Gönderi

KABUĞUNU KORUYABİLEN VAR MI?
10/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2021 17:51
Kim çiziyor insana dair sınırları? İçine sığındığımız kabuklarda mı yaşıyoruz? Peki senin kabuğun ne kadar baskıya dayanabilir? Ya esnemezse, kırılıverirse? Daha önce farkına varmadıysanız, içine hapsolduğunuz bir kabuğunuz olduğu gerçeğiyle yüzleşmenizi sağlayan bir eser bu. Kabuklarınızın sınırını zorlayan.... Bir kuşağın yaşanmışlıklarını üç farklı kadının iç sesinden dinliyoruz kitapta. Birincisi giydirmekle, ikincisi pişirmekle, üçüncüsü yemekle hayata direnen, gerektiğinde çareyi kabuğuna çekilmekte bulan, akıl ile deliliğin sınırlarında gezen üç kadının iç sesi... Ancak giyme, pişirme ve yeme kısmı bildiğimiz anlamlarının çok ötesinde. İnsan her sayfada bu anlamların içinden geçtiğini hissediyor. İnat da var, inkâr da. Okumalısınız, kelimelerim yeterli değil anlatmaya. Bir de 'öteki' var ki içlerinde, sayfalar ilerledikçe beni yerime çiviledi. En çok onun etkisinde kaldım. Kabuklar değişik değişik ama hikâye temelde aynı: Kendi kabuğunu koruyabilmek. Koruyamazsan sonuçlarına katlanabilmek. Katlanamazsan çekip gitmeyi kabullenebilmek. Çekip gidemiyorsan kendine yeni bir dünya kurmayı başarabilmek. Bilmek yani... Çünkü kadınlar bilirler. Annen biliyordu, onun annesi de, teyzen, kızkardeşin, sevdiğin kadın; hep bildiler. Dikkatli baksaydın her birinin dağılan bir katmanın yıkıntılarından yeni bir dünya kurduğunu görecektin. Yeni kabuklardan yeni korunaklar yaptıklarını... Tonlarca basınç uygulayan dünyayı sırtında taşıyan kadınlar, içine sığındıkları kabukları kırılmasın diye mücadele veriyorlar. İnatla, dirençele verilen bu savaş tek bir ganimet uğruna veriliyor: SEVGİ. Bir yandan da savaşın en kanlı sahneleri niye hep otuzlu yaşlarda geçiyor diye düşündüm ki “Karakterlerimin üçünün de 33 yaşında olmasının bir nedeni var. 33 yaş insan ömrünün zirvesi. Bedenen, ruhen en sağlıklı olduğumuz yaş. Oysa benim kızlar hayatlarının en zor dönemecinden geçiyorlar 33 yaşında. Bedenen ve ruhen perişanlar.” demiş yazar. Hep kadınlarından bahsettiğim bu kitabın erkeğe karşı bir tavrı olduğu düşünülmesin. Tam tersine, birçok yerde ‘onlara karşı değil, onlarla beraber’ alt mesajıyla karşılaşıyoruz. Neredeyse bitmesin diye katık edercesine okuduğum kitapta ‘kim kimdi’ açmazına düştüğüm çok oldu. Ancak sayfalar boyu bir karakterden diğerine sohbet edercesine, soru sorarcasına yapılan geçişlerde bu sorun kendiliğinden ortadan kalkıyor. Hem kendinin, hem ötekinin öyküsünü bu kadar sıkmadan anlatan karakterler yaratmak da bir tiyatro yazarına yakışırdı. Tiyatro Boyalı Kuş ve Bab-ı Tiyatro’nun kurucusu olan Zeynep KAÇAR’ın yazar, yönetmen ve oyuncu olarak birikimleri 40 yaşında yazdığı bu eserde hayat bulmuş. Her ne kadar "Hayata rezil bir ailede başladıysanız, ömür boyu benzer duvarlara çarpar durursunuz." düşüncesiyle yola çıksa da kitabın sayfalarına sakladığı umudu görmezden gelemiyoruz. Ne demişti Tolstoy Anna Karenina’da? “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu var.” Bütünüyle mutlu olmak diye bir şey yok. Tıpkı hayatta bütünüyle mutsuzluğun olmadığı gibi. Sıra dışı bir aile, adı ile müsemma bir eser. Ben çok etkileyici buldum. Okursanız ayırdığınız zamana değecek.
