Bir ay içinde okuduğum, serinin beşinci kitabı da bitti. Dune Sapkınları benim için farklı bir serüven oldu. Önce biraz konudan sonra da fikirlerimden bahsedeceğim.
Kitabın girişinde Frank Herbert'in ve Brian Herbert'in önsözü ile başlıyoruz okumaya. Frank sadece Dune aşamalarından bahsetse de Brian daha açıklayıcı bir önsöz yazmıştı. Klasik Dune serisinin beşinci kitabını yazma sürecinin Frank Herbert için zor geçme nedeni olan Beverly Herbert'e (Frank'in eşi) 1974'te akciğer kanseri teşhisi konulmasından da bahsetmiş Brian. 1983'de babası ile telefonlaşmasına, seriyi yazma süreci ile ilgili sohbetlerine de değinmiş
Gelelim konuya,
Leto'nun 3500 yıllık hükümdarlığının sonlanmasının üstünden 1500 yıl geçmiştir. Ancak Altın Yol sona ermemiştir. Leto'nun farkındalık incileri evrenin her yerine yayılmış, baharat stoğu hâlâ bir sır olarak kalmış ve Dağılış döneminde milyonlarca insan medeniyeti terk etmiştir.
Dune; Leto ile Arrakis'e ve şimdi de Rakis'e dönüşmüştür. Yeniden çöllenmiş ve kumsolucanları da ölmeye başlamıştır.
Bir de bunlar yetmezmiş gibi Rakis'te Sheeana adında bir kız ortaya çıkmış ve kum solucanlarını kontrol etmesiyle dikkatleri üzerine çekmiştir.
Rahibeler Birliği ve Bene Gesseritler gizli kalmakla açığa çıkmak arasında seçim yapma yoluna gitmiş ama karşılarına bir de Dağılış sonrası gidip yeniden dönen Saygın Ana'lar geçmiştir! 1. Leto ile benzerliğiyle dikkat çeken Başar'ımız Miles Teg ve Rahibe Ana'ların onunla ilgili plânları da akılları gittikçe karıştırmıştır. Her şeyin sonunda, Altın Yol kabul edilip insanlık kurtarılacak mıdır yoksa Leto'nun Bene Gesserit ve Dune kehanetleri gerçek mi olacaktır?
Serinin beşinci kitap konusu bu şekilde dostlar. Şimdi de gelelim kısa kısa açıklamalarla benim fikirlerime.
Brian'ın da bahsettiği gibi aslında Dune