“Günümüzün kelimeleri, lakırdıları bana hiçbir şey anlatmıyorlar. Onlardan nefret etmesem de hiç hoşlanmıyorum onlardan.Daha doğrusu onları sevemiyorum. Bilmiyorum... Günümüzün kelimeleri, sözleri insan ve insanlığa karşı alçakça bir duruş sergiliyor. Sanki insanlıkla dalga geçiyorlarmış gibi. Sahtekârlık yapıyorlar, sanki kelimeler bir kaçış yeri haline gelmiş. Kendilerini ve sahte benliklerini gizlemek, kendilerini başka türlü göstermek isteyenler, günümüzün kelimelerine sığınıyor. Ah ah... nerede o kadim sesler, kelimeler! Eski milletlerin dilleri çok farklıydı. İçinde hem ses hem de mana vardı. Kelimeler süssüz ama dolu doluydu. Her kelime şiirden bir misra gibiydi. Dolu ve güçlüydüler, şeylere, hislere, fikirlere anlam veriyorlardı. Nerede o eski Yunan, Latin, Arap, Fars, Asur, Med dilleri!.. Nerede o 'A' ve 'O' harfleriyle dolu sesler! Bugün yoklar, kayboldular, bizi terk ettiler. Hepsi yitip gittiler. "