1000Kitap Logosu

Gönderi

Mert Can Yazıcı
Ateşten Gömlek'i inceledi.
250 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kitap hakkında uzun bir inceleme yazacağım, kitabı okumadan önce okumayınız. Umarım canınızı sıkmadan, beni çok etkileyen bu roman üzerine uzun bir inceleme yazacağım. Halide Edip Adıvar'ın Kurtuluş Savaşı yıllarında orduda onbaşı rütbesiyle gönüllü olarak görev yaparken yazdığı Ateşten Gömlek, okuyucunun, özellikle bir Türk okuyucunun, heyecanla okuyacağı, sürükleneceği ve kıpır kıpır olacağı bir roman . Kitabın ön sözünde Yakup Kadri'ye yazdığı açık mektupta belirttiği gibi aslında Yakup Kadri'nin tasarısı olan Ateşten Gömlek ismini o kadar beğeniyor ki kendi romanına da bu adı koymak istediğini söylüyor. Bu açık mektupta ayrıca bu iki Ateşten Gömlek 'i zaman eğer söndürüp atmazsa Türk romanları arasında aynı isimde iki kurtuluş romanı olacağını ve belki elli sene sonra raflarda yan yana oturacağını ve uzak Türk gençliğini harlayacağını, yüksek umutlarla belirtiyor. Yazar, romanda ilginç bir anlatım tekniği kullanmış, hastanede iki bacağını savaşta kaybetmiş Peyami'nin hatıra defterinden ve anılarından dinliyoruz olayları. Silik, cansız bir Hariciye memuru iken tanıdığı birkaç insan "sayesinde" nasıl ateşten gömleği giydiğine tanık oluyoruz. Aslında olayın kahramanlarının onlar olduğunu, kendisinin ise yalnızca onların arasında bulunduğunu ve kendi hayatının da onların hikayesiyle başladığını söylüyor bize. Etkileyici bir girişe sahip roman beni daha ilk cümlelerden heyecanlandırmayı başardı. Annesi bir şişli hanımı olan Peyami, annesinin onu uzak akrabaları olan Ayşe adında bir köylü kızıyla evlendirme ısrarı üzerine Peyami'nin yurdun karışıklığından da faydalanıp yurtdışına kaçması ve geri döndüğünde Ayşe'nin abisi Cemal' ile iyi ilişkiler kurmasıyla başlar hikayemiz. Cemal Peyami ile savaş konuşurken, İzmir'de evli ve çocuklu olan Ayşe'nin ailesinin öldürülmesi ve Ayşe'nin kendisinin de yaralanması üstüne İstanbul'a gelişiyle harlanır olaylar. Bir savaş gazisi görülen Ayşe gözlerindeki ateş ve intikam hırsı gençleri arkasına alarak İzmir'in Kurtuluşu simgesine dönüşür. Birlik beraberlik sanki o zamana dek bir işaret bekliyormuş gibi oluşur ve İstanbullu gençler Anadolu'nun kurtuluşu için gözlerini karartıp yollara düşlerler. Peyami bu anıları anlatırken ara ara kendi zamanına döner ve kafatasında olan merminin ameliyatla alınacağını, bundan biraz tedirgin olduğu belirtir ve hafızasını yitirmekten de korkuyordur. Sathı müdafaya geçen Türk milleti, komutanların da katılımıyla bir kurtuluş savaşı başlatır. Peyami' de İhsan , Cemal ve Ayşe ile bu savaşın içindedir. Anılarının sonunda hepsi ölür ve Peyami'de anlatmaya son verip girdiği ameliyatta hayatını kaybeder. Doktorlar ameliyatta sayıklayan Peyami'nin bağırdığı isimleri araştırırlar fakat ne İhsan adında bir komutan ne de Ayşe adında bir kadının varlığına dair en ufak bir bilgi bile bulamazlar. Halide belki de yaşananları bir kabus gibi gördüğü için böyle bir final yapmıştır. Halide Edip Adıvar bu olayları Peyami'nin hatıra defterinden bize o kadar ustaca kurgulayıp anlatmış ki yaşanmış bir gerçeğe ek olarak, harika bir roman görüyoruz. Karakterleri bize Peyami'nin anı defterinden tanıtırken karakterlerin nasıl öldüğünü öğreniyoruz. Biz artık öleceğini bildiğimiz karakterlerin hikayesini dinliyoruz. Sonunu bildiğimin bu karakterler, bizim onların peşinden gitmemize engel olmuyor. Bu kurgu biçimini bir de Gabriel Garcia Marquez' in " Kırmızı Pazartesi" adlı kısa romanında görmüştüm. Orda da hoşuma gitmişti fakat bu romandan sonra kimin daha yaman bir yazar olduğunu kendimce çok net bir biçimde anladım. Bu eşi benzerine rastlamadığım güçlü eser üzerine çokça