Puan vermedi·152 syf.··Beğendi
· İlkokul 3. sınıfta iken —sanırım o zamanlar 9 yaşımdan yeni gün alıyordum— asıl branşı matematik olan ama kadro yetersizliği sebebiyle sınıf öğretmeni yapılan öğretmenimiz bana Hayvan Çiftliği’ni okumam için ödev olarak verip, bir hafta süren var dedi. Ben de kendimi bildim bileli kitap okumayı sevdiğim için hemen o akşam okumaya başladım. Ama gerek olayın örgüsü gerek kitabın dili gerekse de hikayenin ağırlığı nedeniyle kitabı bir türlü anlayamadım. Kitabı bitirdim ama sırf bitirmek için bitirdim.. Ertesi hafta öğretmen — kendim de bir sınıf öğretmeni olarak böyle insanlar için bu sıfatı kullanırken utanıyorum ama kusura bakmayın— beni tahtaya çıkartıp kitabı anlatmamı istedi. Ben de gayet normal bir şekilde kitabı anlayamadığımı ve anlatamayacağımı söyledim.
Daha lafımı tam bitirmeden kulağımın altına bir tokat yediğimi ve binbir türlü hakarete uğradığımı utanarak yazıyorum. Öğretmenimden dayak yememin verdiği utançla aileme hiçbir şey demedim.
İyi bir kitap okuru olarak yıllarca okumak istememe rağmen çağrıştırdığı kötü anılar yüzünden bir türlü elimin almaya gitmediği bu kitabı en sonunda geçen sene alıp okudum.
Size kitabın incelemesini yapmayacağım ama bu yaşadıklarım üzerinden bir öğretmen olarak öncelikle kendi ailemi sonra da o öğretmen olarak geçinen o MEB çalışanı ile ilgili bir kaç şey söylemek istiyorum.
Nasıl bir öğretmen 3. sınıf çocuğuna böyle ağır bir politik kitap okutur? Benim aklıma sadece iki cevap geliyor; ya öğretmen kitabın ismine kanarak bunun bir çocuk kitabı olduğunu varsayarak hayvanların eğlenceli çiftlik hayatı ile ilgili olabileceğini düşünerek vermiş olabilir ya da okumuş olsa dahi kitabın çocuklara uygun olamayacağını kavrayamayacak kadar pedagojik formasyon açısından cahil olabilir.
Kendimi avutmak için kendime verdiğim bu cevaplar bile daha büyük bir sorunlara işaret ediyor. Nasıl bir eğitim sisteminde öğretmen okumadığı bir kitabı çocuklarına okutur ya da nasıl bir cehalet sonucu bu kitap bu yaş grubu çocuklara okutulur? Ben bugün bile bir öğretmen olarak bu sorulara cevap bulabilmiş değilim..
Aileme bakan yönüyle de acaba benim elimde o kitabı gördüklerinde o kitabın bana uygun olmayacak kadar ağır olduğunu idrak edemediler mi?
Kitap benim seviyeme uygun olmuş olsaydı dahi ben kitabı anlayamadığımı söylediğimde bu işin çözümü dayak mı olmalıydı? Acaba vicdanen yetersiz insanları öğretmen yapmaya devam ederek nereye varmayı düşünüyoruz?
Daha kötüsü bildiğim kadarıyla bu adam hâlâ öğretmenlik yapıyor. Allah bilir daha kaç çocuğa zarar verecek, kaç çocuğu okumaktan soğutacak..