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,635 okunma
··
2.715 Gösterim
10 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Beni bu kitabın varlığından haberdar ettiğiniz için çok teşekkür ederim Neşe. İnceleme mükemmel. Kaleminize sağlık. En kısa zamanda okunmak üzere kütüphaneme eklendi. ☺️🌸
Neşe
Gönderi Sahibi
https://1000kitap.com/mteacher, https://1000kitap.com/ogretmendennotlar takipte olacağım. Keyifle okuyun lütfen. 💐
Biri sürekli dikti, başkalari bari güzelleşsin diye mi? Biri sürekli pişirdi, mutfak kokusu aile kokusunu hatırlatıyor diye mi? Biri de sürekli yedi sevgi ve kabul görmek için mi? Bir zincir mi, kabuk mu? Elimizde olmayan bir şey. Bu roman bana hep bir şiirin parçasını hatirlatıyor. "Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında" Eserin içeriğine girmeden hissiyatı bu kadar güzel anlatılabilirdi ancak. Ellerin dert görmesin Neşe⚘
Neşe
Gönderi Sahibi
Bilge, bir eseri incelemeye çalışırken içeriği hakkında gerektiğinden fazla ip uçları vermemek için oldukça zorlanıyorum. Vermek istediğim mesajları da kısıtlayan bir durum bu ama aksini yapmak da henüz okumamış olanlara haksızlık. Yine de senin gibi çok sevdiğim ve edebiyat bilgisine değer verdiğim bir arkadaş ‘olmuş’ diyorsa benim de içim rahat etti. 😊😉 Ne güzel bir şiirle ilişkilendirmişsin eseri. Hissiyatını severim senin. 🥰 Zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim canım. ♥️💐♥️
İncelemenden tam bir cendere anladım. Kaos da denebilir. Bazı kadınlar da tıpkı 3. Sınıf ülkeler gibi kaosla, mutsuzluk ve umutsuzlukla beslenir bunu çok iyi biliyorum. Ve evet çoğu zaman bunun sebebi de mutsuz aileleri ve 33'e gelene kadar gerçekten sevilmemeleri. İlk aşkı babası olan bir kadın o baba tarafından sevilmezse ondan sonra gelen bütün erkeklere geçmiş olsun. Ağzıyla kuş tutsalar kuşun cinsiyeti sorgulanır, kaos başlar. Mutluluk ve mutsuzluk ailede başlar, sonrası ona biat eder. Bir erkek gözüyle yorumladım ama genel olarak insanoğlunun macerası budur. Kısaca; mutluluk da mutsuzluk da ailenin elçisidir. Geri kalan tüm bahaneler onun dulu ve eltisidir. Eline sağlık, çok heyecanlandım okurken 😊👍
Neşe
Gönderi Sahibi
Mutsuzluktan beslenen kadınlardan Allah hepimizi korusun Çağlayan. Felaketin ta kendisi onlar. Dibe çekerler insanı. Gördüğümüz yerde kaçalım:) Aslında her şeyin kaynağı aile ama hepimiz güllük gülistanlık ailelerden çıkmadık. Rotamızı iyilik ve güzelliğe çevirmeyi bildik. Önemli olan da bu bence. Kedere teslim olmak yok. Ne güzel demişsin; genel olarak insanoğlunun macerası bu. Kadına ya da erkeğe indirgememek lazım. Zaman ayırdığın için ben de sana teşekkür ederim. Bence hemen oku, seveceksin. 😉
Yine çok duru, içten bir Neşe yorumuydu, uzun süredir listemde bu eser, ruhsal durumuma güvenemiyorum sanırım :) Öğrenilmiş çaresizlik diye bir şey var ya hani. Kadının en büyük talihsizliği kendini keşfetmesine uygun zemin bulamamak, hep ruhsal ve toplumsal baskılarla sindirilmek, içsel güçlerinin ve neler yapabileceğinin bilincine varamamak... Kendini görememek... Gönlünüz varolsun🌹☘️
Neşe
Gönderi Sahibi
Kırpar mıyım hiç Ferah, kesik uçla yazasım geldi:))
1k'ya günde 15-20 dakika girebildiğim acayip günlerden geçiyorum:) İşler nefes aldırmıyor... Eğer bu incelemeyi kaçırsaydım çok üzülürdüm Neşe hanım:) O kadar sık karşıma çıkan bir kitap ki, daha önceden birkaç defa daha kitabı araştırdığımı hatırlıyorum... Ancak sizin yazdıklarınız sayesinde şu an kitapla ilgili öğrenmem gereken her şeyi zihnime kaydettim... Sizi bu denli etkilemiş olması da harika bir referans benim için... Kabuk metaforunun sayfalarca yazdıracak kadar güçlü bir potansiyeli var. Belli ki yazarımız iyi altından kalkmış bu işin... Her kitabın kişiye göre değişen bir okunma zamanı var malum... Umarım ben de, benim için doğru bir zamanda alır okurum bu eseri... Emeklerinize sağlık... Keyifli okumalar...
Neşe
Gönderi Sahibi
Takip ettiğim okur arkadaşların her birinin görüşleri ayrı değerli benim için. Onlardan biri olan Necip Bey zaman ayırıp da karaladıklarımı değerlendirince “Yaşasın, iyi bir iş çıkarmışım!” deyip seviniyorum. 😊 Merak ettiğiniz bir kitap için güvenilir bir referans olarak görmeniz beni çok mutlu etti. Yararlı olmuşsam ne mutlu bana. Hakikaten de kabuk metaforu kalemi peşinden sürükleyip götürüyor. Yazar edebiyatımıza muhteşem bir eser kazandırmış. Okuyup da sevmeyecek olan azdır herhalde. İş yoğunluğunuz için size kolaylıklar dilerim. Eseri okuma zamanınız geldiğinde nasıl yorumlayacağınızı merakla bekliyorum Necip Bey. Değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim.