Gönderi

Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2016 29. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2016 09:31
İnceleme değil, daha çok kitap bende hangi duyguları uyandırdığını anlatmak isterim ki aşk bence incelenecek bir konu değil onu yaşamak gerekiyor. Ne çok hevesliydim Leylim Leylim’i okumaya! ... Şairin şair olarak değil de senin, benim gibi (normal) insanın yaşadıklarını, hissettiklerini öğrenmek ne güzel olur diye düşünmüştüm. Ama böyle olmadı… hem okuyordum, hem pişman oluyordum niye okuyorum diye… İki kişinin özel hayatına girmiş gibi hissettim kendimi… Sevdiği kadına yazdığı mektuplar artık herkesin görebileceği yerde. Yanlış bir sözün bulunması, bu ikilinin artık hayatta olmayışı onlar için hak etmediği hükümleri vermeye hazır olanlar için ne iyi fırsat… Evet, Ahmet Arif’in içten ve samimi mektupları böyle bir etki bıraktı bende. Buna rağmen iyi ki Leyla Erbil bu mektupları bizlerle paylaştı diyorum. Ahmet Arif’in ne kadar dobra ve aynı anda ince yürekli olduğu sadece şiirlerden değil mektuplardan da anlaşılıyor. Aşka ve sevgiye dair birçok alıntı yapılabilecek bir kitaptır Leylim Leylim. Leyla Erbil’in mektupları olmadığı halde, Ahmet Arif’in yazdıklarından anlaşılıyor Leyla Hanım’ın tavrı; Ahmet Arif’in istediği kadar olmasa da kendince sevmiştir Ahmed Arif’i. Kullanmış olduğu argo kelimeleri bence onun kızgın, sinirli, zaman zaman sitemkar olduğunu çok daha rahat anlatmayı yardımcı oluyor, yadırgamadım, hatta yerinde buldum diyebilirim. Leyla Erbil; onu seven erkeğin mektuplarını yayınlamak hiç de kolay olmamıştır. Samimi itirafları böyle ortaya saça döke herkesin önüne çıkarmak… Neler düşünmüştür kim bilir… Bu herkese göre değil. Mektuplaşma sonsuza sürecekmiş gibi idi ve okuduğum sayfanın son olmasına bir an inanamadım. Böyle bitmesin diye, içimden söylemek isterdim. P.S. Kitabın asıl değerlendirmesi bence budur #8169157. Daha içten daha güzel daha samimi okumadım.
1000Kitap
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
··
37 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Nina Hanım'cığım, merhaba, güz demek hüzün demek, sözleştiğimiz gibi Leylim Leylim'de buluşabilmek yeniden hazan günlerinde sizinle, ne güzel. Bu özel kitabın, özel mektupların, bende olduğu gibi sizde de derin izler bırakacağından şüphem yoktu hiç. Hislerimde yanılmamışım. Öncelikle güzel incelemeniz için teşekkür ederim. Ayrıca nazik tavrınızla beni de incelemenize dahil etmeniz hem şaşırttı hem de çok duygulandırdı beni. Teşekkürler. Çok naziksiniz. Bu yaştan sonra bana çok farklı duygular yaşattı Leylim Leylim, çok derin izler bıraktı yüreğimde, benliğimde. Okudukça, okudukça, ben benden gittim, öldüm, bittim. Evet belki de bu yüzden yorumumda yansıtabildim az çok mektuplardan aldığım hazzı, hüznü beraberinde... Okuduğum ve hissedebildiğim kadarıyla söyleyebilirim ki bu derece mahrem mektuplarının paylaşılmasını asla istemezdi Ahmed Arif. Anadolu erkeğiydi ve adeta ölümsüzleştirdiği, taptığı ve ilahlaştırdığı kadınına yazdığı onca çok ama çok mahrem ve muhteşem özel sözlerinin başkaları tarafından okunmasını istemezdi diye düşünüyorum. "sade, mezara kadar götüreceğim tek sevdasın." demesindeki derinlikte olduğu gibi. Kadın ruhuyla sanırım hemfikiriz sizinle. Leylim Leylim'i ilk okumaya başladığımda çok yadırgamıştım Arif'i. Okudukça ve derine indikçe anladım ki koca bir yüreği vardı Ahmed ARİF'in. Sevmek midir esas olan yoksa "sevmesini bilmek"midir? kırmadan, incitmeden, üzmeden, parçalamadan sevebilmek... tüm bunları yaşadım Leylim Leylim'de. Karşılıksız, çıkarsız, riyasız