"Hafif pigmentli bireylerin daha koyu renkli olanlardan daha fazla sıtmaya maruz kaldığı iddia edilmektedir ve von Luschan Mezopotamya ovalarına göç eden sarışın Kürtlerin kademeli olarak ortadan kaldırıldığını varsaymaktadır.
Tropiklerin güçlü güneş ışığı, hafif pigmentli Avrupalılar için elverişsiz iken, daha koyu ırklar daha iyi korunur. Bu tür koşullar, onlara uzun süre maruz kalan popülasyonda kademeli bir tür değişikliğine neden olacaktır.
Bir popülasyonun bileşimi üzerinde hafif bir etkiye sahip olabilecek belirli hastalıkların görülme sıklığı ile bedensel biçim arasında bir ilişki olduğuna dair başka kanıtlar da vardır. Modern yaratılış araştırmaları bu nokta üzerindedir. Bunların ne kadar kapsamlı bir etkiye sahip olabileceği henüz belirlenmemiştir."
Feriha, Ceylanım
seni düşünüyorum
aşkı, aşkımızı düşünüyorum
canını, ruhunu, yüreğini düşünüyorum
o güzel, kısacık anlarımızı düşünüyorum
ben, arkadaşın, akılsız sevdalın,
bir büyük boşluğun içinde oturmuş düşünüyorum
zamanı, zamanın gazabını düşünüyorum, geçen zamanı.
Artık geri dönmeyecek geçen güzel anları,
artık her şey için geç, çok geç...
Varım, yaşıyorum, ne yazık ki varım ve yaşıyorum.
Şam'da, kahrolası bir hüzün içinde
seni düşünüyorum
ve dönüp bakıyorum da, ben sadece seni düşünmüşüm
şimdi de her zaman seni düşüneceğimi düşünüyorum.
"Kitap. Kitapların dünyası. Sihir ve keramet dolu bir dünya. Yaprakların arasından çıkıp gelen ve okuyucuyla sohbet eden bilginler, kahramanlar, korkaklar, yiğitler, serseriler, dilenciler hükümdarlar, fahişeler, güzeller, fetbazlar, kötüler, deliler, katiller, fesatlar, öksüzler, soytarılar, âlim ve âşıklar... Sayfaların arasından okuyucuya göz kırpan uzak diyarlar. Sayfalardan gülümseyen yabancı diller, gelenek-görenek ve kültürler... Farklı alfabeler; Kiril, Arapça, Latince... Kelime ve cümleler, dizeler. İsim ve lakaplar. Okumak; sağdan sola, soldan sağa. Okumak; renkli sayfaların arasında hiç yorulmadan sonsuz bir yolculuğa çıkmak. Kitap. Rakipsiz sevgili. Dilsiz dost. Bilginin yoldaşı."
Feleğin devranı kin tutuyor bize
Bahtımız kara, ciğerimizde yara
Meskenimiz şimdi ölüm döşeği
Uyu ciğerim uyu, loyi loyi
Ne mülk, ne sağlık, ne rahat
Talan edilmiş mutluluklarımız
Sürgün acısı çokça büyük
Uyu ciğerim uyu, loyi loyi
Emin Ali BEDİRXAN, 1906