Hayırlı geceler camia,
Eserin incelemesini yapmaya son anda karar verdim, son anların insanı olabiliyorum bazıları gibi ve de bazen. Neyse, öncelikle bu eserle beni tanıştıran Zehra kardeşime müteşekkirim :)
Gelelim esere, efendim öfkenin mahiyeti, öfkeli anlarda ne yapılması gerektiği, kendimizi öfkeye teslim etmeme yollarını, hayatın bir sonu olduğunu ve bunu da öfke ile heba etmememiz gerektiğini anlatmış Seneca bey.
Seneca gerçekten fikirlerine önem verdiğim bir filozof, bu eseri de yanıltmadı beni.
Okuyun ve okutun, baya tavsiye ederim. Hayırla kalın :)
Şuraya da sevdiğim üç beş alıntıyı koyuyorum, fikriniz olabilir:
#212866195#212855463#212865008
Seneca'nın Öfke Üzerine kitabını beğendim fakat eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Öncelikle konuya dair hiçbir şekilde bilimsel bir açıklama yapmamış kendi gözlemlerini aktarmış, tarihten bilhassa imparatorluklar ve krallardan bolca örnekler vermiş (çağına uygun olarak). Ayrıca kitapta öfkeyi ertelememiz gerektiğini, bastırmamız gerektiğini ısrarla söyleyip durmuş fakat bastırılan duygu yok olmaz daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkar ki Seneca bunu kitapta yazmamış. Öfkeye dair okunursa her şey çözülür diyebileceğim bir kitap değildi fakat yine de haklı olduğu birçok nokta vardı.
Çok beğendim. Kitap tam bir psikoterapi seansı. Öfkeye karşı bakış açısı ve çözünler sunuyor. Ölmeden önce okunması gerekenler listesine eklenmeli, mutlaka.
Mö 4-Ms65 yılları arasında yaşamış olan Seneca Roma döneminde yaşamış bir filozoftur. Aile durumu gayet iyi olan yazar, komutan ve imparatorların, kölelerini öfke ile nasıl cezalandırdığından örneklerle anlatım yapmış bu kitabında. Kitap 3 bölümden oluşuyor. Önce öfkeyi anlatmış sonra kötülüklerinden ve en sonda tedavisinden bahsetmiş. Günümüzde öfkelenmediğimiz hiçbirşey kalmadığı için herkesin okumadı gereken bir kitap. Çünkü hayat öfkelenilecek kadar uzun değil. Kendimize hakim olmamız gereken çok olayla karşı karşıya kalıyoruz. Sakinlik her zaman en iyisi.
Öfke duygusu ile ilgili bugüne kadar okuduğum bütün kişisel gelişim kitaplarını alt eden bir eser. Binlerce yıl öncesinde yazılmasına rağmen o kadar tanıdık bir iyileştirme ve o kadar tanıdık bir tanımlama geliyor ki hiçbir zaman eskimeyecek bir duygu dünyası yaratılmış bana göre.
Öfke nedir? Kime göre öfke ve neye göre öfke? İnsanın öfke üzerine aradığı bütün soruların cevabını bulduğu muhteşem bir yapıt.
Öfke duygusunu hiç bu şekilde anlamdırmamıştım şimdiye kadar. Geniş bir açıdan öfkenin tanımı yapılırken ve örnekleri verilirken o duygunun insana ve topluma hatta doğaya ve devlete verdiği zararları da somut bir şekilde görmek, insanı kendisini muhakemeye çekmesine sebep oluyor.
Peki öfkeyle nasıl başa çıkılır? Pratik çözümler ve önerilerle aslında daha önce duyduğum hadis olan, " Sinirlenen kişi otursun." Minvalinde çok güzel çözümler sunmuş. Mantıklı ve insan baş etmesi gereken sorunlar büyümeden alınması gereken bu çözümler aslında öfke üzerindeki kontrolden ziyade onu tamamen yok etmek üzerine.
Bana çok şey katan bu değerli kitap bir kişisel gelişim kitabından da öte bir rehber niteliğinde bana göre.
Seneca, belki de aldığı kararlar konusunda acımasız bir taraf sergilese de kitabın geneli iyi niyet sözcükleriyle dolu. Eser, öfkenin insandaki zararından ziyade, öfkenin nesillere ve düzenlere verdiği zarara dikkat çekmekte. Bunu kontrol etmekten ziyade yok eden kişinin ise aslında kendisinin efendisi olabildiğini kanıtlamakta.
Çoğu zaman kendini tekrar eden, akıcı olmayan Roma tarihinden verdiği örneklerle anlam bütünlüğünü bozan kitap. Seneca hayranlığınız yoksa tavsiye etmem, zor bitirebildim.
Seneca, 'Öfke Üzerine' adlı kitabında öfkeye yol açan durumları, bu durumlarda sergilememiz gereken tavrı ve en nihayetinde öfke sorununu nasıl ortadan kaldırabileceğimizi tartışıyor.
