Gönderi

Hakikaten o Caesar!
10/10
·400 syf.··
2020 66. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2020 16:56
Antik Roma'nın en tanınmış komutanı, fakir halka iş, aş yerine ucuz ekmek veren ve gücü arkasında toplayarak cumhuriyeti bitiren diktatör Caesar'ın etkileyici hayat hikayesini öğrenmek isteyenler bu kitabı almakta tereddüt etmesinler. Gayet sade dili ile akıcı olan bu kitap sayesinde tarihe adını altın harflerle yazmış büyük bir deha ile tanışacaksınız. Anlatılmaya değer hayatlardan. Bu büyük diktatör'ün hayatına bakacak olursak Gaius Julius Caesar (MÖ. 100-44), Roma’nın en güçlü askeri ve politik liderlerinden biri kabul edilir. Soylu bir aileye mensup olan Caesar, aynı zamanda güçlü bir hatip ve iyi bir yazardı. Erken kariyerinde hareketli bir hayat geçirerek Anadolu’da bulunan ve seferlere katılan Caesar, Doğu Akdeniz korsanları ile savaşmış ve başarılı olmuştur. Romalı Devlet Adamı Sulla ile olan politik düşmanlığından dolayı uzun süre Roma dışında yaşamıştır. Sulla ölünce Roma’ya dönmüş ve başarılı bir biçimde avukatlık, aedillik (belediye başkanlığı) ve tribunluk (bakan) yapmış, fakir halka bedava yiyecek ve gladyatör gösterileri sağlayarak halkın sevgisini kazanmıştır. Bu sırada Pompeius Magnus, MÖ. 63’de tüm askeri görevlerini başarı ile bitirmiş olarak Roma’ya gelmiştir. Ancak Senato, Pompeius’un gücünden çekinerek ona karşı tavır almıştır. Bu nedenle Pompeius, Caesar ve Crassus, Senato’ya karşı güçlerini birleştirmek amacıyla I.Triumvirlik’i (Üçlü Komisyon) oluşturmuşlardır (MÖ. 60). Caesar’ın kızı Julia’nın Pompeius’la evlenmesi ile de birlikte daha güçlü olan üç arkadaştan Caesar, kendini konsül seçtirerek, Halk Meclisi tarafından Pompeius’un askerlerine toprak verilmesi yasasını kabul ettirmiştir. Bundan sonra Crassus’a Suriye valiliği, Pompeius’a İspanya ve Afrika valiliği, kendisine ise konsüllük görevinin bitmesinden itibaren beş yıl sürecek olan Cisalpina Galya (Günümüz Fransa) ile İlirya (Balkanlar) valiliği ve güçlü bir ordu verilmesini sağlamıştır. Galya’ya geçtiğinde buradaki Galyalıların savaşçı Germen göçebeleri tarafından tehdit edildiğini görmüştür. Önce, Galyalıların yardımı ile Germen boylarını bir bir yok etmiştir. Sonrasında ise Galyalı kabileler arasındaki mücadelelerden yararlanarak Manş Denizi kıyılarından Ren Nehri’ne kadar olan geniş toprakları Roma Devleti’ne katmıştır. Üç arkadaş Roma’dan uzakta iken, yönetimdeki adamları güç kavgasına başlamıştır. Bu nedenle I. Triumvirlik’tekilerin arasında güvensizlik başlamıştır. Buna rağmen Triumvirlik, MÖ. 53 yılına kadar sürdürmüştür. Ancak, önce Crassus’un M.