düşündüm, kıyasladım. Bu roman ancak keskin bir zeka, yoğun bilgi birikimi ve hepsinden daha önemlisi savaşın içinde, ölülerin arasında, vatan için gözünü karartmış, her şeyi geride bırakıp hayatının sadece bir amaçta birleştirmiş ve bunun uğruna savaşmış olmanın verdiği tutku ile yazılabilirdi ve bu yüzden okuduğum diğer tüm romanlardan daha güçlü ve samimi geldi bana. Hatta " daha " demek yanlış olur, bu roman kıyaslanacak bir eser değil. İçinde bir insanlık var çünkü. Zaten bir eser bir şey anlatıyorsa, sahibinin anlattığı şeyi yaşaması gerekir diye düşünüyorum. Büyük bir sanat eseri oluşturmanın bence ilk şartı budur. Bu eserin yaşanmışlığı ise büyük bir gerçektir. Bir vatan kurtuluşu , bir çocuğun silah tutuşu, halktan yaşlı, genç herkesin giydiği ateşten gömlek... Bunlar kumar borcu yaşanmışlığına benzemeyen şeyler. Üstelik savaş henüz devam ederken yazılmış. Çok fazla edebiyat yapmak istemiyorum ama resmen mürekkep kandanmış. Tüm bunların yanında ustaca kurgulanıp, şairane diyalogları da ekleyince olağanüstü bir iş olmuş. Sadece savaştan bahsedilmemiş, bu karmaşanın ve zorluğun içinde bizi sürükleyen karakterlerin insanoğlu olduğunu unutturmayacak bir aşk hikayesi de var. Üstelik baş karakter Peyami'nin tüm olaylar gibi bu olaya da yalnızca bir gözlemci gibi. Romanda yer alan her karakterin kendi sorunları, kendi istekleri var fakat hepsinin de bir ortak amacı var ,o da kurtuluş. Mesela baş karakter Peyami iki bacağını kaybetmekten yakınmıyor, sadece yoldaşlarının onu bu halde göremediği için, kendisinin de onlar gibi bu mücadelede yer aldığını, ateşten gömleği giydiğini, pasif bir hariciye memuru olmadığını kanıtlamadan öldükleri için üzülüyor. Yani her karakterin psikolojik boyutları da ustaca ele alınmış. Romanın çok yönlülüğünü vurgulamak için şöyle bir alıntı yapmak istiyorum. "Allah kalbimi olduğu gibi görüyor. Ben, demir gibi şeref ve haysiyete bağlı asker utanmadan itiraf ederim ki,o bir gün bana “muharebeden kaç! ”diyeydi, beş dakika sonra beynimi kendi elimle parçalamak şartıyla o söyledi diye hattı-harbı terk ederdim." Syf. 110 Sonuç olarak yüce gönülden çıkma yüce bir roman olmuş. Bu romandan çok etkilendim ve Halide Edip Adıvar'ı merak edip biraz daha araştırdım, araştırdıkça daha da etkilendim. Hemen Sinekli Bakkal adlı romanını da okudum ve ustalığına tamamen inandım. Böyle bir gerçeği fark ettiğim, böyle bir yazarı daha iyi tanıdığım için şanslı hissediyorum.
Ateşten Gömlek
8.2/10
· 13,1bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
10
Yorum
21
Paylaşım
226
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
En Yeniler 
Kıymet Kahveci
Kitabı bitirdiğimde hislerimi tarif edemeyip inceleme okumak istedim... Başka okurlar ne düşünüyor diye . Farkettim ki yazınızın ne bir fazlası ne bir eksiği düşündüklerim... Çok güzel özetlemişsiniz, emeğinize sağlık🌿
Abcdef
YORUM GÖRÜNTÜLENEMİYOR.
1
Emin
Halide E. Adıvar: Vurun Kahpeye Tarık Buğra: Küçük Ağa Kemal Tahir: Yorgun Savaşçı Yakup Kadri: Yaban
Emeth
Kitabı okumadan araştırma yaparken inceleme okurum genelde . Tam başlarken uyarınız durdurdu beni, romanı yeni bitirdim ve yazınızı okudum. Hislerinize ve emeğinize sağlık.
Halil Korkmaz
Kitap okuma kültürü olan birsinin, inceleme yazısında kitaptaki hikayeyi bu kadar detaylı anlatması kabul edilebilir bir durum mudur? Zira, siz hikayeyi baştan sona anlatırsanız okuyucu kitabı neden alsın, neden pkusun! İnceleme yazısının maksadı kitabı anlatmak, kitabın özetini çıkarmak olmamalı.
6
İrem Köylü
inkılap projesi olarak hoca Ateşten gömlek kitabını okumamızı istemişti yazdığın şeylerin çok yardımı dokundu teşekkür ederim
Emin
'Halide belki de yaşananları bir kabus gibi gördüğü için böyle bir final yapmıştır.' Tespitin çok iyiydi.
2