Seneca için öfke erdeme yakışmayan bir tutkudur. Hatta öyle ki öfkeli kişinin reaksiyonlarını vahşi aç bir hayvandan daha aşağı, ruhunu ise işkence altında olan bir ruh olarak görür. Ona göre öfke art niyetten ve kıskançlıktan daha beterdir, çünkü bunlar kişinin kötülüğünü isterken öfke o kötülüğü kendisi yapmak ister. Hiçbir iş öfke ile yapılmamalıdır, ve bence haklıdır. Bir durum, davranış karşısında verilecek olan cezanın hakedilmiş ceza olsa dahi öfkeyle verilecekse verilmemesi gerektiğini belirtir. Bilge kişi öfkeye başvurabilir, ancak kontrolü kaybetmiş şekilde değil. Ona göre bilge öfkeli olmamalıdır, gerektiğinde öfkeli görünmelidir.
Peki nedir öfkenin çözümü? Seneca'ya göre öfke zihnin gönüllü bir hatasıdır. Öfke bir dürtü ile patlar ve bu dürtü aklın onayı olmadan meydana gelmez. Aklın eğitemeyeceği hiçbir tutku yoktur. Ve ertelemeyi bilmek gerekir. Kitaptan alıntılarla açıklamamı tamamlayayım.
"Çünkü verilen infazın uygulanması ertelenebilir belki, ama uygulanan infaz geri alınamaz."
"İnsan karşılıklı yardım için, öfke karşılıklı yıkım için yaratılmıştır."
Öfkeyi her yönüyle anlatan güzel bir kitap. Eğer öfkeli bir insansanız size yol gösterecek nitelikte. Dili ağır değil, bir çırpıda okunabiliyor ve örneklemeleri de insanın ilgiyle okumasını sağlıyor.
M.Ö 4’de İspanya’ da Cordoba’da dünyaya gelmiştir. İmparator Nero’ya danışmanlık yapmaya kadar yükselmiş ve ne acıdır ki yine onun emriyle kendini öldürmüştür M.S 65.
Öfke hali bir tercih mi yoksa bir dürtü müdür?
Bilge kişi hatalara adildir hata yapana düşman değil onu ıslah edendir.
Amaç kötülükleri durdurmak değil onların zafer kazanmasını engellemektir
-öfkenin nasıl ortadan kaldırılacağı konusunda dört element olan ateş su hava ve toprak ile yapılan açıklamalar etkileyici. İnsan mizacında bunlara denk gelen sıcaklık soğukluk kuruluk ve nemdir demiş. Öfke en çok sıcak Yüreğin baskın olduğu mizaçlar da bulunur.
Öfke yükseldiğinde yaptıklarından pişman olmayan bir kişi yoktur ve öfkenin en büyük ilacı yavaştan almaktır.
-Hiç bir tutku yenmemiştir öfkeyi vahşi bir hayvan gibi davranmıştır bir çok kral ve imparator.
-Ve Ne yazık ki Seneca, Senin de ölümün de danışmanlık yaptığın ve öfkesini kontrol altına alamayan Nero tarafından olmuştur.
Öfke ÜzerineSeneca · Doğu Batı Yayınları · 2022383 okunma
Roma’ya küçük yaşta teyzesi tarafından getirilmiş ve Mısır valisinin eşi olan bu kudretli kadının gözetiminde büyümüştür. Babası atlı sınıfına (equites) üyedir ve derlediği söylevlerle Latin edebiyatında Rhetor Seneca ve Stoacı ahlak görüşleriyle tanınan Seneka, ahlakın temeline doğaya uygun yaşama ilkesiyle, bir bilge idealini yerleştirmiştir. Zamanın toplumunu bir vahşi hayvanlar topluluğu olarak gören Seneka, bilge kişisini, kendi kendine yeten, hazza olduğu kadar eleme karşı da duygusuz, korku bilmez, evrenin gerçek efendisi, erdemi özgür iradesinin sonucu olan ve ölümden korkmayan kişi olarak tanımlamıştır.
Her ne kadar Stoacı maddeciliği benimsemiş olsa da, Tanrı'nın aşkın olduğunu öne süren Seneca, pratik felsefeyi öne çıkarmış ve gerçek erdemle değerin, dışarıda değil de, insanın içinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca harici iyiler ve zenginliklerin, insana mutluluk sağlamayacağını da söylemiştir.
