Gönderi

masa
İyi günler. #129670058 Temmuz ayı öykü etkinliği kapsamında ismini vermek istemeyen bir arkadaşın Edip Cansever şiiri ile ilgili bir kurgusunu paylaşıyorum . Okuyup yorumlarınızı esirgemezseniz sevinirim. Sesi insanlar tarafından duyulsaydı civardakilerin çoğu döner ve gayrıihtiyarı biçimde kaynağını arardı o duydukları tiz, kısacık çığlığın. Duyulmamak pek de yabancı değildi onun için, vardı elbette kendisini duyan ama o sahibi de kendisini duysun isterdi hep.''Ah bi konuşabilsem onunla, duyurabilsem sesimi...Benimle konuşsa, kağıda yazdıklarını bana okusa, düşüncelerini bir de bana anlatsa...Sonra ona bazen canımı yaktığını söylesem, onun için her şeyi taşımaya hazır olduğumu, bunları seve seve yaptığımı ama canımı yakmaması gerektiğini söylesem...'' İşte bir tane daha sigara yakıyor diğerini söndürmeden, sigaralar sonu olacak ve biz öylece kalacağız onsuz hiçbir anlamımız olmadan. ''Edip'' derdim ona, ''Bu kadar sigara içmen sana yazık,bu birincisi. İkincisi ise dikkat et biraz!Daldın gittin yine yazdıklarına. Yakıp da unuttuğun sigaran tabladan düştü, bak nasıl da iz bıraktı üzerimde kendiliğinden sönerken. Çığlıklarımı siz insanlar duysaydınız, çoktan birsürü kişi toplanmıştı bu odaya.'' Mümkün olsaydı eğer bu konuşma, bir daha böyle bir kaza yaşanmayacağından emindi Masa. Edip inceliklerle dolu bir adamdı. Hem onun masası olduğu için çok mutluydu, hem de çok seviyordu onu. Çok sevmesinden ötürü de biraz bozuluyordu bazen. Şiirler okuyordu keyifli olduğu günler kasedeki çiçeklerine. Çiçekler bu davranıştan mest olur, uzatıverirlerdi yapraklarını var güçleriyle ışığa doğru. Onları izleyen Masa ise buruk biçimde şiiirleri dinler ve çiçekleri kıskanırdı. Kendisi de çok seviyordu çünkü şiiirleri. Edip'in aklına kendisine şiir okumanın gelmeyişine üzülüyor, en çok buna bozuluyordu. Bir gün kapı aralanınca diğer günlerden daha keyifsiz gördü sanki Edip'i. Daha düşünceli, daha durgun bi hali vardı. O gün sigarası yoktu elinde, Masa olmayan sigaranın yokluğuna ilişkin bir sevinç hissetti içinde. Edip eli çenesinde düşünürken onun kendisiyle ilgili bir şeyler yazdığını gördü. Yaşadığı mutluluğun tarifi çoktu onun kelime daarcığında. "Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kaseye çiçekleri koydu ..." * Eğer Masa, Edip'in ''Ben o şiirden bıktım, benim başka şiirlerim de var.'' cümlesini duyarsa çok üzülür. Biz onu duymasak da onun bizi duyabileceğini çıkarmayalım aklımızdan.
Etkinlik
··
1.377 Gösterim
4 Yorum
Edip Cansever esintisiyle yazının çok daha uzun olmasını dilerdim. Ve kalem, tadını damakta bırakmış muhakkak ki :) Yalnız, içinde o çok büyük kentlerden de fazla kalabalıklar barındıran bir adamdır Edip ve dökülür kelimeler, kaleminden, duyulmak için, aslında kıvrılmak için satırlarda kendi içerisinde. Düşüncesine, emeğine sağlık arkadaşımızın.
Ben Edip Cansever'in duygularına ev sahipliği yapmış olan, bir imge olarak çizilmiş 'masa'nın dile gelmiş olma fikrini sevdim. :)) Bir kez daha masa aracılığıyla Edip Cansever'in dünyasına nüfuz etmiş olduk. :)) 👍🏼
Edip Cansever çok özel ve değerli bir şair olmuştur benim için her zaman. "Bir renk değildir mavi huydur bende" ile başlamıştı arkadaşlığımız, yolculuğumuz, sohbetlerimiz.. Kaleminde kendimi bulduğum, ruhumdan izler taşıyan, can yoldaşım, Mavidaşım, derttaşım.. Hani bazı şairler olur aldı mı kalemleri eline başlarlar şöyle bir yüreğindekileri silkelemeye, eteğindeki taşları dökmeye.. Kimi insanlar güzel diyerek geçip gider.. Kimisi de başlar şairin kalbindeki kırıkları izlemeye. Edip Cansever demek, Mavi demek.. Edip Cansever demek, Karanfil demek.. Edip Cansever demek, Ruhi Bey demek.. Keyifle okudum emeği geçen arkadaşa sonsuz mavilikler ve teşekkürlerimi sunuyorum. Ve.. Edip'i okumak kadar dinlemek de mutluluk veriyor. 🙂 youtu.be/HdAXhTJS3Og
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.