''Boynunda uzun bir ip var ve sen, bu ipin ucundan kimin çektiğini göremiyorsun.'' Robert Musil, Niteliksiz Adam. İncelemeyi okurken aklıma bu alıntı geldi. Çocukluğumuzdan yaşlılığımıza kadar her an dış etkenler bizim düşüncelerimize, biz istemesek bile, etki ediyor ve geleceğimizi şekillendiriyor. Bunun en büyük örneği çocukluktur herhalde. Bir çocuğa ha bire ''Kitaplar pistir, kitaplar kirlidir'' diye dikte edersek büyüyünce kitaplara dokunmaya cesaret edemez, bu diktenin büyük tesiri altında kalır (Bunun en büyük örneği distopyalardır). Aynı şekilde büyüyünce de başkalarının tesiri altında kalıyoruz, başkalarının düşüncelerini benimsiyoruz ya da başkalarının (Örneğin ebeveynlerimizin) meslek seçimlerini kendimize onaylattırıyoruz, hiç kendi yapımıza uygun mu, değil mi, sorgulamadan.
Ayrıca incelemenizi okurken kitap bana distopya ögeleri içeriyormuş gibi geldi; totaliter bir okul ve aile, bireylerin sorgulamadan meslek seçimlerini yapması ve bu durumun farkına varıp rahatsız olan, varoluşsal boşlukta kalan karakterler...
''Böyle bir ortamda herkes sorgulamadan otoriteye boyun eğmelidir. Yine böyle bir ortamda edebiyat, birtakım sıkıcı terimleri ezberleyip sınavdan yüksek not almak için vardır; hayatı anlamlandırmaya çalışmak için değil.''
İncelemenizin bu kısmında aklıma ülkemizin edebiyat dersleri geldi. Maalesef bizde de edebiyat dersleri bazı yazarların eserlerini ve türünü ezberleyip, sınavda başarılı olmaya yönelik, hayatı sorgulama ve maneviyatını geliştirme amaçlı değil.
Hazır dünyamız tam olarak distopyaya dönüşmemişken, sorgulamalı, bizim için neyin doğru neyin yanlış olduğunu, zihin süzgecimizden geçirip, karar vermeliyiz. Kitap okumanın ve sorgulamanın (Ayrıca Shakespeare'in, tabii ki) değerini bilmeliyiz.
Gayet güzel bir kitaba benziyor. Filmini de mutlaka izleyeceğim, incelemeniz için teşekkür ederim, zihninize sağlık. :)