Ö. 53'de Carrhae muharebesinde Partlar daha baştan çabuk davranarak Romalılara 10.000 oklu süvari ve 1.000 deveyle saldırdılar. Crassus teslim olmak istediyse de, Partlar öyle vahşice saldırdılar ki, yalnızca askerlerinin dörtte biri kaçıp hayatını kurtarabildi. Partlar bu paragöz adama duydukları öfkeyi herkese göstermek için ona özel bir son hazırladılar. Crassus'u boğazından aşağı erimiş altın dökerek öldürdüler. Crassus’un Harran’da Partlarla savaşırken öldürülmesinden sonra Pompeius’un eşi ve Caesar’ın kızı olan Julia’nın doğumda ölmesi ile Triumvirlik son bulmuştur. Bunun üzerine Pompeius, Afrika’da kalmak yerine Roma’ya dönmüş ve Senato’yu kendi yanına çekerek, MÖ. 49’da diktatör seçilmiş ve tüm gücü eline geçirmiştir. Bunun üzerine Caesar, bir elçisini Roma’ya göndererek meclise ültimatom sunmuştur. Senato ise Caesar’ın Galya’daki valiliğinden ayrılmasını ve ordusunu bırakarak Roma’ya dönmesini emretmiş, bu şartları yerine getirmezse Cumhuriyetin düşmanı ve vatan haini sayılacağını bildirmiştir. Bunun üzerine Caesar, tecrübeli ordusu ile Galya’dan hareket ederek, hızla Roma’ya doğru yola koyulmuştur. Caesar’ın bu hareketine karşı Senato ve Pompeius’un elinde, sadece acemilerden oluşan tecrübesiz bir oldu bulunuyordu. Bu nedenle Pompeius ve Senato mensupları, Roma’dan Yunanistan’a doğru çekilmişlerdir. Caesar ise hiçbir direnişle karşılaşmadan Roma’ya girmiştir. Bir kısım kuvvetlerini ve subayı Marcus Antonius’u yönetici olarak burada bırakmış ve kendini tekrar konsül seçtirerek hızla İtalya ve İspanya’daki muhalifleri bastıran Caesar, Pompeius’un peşinden Yunanistan’a girmiş ve MÖ. 48’de yapılan Farsalus Savaşı ile Pompeius’un birliklerini bozguna uğratmıştır. Yenilen Pompeius Mısır’a, XIII. Ptolemaios’un yanına kaçmıştır. Caesar ise Pompeius’un peşinden Mısır’a doğru yola çıkmıştır. Bunu duyan XIII. Ptolemaios, Pompeius’u öldürterek, kesik başını Caesar’a sunmuştur. Bu sırada Mısır’da Ptolemaios ile kız kardeşi ve eşi olan VII. Kleopatra arasında iç savaş çıkmıştır. Caesar ise Kleopatra’nın tarafını tutmuştur. Bunun nedeni ise Caesar’ın zeki ve güzel Kleopatra’ya aşık olmasıdır. Neden her ne olursa olsun Kleopatra ile birleşen Caesar, MÖ. 47’deki Nil Savaşı’nda XIII. Ptolemaios’un ordusunu bozguna uğratmış ve Kleopatra’yı Mısır kraliçesi olarak tahta geçirmiştir. Caesar’ın Mısır’da kaldığı süre içerisinde Mısırlılar tarafından bir firavun gibi ağırlanmıştır. Aynı zamanda Kleopatra ile yaşadıkları aşk sonucunda bir erkek çocukları olmuştur. Caesar’ın diğer eşinden hiçbir erkek çocuğu bulunmamasına rağmen Roma kanunları, Romalı bir yöneticinin yabancı bir kraliçe ile evlenmesini uygun bulmuyordu. Bu nedenle Kleopatra ve Caesar hiçbir zaman evlenmemiş, ancak arada sırada Caesar’la görüşmek amacıyla Roma’ya yaptığı ziyaretler sayesinde zengin Romalı halk arasında kültür ve eğlence dünyasında Mısır modası başlatmıştır. Birkaç ayını Mısır’da geçiren Caesar, Kırım’daki Pontos kralı II. Farnekes’in Karadeniz’e saldırdığı haberini alarak hızlıca kuzeye ilerlemiş ve Anadolu’ya geçerek MÖ. 47 yazında Zile’de Farnakes’i bozguna uğratmıştır. Ardından Afrika’daki Pompeius destekçileri ile hesaplaşmak için Afrika’ya giden Caesar, MÖ. 46’da Thapsus’da yapılan savaşta, eski cumhuriyetçiler olan Cato ve Metellius Scipio’nun ordusunu bozguna uğratmıştır. MÖ. 45 yılında Hispania Eyaleti’ne (İspanya) geçen Caesar, son muhalifleri de Munda Savaşı’nda yok etmiştir. Galya’dan Roma’ya döndüğü andan itibaren