Başlangıçta ziyadesiyle bakteri ismi görmekten mikrobiyoloji dersi tatsızlığında bir kitap olduğunu düşünsem de okumaya devam ettiğimde açıldığımı ve dersten çıkıp keşif yapmaya başlamamla tadından yenmez bir kitap haline geldiğini söyleyebilirim. Her birimizin içinde yer kaplayan, varlığı belki de düşüncelerimiz kapsamında olmayan canlı grubundan bahsetmek istiyorum. İçimizdeki efsunlu dünya, evet o kavramın ismi:MİKROBİYOTA. Her birinin farklı görev ve sorumlulukları olan her birimizde parmak izimizvari muhtelif yapılarda görülen bir mikrop topluluğu. Iyyy mikrop mu dediğinizi ve yüzünüzü ekşittiğinizi görür gibiyim. Mesele mühim toplanalım...
Annelerimizin çocukluğumuzda bizi korumaya çalıştığı ve belki de o zamandan beri beyinlerimize pis, kötü algısıyla yerleşen mikroplardan bahsediyorum. Kötü haber kandırılmışız. Her ne kadar enfeksiyon- bulaşıcı hastalıkların temel kökeni mikroplar olsa da esasında kötü yönleri burada bitiyor. Ya onlar olmasaydı gibi bir soru yöneltecek olursanız cevabı muhtemelen hayatın olmayacağıdır. Mikroplar yaşam için elzemdir.
Kitapta canlılardaki bakteri türlerini teker teker keşfe çıktım, mercan rezifleri, kreozon çalısı, koala, ibibik kuşunun (beraberinde şu an adını zikretmediğim çeşitli bitki ve hayvan türleri) kendilerini korumak için nasıl mekanizmalar geliştirdiğinin keşfiydi bu. Bu keşif bir bebeğin anne rahminden çıktığı andan itibaren şekillenmeye başlayan ardından mucizevi besin anne sütüyle bağışıklık kazanan mikrobiyotasının keşfiydi. Bitki köklerindeki azot bağlayıcı bakterilerin, ineğin midesinde otları sindirmeye yarayan bakterilerin, okyanuslarda yaşayan, oksijen kaynağımız olan bakterilerin ve daha nicelerinin keşfiydi.
Canlıların denge içerisindeki simbiyotik yaşamı, mikroorganizmaların evrimi, hastalıklar karşısında mikrobiyotanın değişimi kitabın içeriğinde olan ve dikkatimi celbeden başka konular. Mikrobiyota değişikliğinin hastalıklarla ilişkisi bizleri tıp camiasında kulağa çok da hoş gelmeyen, belki mide bulandırıcı da bulabileceğiniz bir tedaviye götürecektir. Bu tedavi dışkı nakli-Fekal Mikrobiyota Nakli (FMN)ismiyle anılan ekzantrik bir tedavidir. Peki insanlar neden böyle bir yönteme başvuruyor. Çünkü mikrobiyata düzelirse hastalık seyrinde iyileşme olduğu görülüyor, konu hâlen araştırma kapsamında olmakla birlikte son zamanların popüler konuları arasında yerini alıyor.
Bir başka fantastik bilgi ise içimizde yaşayan bu mikroorganizmalar yediğimiz yemekten oturduğumuz yere, iletişim kurduğumuz insanlardan yaşadığımız mekana kadar her türlü çevresel etkenden ve kalıtımsal faktörlerdem etkileniyor ve daha da fantastik olanı onların da bizi etkilediği yönünde, yazar öyle bir noktaya gelmiş ki kişilerin yiyecek seçimi ve hatta sıkı durun eş seçimine kadar bu bakterilerin bizleri etkilediğinden bahsetmiş. Tabi bu söylenenler fareler üzerinde denenen çalışmalar. Hâla üzerinde araştırmalar yapılıyor.
Bildiğimiz bir bilgiden bahsedecek olursak sağlıklı mikrobiyotaya sahip bireylerin hastalığa yakalanma oranları çok daha düşük. Peki mikrobiyotayı sağlıklı veya sağlıksız yapan etkenler nelerdir? Cevap elbette beslenmeden geçiyor, sağlıklı beslenme stiline sahip insanların bağırsak mikrobiyotalarında faydalı mikroorganizmalar görülürken aksi yönde beslenen insanların bağırsaklarında zararlı mikroorganizmalar görülüyor. Sağlıksız yapan etkenlere bakacak olursak baş sırayı antibiyotikler çekiyor. Esasında hepsini düşündüğümüzde geleceğimiz nokta ikinci beynin bağırsaklarımız olması ve "ne yersek o'yuz" hikayesidir.
Oldukça geniş bir kaynakçaya sahip olması, bitirdiğimde edindiğim bilgiler, yer yer kendime, doğaya bakıp tefekkür etmemi sağlayan satırlar ve beni düşünmeye sevk eden bir kitap olması hasebiyle tatmin ediciydi. Sayfalar ilerledikçe artan merakım da bu tatminin bir göstergesi olsa gerek . Bu tarz kitapları insanın kendisini-doğayı anlaması ve anlamlandırması konusunda bir merhale olarak görüyorum. Fazlaca bakteri ismiyle hemhal olmak bazı okurları yorabilir. Bu sebepten daha kolay bir okuma için Serkan Karaismailoğlu'nun Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum kitabını öneririm. Ardından bu kitabı okumak konunun anlaşılırlığı bakımından daha etkili olacaktır. Keyifli okumalar.