Aslında tam da söylediğiniz şey benim eleştirdiğim noktayı doğruluyor. Bu eser akıcı olarak görülmesinin nedeni, metnin felsefi derinliğinden değil, sistemsiz ve kişisel düşüncelerden oluşmasından kaynaklanıyor. Montaigne çoğu yerde güçlü bir argüman kurmak yerine kendi deneyimlerini ve gözlemlerini uzun uzun anlatıyor. Bu da metni bir felsefi çalışma olmaktan çok kişisel bir günlük havasına yaklaştırıyor. Ben burada adamı suçlamıyorum. Bu eserin bizler tarafından abartıldığını vurguluyorum sadece. Gerek yok yani :)
Üstelik eserde anlatılan pek çok fikir aslında yeni de değil; büyük ölçüde Stoacılık geleneğinde çok daha sistemli şekilde ele alınmış düşüncelerin tekrarından ibaret. Seneca, Epictetus ve Marcus Aurelius gibi Stoacı düşünürler aynı konuları çok daha derli toplu ve güçlü bir felsefi çerçevede anlatıyorlar.
Dolayısıyla benim eleştirim kitabın “okunamaz” olması değil, edebiyat ve felsefe tarihinde bu kadar yüceltilmesine rağmen içerik olarak çoğu yerde dağınık, öznel ve büyük ölçüde eski fikirlerin tekrarından oluşması.Tekrar tekrar aynı şeyleri uzun uzun okumak insanı boğuyor. Elbette herkes farklı şeyler bulabilir, hiç stoa felsefesine girmemiş birisi ilk okuduğunda onu çok etkilenebilir veya sevebilir ve başucu kitabı yapabilir. Lakin bir kitabı sevmek ile onu eleştirebilmek birbirinden farklı şeylerdir.