son okuduğum iki kitap aydınlanma yaşamama sebep oldu.
peygamberin şarkısı, distopik gibi gelen her şeyin aslında yaşandığını söyledi. Ve "İnsanlar" bana bütün dünyada farklı ırk renk de olsak hepimiz aynı hayatı yaşadığımızı hatırlattı. Bir mucize olan milyonlarca spermin ve yumurtanın birleşerek bizi yaratması gibi, hepimiz doğuyor, büyüyor, biraz oyun oynuyor, okula gidiyor, biraz kitap okuyor ya da film izliyor, müzik dinleyip kendini bulmaya çalışıyor, ama sonunda dünden farkı olmayan günler yaşıyoruz. Ortalama 80 yıl, ya da 30.bin gün, birbirinin çokça benzeri günler. Hayat işte bu kadar. Ve dünyanın her yerinde böyle, farkımız yok, ama savaşmaya devam ediyor, hırslarımız ile bu kadarcık yaşayacağımız günü kendimize zehir ediyoruz. Hayat bir an sadece 30bin gün kadar.
devran dönecek... devran hep döner... dünya döner, yaşanan acılar her yerde aynıdır. Distopik de olsa, yazılanlar yaşandı, yaşanmaya devam ediyor. kalbim acıdı okurken, Eilish oldum, annem Eilish oldu, kızım Eilish oldu, kardeşim Eilish oldu... yaşananlar gerçekte de yaşandı. dünya dönmeye devam ettikçe de yaşanacak.
Köy Enstitülerinin hazin hikayesi ve ülkemizin dünyanın sayılı ülkeleri arasındayken nasıl geriye gitmesi için uğraşıldığını detaylıca ve tüm yönleriyle anlatılmış bir kitap. severek ve bir solukta okudum.
Cumhuriyet kazanımlarının bir bir nasıl feda edildiğini bir kez daha okudum ve içim kan ağlayarak yaşadığımız ülkenin içinin nasıl boşaltıldığını izledim. yüreğine sağlık Sema Soykan.
Nermin Yıldırım'ın okuduğum 2.kitabi. eline yuregine sağlık, kitabin gectigi yillarda yasanan olaylari kitabin icinde hiç farkettirmeden hatirlatiyor, balik hafızalı bir millet oldugumuz icin bu sekilde minik hatirlatmalar cok iyi oluyor. kitabi sevdim tavsiye ederim.
hayatimiz gecip gidiyor ve biz onu seyrediyoruz Esra Sert'in kitabı bize bunu anlatiyor, kendimize yardimci olacak miyiz yoksa ömrümüzün sonuna kadar izleyici miyiz? farkindaliklarimizi artirmamiz gerekiyor, hayat cok kisa...