Puan vermedi·415 syf.··
2021 11. kitabı
Huzur, Tanpınar’ın içeriğinde verdiği mesajlar nedeniyle toplumsal açıdan önemli olan eserlerinden biridir. Bu romanda Türk aydınlarının Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında yaşadıkları Doğu-Batı çatışması ve kültür kargaşası sebebiyle yaşadıkları problemleri dile getirmesi ve bu problemleri ortaya koyması bakımından okur için önem teşkil eden bir eserdir. Huzur, 1937 yılının sonbaharı ile 1939 yılının sonbaharı arasında iki yıllık bir zaman zarfında İstanbul’un tarihi ve doğal güzellikleri arasında yaşanmış bir aşk hikayesini konu almaktadır. İlk sayfa ve son sayfa arasında yaşanan olaylar ise yalnızca yirmi dört saatlik bir zaman dilimini kapsar. Bir günlük geçmişe dönük düşünme ise iki yıllık bir zamanı kapsar. Huzur romanı, dört ana karakter temsil ettiği ve toplam dört bölümden oluşan bir eserdir. Her bölüm başlığı karakterlerin adı ile başlıklandırılmıştır; İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz eserin en önemli özneleri olup kitaba başlık olmuşlardır. Bu başlıklar altında işlenenler aslında karakterler kendisi değil olaylar zincirinin oluşumunu ve karakterlerin temsil ettiği duygular anlatılmıştır. İhsan, aile. hayatını temsil ederken Nuran, aşk hayatını; Suat, sosyal hayatı ve Mümtaz, iç dünyasını temsil etmiştir. Ancak bu bölümlerin hiçbiri birbirinden ayrı olmamakla birlikte bir bütünün parçasıdır. Her bölüm birbiriyle iç içe geçmiş bir olayı anlatmaktadır. Huzur, bir aşk romanı olmakla birlikte aynı zamanda metafizik, felsefi ve psikolojik problemlerin derinlemesine anlatıldığı bir eserdir. Romanın baş kahramanı Mümtaz, aşk ve ölümü, çocukluğunda yaşadıklarıyla, âdeta iç dünyasına çöreklenen bir duygu ve bütün hayatı boyunca bilinçaltına hakim bir unsur olarak hissetmiştir. Sabit ve sıradan herhangi bir aksiyonu olmayan, basit bir aşk hikayesi çevresinde derinlemesine kişilik analizleri yapılarak Cumhuriyet döneminin kültürel ve siyasal panoramasını yansıtmaya çalışan Huzur romanının bütünlüğünü sağlayan en önemli yapısal özellik, romandaki kültürel çatışmanın güçlü bir anlatımla, birbirine zıt karakteristik özelliklere sahip dörder karakter üzerinden başarılı bir şekilde okuyucuya aktarılmasıdır. Yanmış bir imparatorluğun küllerinden doğan son Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin sorumluluğunu yüklenecek ve onun kültür potansiyelini oluşturacak, yeni aydın tipini oluşturması bakımından da, Huzur romanı yeniden oluşum özelliği olan bir eserdir. Romanın kahramanı Mümtaz da, bu yeni aydın tiplerin temsilcisi olarak ele alınmıştır. Huzur, aşk romanı olmakla birlikte, hem bir psikoloji hem de bir fikir romanıdır. Bu yüzdendir ki Tanpınar, romanın baş kahramanı Mümtaz’ı herhangi bir kişi olarak ele alıp, psikolojik yapısını tahlil etmiş hem de Türk aydınının temsilcisi olması bakımından “tip” olma özelliğini ona yüklemiştir. Yazar, bu eserde bir olayı düz bir anlatımla yazmak yerine kendi fikir ve düşüncelerini karakterlerin ağzından dile getirecek şekilde yazmıştır. Eser sanat açısından kaliteli bir yapıt olsa da ilk sayfalarda sürükleyici bir yanı olmadığı için biraz sıkıcı olabilir. Bunların yanı sıra kişilerin karakter tahlilleri ve iç dünyalarının anlatımı oldukça başarılıdır. Romanda, merkez kişi Mümtaz’dır. Bütün olaylar onun çevresinde cereyan etmektedir. Sürekli bir iç huzur (manevi huzur) arayışı içinde olan Mümtaz’ın, bu isteğini elde etmek için, birçok sıkıntı ve zorluklar yaşamak ve bunlarla mücadele etmek zorundadır. Aşkına bile ölüm karışan Mümtaz’ın, diğer sosyal ilişkilerinde de birtakım problemler ortaya çıkar. Nuran’ı taparcasına sevmesine rağmen, tam onunla evlenecekleri bir sırada Suat’ın yaşamına son vermesi, bu evliliğin gerçekleşmemesine neden olur. Daha sonra Nuran’ın, önceki kocasıyla barıştığı haberi Mümtaz’ın bir çöküş yaşamasına neden olur. Romanın yazarın kendi hayatı olduğunu söyleyen araştırmacılar İhsan’ın da Yahya Kemal olduğunu ifade ederler. Mümtaz, harmanlanmış Doğu-Batı kültürünü , yeni bir aydın tipi olarak asıl “Huzur’un insanın kendi özünde ve ruhunun derinliklerinde olduğu gerçeğinin farkına varır. Mümtaz, geçmişten kalan muhteşem mirasın üzerine, yeni gövdeler ilâve ederek, bir milleti ayakta tutan kültür ve ona hürriyetini kazandıran değerlerin özde yaşamasını sağlamıştır. Mümtaz’ın bu idealini gerçekleştirmede, önemli amillerin başında, hamurunda iyi bir tarih ve dil kültürünün olması ve bunun yanında, çocukluğundan başlamak üzere, fiziki ve ruhi yapısının çeşitli acılara karşı dayanıklı bir şekilde gelişmesidir. Sonuç olarak kitaba dair diğer tahlillerde de görebileceğimiz üzere aslında Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, ana karakterin huzurundan ziyade huzursuzluklarını dile getirdiğini anlıyoruz. Bunu yaparken ana karakterin; iç dünyasından ailesine, sevdiği kadından ülkesine, sokaktaki hamaldan uluslararası gelişmelere kadar pek çok şeye yakından temas ettiğine şahit oluyoruz. Yani yazar bu eserde huzur ile ilgili her şeye değinmiş. Huzur yapıtında içeriğin derinliğinin anlaşılması durumunda okurlarında geniş ufuklar açacak türden bir eserdir. Hayatın her boyutunda, dert edindiğimiz ve bizlere huzursuzluk veren her şeyleri yeniden sorgulamamızı sağlayan bir başyapıttır. Okuyucuda yarattığı etkiye bağlı olarak, kişiyi huzursuz eden veya kişinin özgürlüğünü kısıtladığını düşündüğü şeylere sarılmaması, onlardan zevk almaması gerektiği düşüncesini aşılar. Bunun yanı sıra İstanbul’un saf güzelliğini hissedip farkına varmamızı, aşkın insan ruhu üzerindeki tatlı esintisini, dönemin dünya siyasi şartlarını ve erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sini anlamamıza ve o dönem de yaşanan kültürel kargaşayı kavrayıp anlamlandırmamıza yardımcı olur. Bütün bunları da kişinin mesuliyetine bağlar. Son olarak kitaptan bir alıntı yapıp inceleme mi noktalıyorum; unutmamalıdır ki: “Ne ölüm var ne de hayat var. Biz varız. İkisi de bizde”.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
·
514 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kaleminize sağlık 🙏