Gönderi

Garâm...
9/10
·330 syf.··
2021 18. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2021 20:06
Bitirdim ve, tüyler diken. "Bugünle ve gelecekle ilgili en ufak bir kaygı duymuyordum, buna yeteneğim yoktu. Herkese, her şeye, her gelişmeye karşı derin bir kayıtsızlık içindeydim. İşte beni özetleyecek cümle ancak bu olabilirdi: Kayıtsızlık durumu, katıksız özgürleşme." Başkahramanımız Ahmet Arslan kendini işte böyle tarif ediyor. Kendisi gerçekten çok tuhaf bir karakter. Okudukça bunu daha iyi anlıyorsunuz. Hayvanlarla konuştuğunu, dialog kurduğunu sanması, mor tavşanlar, yüzen minareler, koşu bandında koşan atlar görmesi, dokunma fobisinin olması, hızlıca kafasında bir ton uydurma ama bir o kadar gerçekçi hikayeler kurgulaması ama en enteresan özelliği de duygulardan yoksun olması. Yani kimseye ne sevgi, ne aşk, ne nefret, ne de bir başka duygu besleyebiliyor. Hisleri ölmüş, sadece okumakta anlam bulan bir insan. Sadece kendi kabuğunda, kitaplarıyla birlikte, içine kapanmış ellili yaşlarında, emekli bir inşaat mühendisi. Kalabalıklardan uzaklaşıp, her şeyden elini eteğini çekip, İstanbul'dan Bulgaristan sınırına yakın olan balıkçı köyü Podima'ya yerleşiyor. Komşusu Arzu'nun bıçaklanarak öldürülmesi üzerine, bu gizemli cinayetin katilini ve gizemini araştırmak üzere Podima'ya gelen -kitabın sonuna kadar asla ismi geçmeyen- gazeteci kız ile yolları kesişiyor. Sonrası ise öylece akıp gidiyor işte... Kitabın o kadar akıcı bir tarafı var ki, bitene kadar devamlı okumak, bilmek, öğrenmek istiyorsunuz. Bir cinayet ile başlayan hikaye, cinayet gizeminin arkasında aslında başka gizemlere kapı açıyor, çok daha derin gizemlere, bambaşka hikayelere... "Soluksuz okudum." diyebileceğiniz kitaplar olur ya hani, işte bu kitap onlardan biri. Aynı hissi "Huzursuzluk"u okurken de yaşamıştım. Livaneli'nin dilini, dilinin akıcılığını, sadeliğini çok beğeniyorum. Adeta zincirleniyorsunuz, mâhkum oluyorsunuz kitaba. Aşk gerçekten gözlerin kapalı bir uçurumun kenarında yürümeye mi benzer? Aşk dediğimiz kavram, işlenen bir çok cinayetin, intiharların, katliamların arkasında yatan en önemli sebep midir? Aşk bu kadar kötü, sadece acıyı hatırlatan, hiç mutlu etmeyen, sadece mutsuzluğa sürükleyen, lanet bir duygu mudur? Yoksa aşktan başka bir adı var mıdır bu bir çok kötülüğü arkasından getiren duygunun? Karasevda gibi... Garâm gibi... Okuduğunuza pişman olmayacağınız, içinde bana göre çok fazla anlamlı mesajlar barındıran bir Livaneli eseri ile sizi başbaşa bırakıyorum... Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
·
29 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kardeşimin Hikayesi'ni daha önceden okumuştum. Gerçekten de hikâyesi, kurgusu ve dili çok etkileyici bir eser. İncelemenizden sonra bir kez daha okuma isteği duydum. Kaleminize sağlık.👏👌
• ipek •
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. 😊