşçı, iklimi çetindi. Kürtler, "yiğit ölür nami kalır, öküz ölür gönü kalır" diyerek savaş meydanına atılırlardı. Arkasız, sahipsiz ülke enkaza, harabeye dönmüştü. Ülkenin bütün gelirleri, zenginlikleri, İstanbul'a, Osmanlı'nın payı tahtina gidiyor, sarayın yakut ve altın dolu hazinesine karışıyor, Kürtlerin payına da biçarelik, zavallılık düşüyordu. Osmanlılar Kürtlerin sırtını sıvazlar, onları halkın ve devletin fedaileri, yiğitleri, alpleri olarak nitelendirir fakat ilmin, irfanın, bilginin ve zenginliğin kapılarını onlara kapatır, bilgisizlikten ve cehaletten kurtulsunlar diye birlik olmalarını da engellerlerdi."
Reklam
"Atalarımızın düşmanları biz Kürtlerin dostu olamaz," derdi, "Osmanlı'nın ekmeği dizinin üzerindedir, insan onlara güvenemez. Dağ dağa çıkabilir ama onların huyu değişmez. İkiyüzlü bir dostluk, hileli bir siyaset, zorba bir bakış huylarının esasını teşkil eder. Fakat Allah'ın taşları da biz Kürtlerin başına yağmış. Biz Kürtler dağınık, başsız ve verimsiziz. Bilgisizlik ve cehalet bizi esir almış, kardeş kavgası bizi beş para etmez, zavallı duruma düşürmüş. Biz Kürtler birbirimize gazaba gelmişiz; yeğen amcaya, öbür yeğen dayıya, kardeş kardeşe, komşu komşuya..."
"Ey turna, alaca gözlü, mavi kanatlı... dünya, virane bir dünya, o dünya derdin, elemin dünyasıdır. Sevinç ve mutluluk benden, senden uzaktır. Ben kör, sen kırık kanatlısın. Ben karanlık bir gece yaşıyorum, sen tarifsiz bir acı çekiyorsun. Eğer ben görebilseydim, senin kanatların da sağlam olsaydı, kahrolası dünyaya iyiliği, cömertliği ve bahtiyarlığı gösterirdik. Sesimizle güller diker, ovaları, çölleri süslerdik, gökyüzünü rengârenk boyardık, kuşların, civcivlerin karnını doyurur, insanlara mutluluk dağıtırdık. Eğer benim dünyam karanlık, senin de kanatların ağır olmasaydı, yedi diyarı karış karış gezer, dünyanın ahvali için ses verirdik."
Zaman haindir, gelmiyor bana
"Vay vay, yüzlerce kez vay Beladan kurtulmayasın ey dünya Zaman haindir, gelmiyor benimle Ben Evdal'ım, Evdalê Zeynike'yim Neşenin aşığı ve hükümdarıyım Yeryüzünde bir gülüm Ama bugün evimden de firariyim."
''Xamûr'a gelmişim, düğün içine, Gördüm ki, Xamûrlu Gulê mendili almış eline, halayın geçmiş başına, Evi yıkılasıca Evdal'ın yüreği kabardı o anda, Hey hey güzelim, hey hey yaman kız Evdal'ım ben, dengbêjim Diz çökerim âşıkların, sazendelerin yanına, Bey divanlarında söylerim, Düğündeki nazenin yüzünden bugün, hem sağırım, hem sersemim."
Reklam