bir aşktı Leyla Erbil'e Ahmed Arif'in hissettikleri. Adam gibi "ADAM"dı, yürekten sevmişti kadınını, yücelterek sevmişti. Benliğinde, her bir hücresinde hissetmişti aşkını, sevdasını. Sözlerinde, o muhteşem dizelerinde dile getirmişti yüreğinden dökülenleri. Böyle aşklar kaldı mı ki günümüzde? Sanmıyorum, kalsa da okyanusun derinliklerindeki bir inci tanesi kadar enderdir diyebiliyorum özetle. "Ruh eşi" tanımıyla eşleştirdiğim ve varlıkta kavuşamayan, ruhları arafta kalan bu iki özel insanın aşkına mektuplarda bile olsa şahit olmak çok güzeldi. Çok ama çok özel ruhlardı çünkü. Koca yürekli ADAM Ahmed Arif ve tüm güzelliğiyle özel bir kadın olan, Ahmed Arif'i büyüleyen, deli eden onu defalarca yalvartan ve kendinden bir türlü kopartamayan özüyle, ruhunun güzelliğiyle bu sevdaya baş tacı olan "KADIN" Leyla Erbil'e rahmet diliyorum. Tüm kalbimle dilerim ki bir gün arafta kalan ruhları birleşir bu dünyada olmasa da farklı bir boyutta... "Gözlerinden, burnunun üst dudağına düşen fark edilmez incecik gölgesinden öperim canım. Öperim ömrüm. Yaşşa! " ~Leylim Leylim~
Nina
Gönderi Sahibi
Dostamisc Bey, seçiminizi beğendim, yıllar önce Germinal’i okumuştum ama tekrar okumak iyi olur. Emire Hanım da tamam diyorsa beni okumaya başlamış olarak sayın.
Nina Hanım elinize yüreğinize sağlık, güzel incelemeniz için. Burada ben de dahil olmak üzere, eminim birçok okur arkadaş, rahatsız olmanız konusunda aynı fikirdedir. Zira iki kişi arasındaki özel şeylerdir konu olan. Özel şeyleri üçüncü şahısların bilmesi de o denli yakışıksız bir durum. Ne var ki bu ve benzeri özel içerikli dökümanların muhatapları, topluma mal olmuş kişiler ise durum değişiyor, bir başka özelliğe bürünüyor. Ahmed Arif ve Leylim Leylim’i bu sefer değerlendirmem farklı bir açıdan olacak. Uzun bir zaman önce burada, yine Ahmed Arif-Leyla Erbil yorumları yapılırken bir okur arkadaşım sitemde bulunmuştu. O okur arkadaşım özetle, Ahmed Arif’in Leyla Erbil’e olan sevdasının ön plana çıkartılarak siyasi yaşamının ve kişiliğinin görmezden gelinmesi ve onun gölgelenmesi, yok sayılma çabalarının var olduğunu öne sürmüştü. Konunun uzamaması ve bu güzel insanların yattıkları yerde huzurlu olmaları adına o gün bu konuda bir yorum yazmamıştım. Ancak o gün bu gündür içimde kalan bu konu hakkında ki düşüncemi bu vesile ile yazma gereği hasıl oldu. Eleştiren arkadaşımın düşüncesinin bir kısmına katılırken, aslında olaya tamamıyla böyle bakılırsa yanlış sonuçlara gidilebileceğini söylemek isterim. Şöyle ki, Ahmed Arif siyasi düşünceleri yüzünden çok çekmiştir. Demir parmaklıklar ardında çok prangalar eskitmiştir. Takiplerden gözünü açamamış, dayanaklı-dayanaksız suçlamalardan çok canı yanmıştır. Bunların hepsi doğru. Ancak vatan, doğa, insan sevgisi, Leyla’ya olan aşkıdır bu şiirleri ve mektupları yazdıran Ahmed’e. Şiirleri, mektupları olmasaydı ne Ahmed’in siyasi mücadelesi, ne siyasi kişiliği ve ne de demir parmaklıklar ardındaki çilesi geniş toplum kitlelerince bu denli bilinemeyecekti. Yaşamın da bir gerçeği, doğallığıdır sevdalanmak. Bir başka gerçek daha var ki o da sevmek, sadece birilerinin tekelinde değildir; devrimci de bir kadın ya da bir erkek de sever, aşık olur. Kusura bakmayınız uzun oldu, bu nedenle özür dilerim. Ama bunları yazmalıydım. Güzel incelemeniz için tekrar teşekkür ederim Nina Hanım. Yine sizin de vurguladığınız üzere, Emire Hanım’ın güzel inceleme ve yorumlarının olduğuna katıldığımı belirtmek isterim.
Nina
Gönderi Sahibi
Teşekkürler, Dostamisc Bey, ara sıra sevindirin bizi, böyle güzel yorumlardan bulunun ki içimiz açılsın :)