Seneca, ailesinin varlıklı olması sayesinde ünlü felsefeciler ve söylev ustalarından (rhetor) eğitim almış ve bilgelik sevgisi yüzünden genç yaşta retorikten (söylev sanatı bilgisi) sıyrılmış ve felsefe eğitimine ağırlık vermiştir. Pythagorasçı Sotion’dan dersler alarak onun gibi etyemez olmuş ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıştır. Daha sonra Attalus’a bağlanıp güzel kokulardan, şaraptan, istiridye ve mantar yemekten ve yumuşak bir yatakta uyumaktan vazgeçmiştir. Kynik Demetrius’u ve Papirius Fabianus’u da hararetle dinleyen Seneca’nın felsefeye olan aşırı düşkünlüğü babasını telaşlandırmıştır; çünkü İmparator Tiberius gençliği saran bu felsefe akımlarına hiç sıcak bakmıyor, garip kılıklı ve tavırlı bu kişileri Roma’dan uzaklaştırıyordu. Ayrıca Seneca’nın, yaptığı perhizlerden dolayı zaten narin olan bünyesi daha da bozulmuştu, sağlığı iyice kötüye gidiyordu. Babası, oğlunun sağlığını düzeltmek ve felsefeden uzaklaştırmak için onu ilk önce Pompei’ye, sonra Mısır’a gönderdi. Roma’ya MS 31 yılında dönen Seneca, kendini siyasete verdi ve quaestorluk (idam cezası vermeye yetkili hakim) elde ederek mahkemede avukatlık yapmaya başladı. Quaestor oldu, senato üyeliğine seçildi. Fabianus’tan öğrendiği keskin çelişkiler içeren, imalarla dolu kısa cümleli ifadeler kullanmada oldukça başarılıydı. Kıskanç İmparator Caligula’nın deyimiyle “kum taneleri” gibi akıp giden üslubu ölüm nedeniydi. Böyle başarılı bir konuşmacının kendi Roma’sında yeri yoktu. Ancak saraydaki bazı kişiler Seneca’nın hasta bir insan olduğunu ve çok az bir ömrü kaldığını söyleyerek İmparatoru zor ikna etti ve ünlü bir düşünürün yaşamını bağışlattı. İmparatoriçe Messalina, Caligula and Agrippina'nın kızkardeşi Julia Livilla ile Seneca arasında bir ilişki olduğuna ilişkin dedikodular çıkarınca, Seneca MS 41’de Korsika’ya sürgüne yollandı. Livilla ise öldürüldü. Seneca sürgündeki yaşamını felsefe yapıtları yazarak, bilim ve şiirle uğraşarak geçirdi. İlk yıllar kolay geçti, ama sonraki yıllarda Roma’ya dönme arzusu yüreğini iyice kaplayınca, Cladius’un azatlısı Polybius’a kardeşinin ölümünden dolayı yazdığı Ad Polybium De Consolatione (Polybius’a Teselli Üzerine) başlıklı yazısında hem ona hem de imparatora adeta yalvarmıştır. Ayrıca yine aynı ruh durumuyla annesine yazdığı Ad Helviam Matrem De Consolatione (Annem Helvia’ya Teselli Üzerine) yazısında da annesinden çok kendini teselli eder gibidir. Bütün bu yakarılarına karşın Seneca Roma’ya ancak Livilla’nın kardeşi Agrippina zamanında dönebilmiştir. Genç Prens Neron’un annesi Agrippina, tanınmış bir edebiyatçının, oğlunun eğitiminde önemli bir rol oynayacağını düşündüğü için Seneca’yı sürgünden çağırtmıştı. Neron’un tüm eğitimini üstlenen Seneca, ona çağının önemli kültür konularıyla ilgili dersler vermiş, ancak Agrippina’nın felsefeye pek sıcak bakmaması nedeniyle bu konulardaki derslerine bazı kısıtlamalar getirmek zorunda kalmıştır. M.S 54 yılında Claudius öldüğünde Neron on altı yaşında İmparator ilan edilince, Seneca muhafız kıtası komutanı Afranius Burrus ile birlikte idarede söz sahibi olmuştur. Ama filozoflara yakışmayacak yaşam tarzı ile savunduğu düşünceler uyuşmadığı için hakkında dedikodular çıkmasına engel olamamıştır. Bu arada Neron tümüyle anormal davranışlar içine girmiş ve annesi Agrippina’yı öldürtmüştür. Bunun ardından Burrus’un zehirlenerek öldürülmesi Seneca’yı saray yönetiminde tek başına bırakmıştır. Bunun üzerine tüm servetini imparatora bırakarak özel yaşamına çekilmeye karar veren Seneca, bu düşüncesini Neron’a açmış, ancak reddedilmiştir. İS 64’te meydana gelen büyük Roma yangınından sonra bu önerisini yinelediği halde imparator tarafından ikinci kez reddedilmiştir. Ancak Seneca bu kez kararlı davranmış, Neron’dan aldıklarının bir kısmını geri vererek siyasetten ayrılmıştır.
M.S 61-65 yılları Seneca’nın kendini tümüyle felsefeye verdiği en verimli dönemi oldu. Ancak M.S 65’te C. Calpurnius Piso’nun başı çektiği, Faenius Rufus, Plautus Lateranus ve şair Lucanus'un adının karıştığı Neron’a karşı düzenlenen bir suikast girişimine onun da adı karıştığı için, İmparator tarafından kendini öldürmesi emri verildi. Bütün yaşamı boyunca ölümün hiçe sayılması gerektiğini savunmuş olan Seneca, bu emri metanetle karşıladı ve M.S 65’te damarlarını keserek intihar etti.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Lucius_Ann...