Songul

Songul
@golgotha
Tu wek rojê yî yara min, ji min nêzîk û hem dûr î Disotînî dil û ronî dikî, hem nar û hem nûr î
"Karı ve kocayı birbirlerine bağlamak için kültürün kullandığı en güçlü olanak, onların heyecanlarını örgütlemeye ve kişisel davranışlarına biçim vermeye dayanır. Hayvanlar dünyasında ve insan toplumlarında evlilik ilişkileri arasında varolan temel ayrımları bize açıklayacak olan bu süreci daha yakından tanıma fırsatı bulacağız. Hayvanlar, halkaları peşpeşe gelen ve biri diğerinin yerini alan bir güdüler zinciri sunarken, insanın davranışı çok iyi örgütlenmiş bir heyecan, eğer psikolojide kullanılan teknik terimiyle söyleyecek olursak, bir duygusal davranış görünümü altında ortaya çıkar. Hayvanlar bize, organizmanın içinde geçen ve her biri doğuştan gelen tepkilerle belirlenen bir dizi fizyolojik olaylar sunarken, insanda sürekli gelişen bir heyecanlar sistemi buluruz. Birbirlerine aşık olacaklar karşılaştıkları andan itibaren, giderek zenginleşen bir heyecan sisteminin aşamalı gelişimine katılmış olurlar; mutlu ve uyumlu bir ilişkinin koşulu, bu ilişkinin sürekliliğine ve kararlılığına bağlıdır. Bu karmaşık davranışın bileşimine doğuştan gelen tepkilerden başka ahlaksal kurallar, ekonomik umutlar ve zihinsel ilgiler gibi toplumsal öğeler de katılır. Evlilik sevgisinin daha sonraki evrelerini büyük ölçüde belirleyen, ilk aşk girişimlerinde gerçekleştirilen biçimler olur. Öte yandan, iki sevgilinin aşk girişimlerini ve birbirlerine gösterdikleri ilgiyi belirleyen bu kez tasarlanan evliliğin olasılıkları ve yararları olur. Bir yandan, bu ön olaylardan yararlanarak gelecekteki tepkilerin şimdiden güncel düzenlemelerin üzerinde etkisini gösterdiğini, öte yandan, anıların ve deneyimlerin etkisi, yine bunun gibi geçmiş, şimdi ve gelecek arasında yapılan aralıksız düzeltmeleri göz önünde tutarak insan ilişkilerinin, neden hayvanlarda olduğu gibi birbirinden açıkça ayrı bir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Hayvanlar arası evlilik cinsel seçmeci bir girişimle başlarken basit bir gebelik olayı ile sonuçlanır ve doğuştan gelen evlilik bağının güçleriyle sürdürülür; insanlarda ise kültürel etkenlerin etkisiyle başlar, toplumsal onayla sonuçlanır ve toplumsal baskının çeşitli sistemleri sayesinde sürdürülür"
Evlilik Olgusu
"Hayvansal birlik, ne cinsel kızışmaya denk düşen dizginsiz bir tutku üzerine, ne cinsel kıskançlığa, ne erkeğin dişi üzerindeki genellikle hak iddialarına dayanır; yalnızca doğuştan gelen özel ve doğal eğilimler üzerine kuruludur. İnsan topluluklarında evlilik bağlarının niteliği tümüyle ayrıdır. İlkönce. cinsel birleşme hareketi yalnız başına henüz bir evliliği oluşturmaz. Evliliğin geçerli olması için özel bir törenle onaylanması gerekir, bu da tabulardan ayrılan toplumsal bir olaydır. Burada kültürün, toplumsal onaylamanın ve iki birey arasında yeni ilişkiler kuran bir biçimin gerçek yaratıcı eylemi karşısındayız. Bu ilişkilerin sahip olduğu güç, güdülerden değil, toplumsal baskılardan gelir. Yeni bağ, biyolojik bağlara göre dıştan ve yukarıdan gelen bir şeydir. Bu yaratıcı eylem gerçekleşmedikçe ve evlilik, kültürün gerektirdiği biçimde bir sonuca bağlanmadıkça, kadınla erkek sık sık cinsel ilişki kuramazlar, istedikleri kadar bir arada kalamazlar: Bunların ilişkisi, toplumun onayladığı bir evlilikten her zaman için çok ayrı birşey olacaktır. insan evliliğe doğuştan hazır olmadığı için, bir kadınla bir erkeği birbirlerine bağlayan bağ, tüm biyolojik koruyuculuktan yoksun kalacaktır. Bu ilişkiyi gerçekleştiren toplum olmadığına göre, kültürel destek de reddedilir. Gerçekte tüm toplumlarda, uygun toplumsal onayı almayan ve evliymiş gibi davranmak isteyen bir kadınla bir erkek, az çok sert bir cezayla karşı karşıyadırlar."
"Freudien okulun ileri sürdüğüne göre, bastırılmış arzular kendi doyumlarını folklorda, halk masallarında ve efsanelerde bulmaktadır; bunlara atasözleri, oyunlar, özdeyişler ve kimi tipik küfürler de katılabilir."
"Bizim durumumuzda artık çocukluğumuzdan veya gençliğimizdeki hatalarımızdan bahsetmenin artık bir anlamı yok, yapmamız gereken önümüze bakarak şimdiden sonra neler yapabileceğimize odaklanmak. O halde şimdi kötülüğün ilk nedenleriyle savaşmamız gerekir. Öfkenin sebebi de kandırıldığımızı veya haksızlığa uğradığımızı düşünmemizdir ki ilk olarak bu düşünceye odaklanmalıyız. Açık ve net olarak kötülüğe ve haksızlığı görsek de hemen öfkeye kapılmamalıyız. Çünkü bazı sahte şeyler bazen gerçek gibi görünebilir. Kendimize daima biraz zaman vermeliyiz çünkü zaman tüm gerçekleri ortaya çıkarır. Suçlamalara kulaklarımızı tıkamalıyız. Hoşlanmadığımız şeylere inanmak konusunda istekliyiz, fikrimizi belirtmeden öfkelenmeye meyilliyiz. Bu tarz insan doğasının özelliklerini bilip ona göre önlemimizi almalıyız." (...) Bu nedenle bilmediğimiz konularda kendimize zaman tanıyıp olayı araştırmalı ve hemen öfkelenmemeliyiz. Çünkü verilen infazın uygulanması ertelenebilir belki, ama uygulanan infaz ertelenemez."
Sayfa 57