yasalara aykırı olarak 5 yıl süre boyunca tekrar tekrar konsül seçilen Caesar, görünürde Cumhuriyet kurumlarına herhangi bir zarar vermemiş ve meclislerin görev yapmasına izin vermiştir. Buna rağmen MÖ. 44 yılında ömür boyu diktatör seçilmiştir. Tüm kurumların üstünde görev yapan Caesar, emir ve kararnameleri Senato ve diğer meclislere danışmadan çıkarmıştır. Senato, Caesar’ın seferlerde olduğu sırada, adına onur payeleri (vatanın babası vb.) vermiştir. Bu gelişmelere ek olarak Caesar, fakir halkın gözünü boyamak için bedava yiyecek dağıtmış, düzenlediği kutlamalar, törenler ve gladyatör oyunları ile halkın desteğini kazanmıştır. MÖ. 63’deki görevleri sırasında Pontifex Maximus rütbesi ile Roma takviminde düzenlemeye gitmiştir. Önceleri Ay yılına göre hesap edilen takvim yerine Caesar, Mısırlılardan aldığı, her dört yılda bir artık yıl hesabına dayalı 365 günlük Güneş Takvimi’ni uygulamaya koymuştur. Ayrıca Roma’nın, başta Mısır olmak üzere diğer eyaletlerden getirdiği tahıl ticaretini düzenlemiş, fakir halka dağıtılan tahılın kendi seçtiği adamlarının ihaleleri ile satılması için çeşitli yasalar çıkarmıştır. Caesar döneminde Roma’da birçok kamu binası ve tapınak inşa edilerek bayındırlık faaliyetleri de gösterilmiştir. Halkın Caesar’a sevgi duymasına rağmen, Senato’daki cumhuriyetçiler onu yok etmenin bir yolunu arıyorlardı. Sonunda Marcus Brutus ve Gaius Cassius önderliğindeki cumhuriyetçiler, senatodaki bir oturum sırasında Caesar’a bir suikast düzenleyerek onu öldürmüşlerdir (15 Mart MÖ. 44). Buradaki olağanüstü hıza dikkat çekmek isterim tüm insanlık tarihinde mümkün olabilmiş en yüksek askeri harekat hızı Antakyadan Zela=Zileye 36 saat! O çağda, bu kadar geniş coğrafyada bu kadar hız, etkinlik ve kabiliyet inanılmaz! Gerçekten Caesar çok etkili, zeki ve dirayetli bir komutan. Kitap iyi bir araştırma-inceleme ürünü olmuş. Plutarkhos gibi dönemin büyük yazarlarının yanında Caesar'ın kendi seferlerini yazdığı kitaptan da faydalanan yazar, okuyucuya güvenilir ve detaylı bilgiler sunmuş oluyor. Kitaptan şunu öğreniyoruz, hakikaten o Caesar!
Tarih
Julius CaesarPhilip Freeman · Kronik Kitap · 2019406 okunma
··
4 +1'leme
·
479 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kalemine sağlık, faydalı bir yazım olmuş. Tarihe şekil vermiş karakterlerin biyografisi her daim ilgimi çekmiştir. Söz konusu Roma gibi büyük bir medeniyet olunca daha da ilgimi çekiyor doğrusu. Augustus'tan Neron'a kadar birkaç biyografi ve biyografik roman okunmak üzere sırasını bekliyor mesela elimin altında. İş Bankası serisinden Adrian Goldsworthy'nin Ceaser'ını temin ettim ben de, fazlasıyla merak ediyorum, inceleme için tekrar teşekkürler..
Tengrigen
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Caesar, büyük adamlardan. Diktatör olduğu için sürekli kötülenir, ama bu yaklaşım gerçek dışı. Sık sık söylerim, Roma Tarihi okumamış biri tarih seviyorum demesin. :) İş bankasındaki kitabı seçerek doğru tercih yapmışsın, benimde alışveriş listemde olan kitaplardan. Yazıyı Beğenmene sevindim.