Sahte Para Kuponu; içinde Tolstoy’un son dönem öykülerini ve çocuklarına yazdığı bir masalı barındıran öyküler seçkisi. Sahte Para Kuponu öyküsü dışındaki öyküler, geneli itibariyle durum öyküsü türünde kısa vasat öyküler.
Kitaptaki en uzun öykü, kitaba da adını veren Sahte Para Kuponu öyküsü. Bu öykünün ana teması iyilik-kötülük ve merhamet. Küçük bir kötülüğün, topluma yayılarak nasıl toplumu zehirlediğini, küçük bir dalganın nasıl büyüyerek fırtınaya dönüştüğünü görüyoruz. Kötülük nasıl bu kadar bulaşıcı etkideyse, iyilik de aynı şekilde o bulaşıcı etkidedir. Küçük görünen bir kötülüğe maruz kalan ya da o kötülüğün bir tarafında duran bir insan, oradan aldığı negatif enerjiyle başka bir kötülüğe kolayca meyledebilirken; bazen bir çocuğun masumiyeti bazen bir inançlının teslimiyeti, vakarı, bazen de bir tövbekârın, yaşamıyla ortaya koyduğu ikna edici tutarlılığı ve tövbesinin yaşamına yansıyan samimiyeti, çevresindeki diğer insanlara yol gösterici bir ışık olabiliyor. Öyküde hep bunu görüyoruz. İnsan, iyiliğe de kötülüğe de yatkın bir tür. Ancak bu iyi olma hali de kötü olma hali de karşılıklı etkileşimle belirlenebiliyor. Birinin yaşayışıyla anlamlı kıldığı iyiliğindeki ısrarı ve içsel duruşu, bir katile, cellada ya da kötücül mizaçtaki diğerlerine iyileştirici bir etki yapabiliyor. Aynı şekilde, kendine kazık atılan, aldatılan, haksızlığa uğrayan birisi de haksızlığın cezasız kalmasına içerleyerek kötücül bir zehirlenme geçirebiliyor. Tolstoy, bize insanın doğasında var olan iyi tarafın açığa çıkarılmasıyla toplumun ‘iyi’leşeceğini anlatmaya çalışıyor. Yani asıl mesele: insanın ‘içinde var olan iyi doğasını canlandırmak ve onu fıtratına kavuşturmak’. Bunu da insana inanarak, sebat göstererek, yılmaz bir süreklilik ve merhametle yapmak gerektiğini söylüyor. İnsan; kötülüğe de uğrasa, beklemediği yerden darbe yiyip hayal kırıklığı da yaşasa yahut zayıfa karşı gücü elinde bulunduran muktedir pozisyonunda da olsa daima merhamet etmeli mesajı veriliyor. Hatta Sahte Para Kuponu öyküsü dışında Fakir İnsanlar, Düşümde Ne Gördüm…, Çocukluğun Gücü öykülerinde de bu mesaj var. Okurken aklıma Necip Fazıl’ın “merhamet! merhamet!” diye inleyen Reis Bey ’i geldi. O da tüm dünyaya yayılmış bir merhameti arzu ediyordu.
Yine Sahte Para Kuponu öyküsünde, ölümü ciddi bir korku olarak taşıyan, yaşlılık zamanındaysa ölümü kabullenen Tolstoy’un, ölümü diğer dünyaya geçiş olarak gören tarafının, ölümü hiçlik olarak gören tarafını (ki bu tarafı Kazaklar romanında Yeroşka amca yine benzer cümlelerle savunuyordu) ikna ederek ölüm korkusunu yenişini de okuyoruz.
Yolcuyla Sohbet, Yabancı ve Köylü, Bereketli Topraklar öyküleri ise anı-öykü gibi geldi bana. Bu anı-öykülerde çoğunlukla kendi halkına inanan, köylüde yüksek bir potansiyel gören Tolstoy’u görüyoruz. Yabancı ve Köylü öyküsünde; Yabancı olarak köylüye yaşadığı hayatı kabullenmemesini, uyanmasını, karşı çıkmasını, Tanrı’nın emrine uyarak kendini düzeltmesini ve hakkını aramasını söyler Tolstoy. Zira köylülerin yaşadıkları bu sefil hayatın müsebbibi olarak, Tanrı buyruklarına riayet etmemeyi ve erdemsel yozlaşmayı gösterir. Bereketli Topraklar öyküsü aynı şekilde Tolstoy’un köylüye bakış açısını ve inancını yansıtıyor. Tolstoy, masumiyeti ve saflığıyla herhangi bir eğitimin yozlaştırıcı etkisine maruz kalmayarak kendi iradesini muhafaza etmiş olmasından dolayı çocukları ve köylüleri bozulmamış, her türlü iyiliğe açık birer ‘bereketli toprak’ olarak görüyor. Öykünün adı da bu anlayışı yansıtan bir metafor. Öyküde bu ‘bereketli topraklar’ın Tolstoy anlayışına göre nasıl ‘dikenli yabani otlar’ ekilerek bozulduğunu okuyoruz. Bu kısa öykülerin genel olarak betimleme ve süslü anlatımdan arındırılmış, sade bir anlatım üslubunu yansıttığını, çok fazla edebi kaygı güdülmeden yazılarak daha çok Tolstoy düşüncelerini açımlayan nitelikte olduğunu söyleyebiliriz.
Öykülerde yine alt metin olarak, son dönem Tolstoy’un odaklandığı şeylerden; kilise ve toplum düzenine ait eleştiriler de mevcut. Kendi gerçek Hristiyanlık anlayışını karakterlerine anlattıran Tolstoy, bir yandan da zihniyeti bozuk din görevlilerini ve sapmış din anlayışını yeriyor.
Tolstoy’un kitaba dahil edilen bir sayfalık kötü masalıysa, eğitimi ‘yozlaştırıcı’ bulan ve özellikle çocukların, yaşlıların ‘kör despotizminden’ ve ‘dogmalarından’ izole edilmiş biçimde kendi saflıklarını muhafaza ederek bir irade geliştirmelerini savunan bir zihniyetle çelişir nitelikteydi. Masalı dinleyip etkilenen bir çocuk, bilinçaltını kötü-sapkın ve bozuk bir fikirle-korkuyla bozarak büyüyecek ve bu bozukluk düzeltilene kadar da muhtemelen vejetaryen beslenecektir. Burada bir Tolstoy çelişkisi görüyoruz.
Kitabın en değerli kısımları bana göre; Sahte Para Kuponu öyküsü bir de Önsöz ve Sonsöz’dü. Özellikle otuz sayfalık Sonsöz detaylı bir Tolstoy incelemesi gibiydi. Bu yazının ufuk açıcı tarafları ve güzel tespitleri vardı. Ancak yazının tamamının doğru bir biçimde anlaşılabilmesi için biraz altyapı gerekiyor. Yine de bu yazının çoğunluğunun anlaşılmasına mani değil, bunu da söyleyelim.
Reis Bey'i sizin vesilenizle Resul Bulama, onun tavsiyesi ile de biz izledik:)))
Şimdi kitabı da listeye ekleyip, dalgayı başlatıyorum...
Kaleminize sağlık Emin hocam...
Bilmeden güzel bir dalgalanmaya vesile olmuşum, ne mutlu! :)) Kitaba adını veren öykü güzeldi, okumaya değer ama gerideki öyküler vasatı aşamıyor maalesef, baştan söylemesi :) Eserin tamamında Reis Bey çarpıcılığı yok...
Teşekkürler Zeyneb Hocam...