Gönderi

“Hukuk Her Zaman Güçlüden Yanadır”
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2018 00:00
YAŞAMAK “DAVA”SI Lise yıllarında dershaneye gidiyordum,çoğumuz gibi.Bir gün önüme bir test sorusu gelmişti, bin yıl önce yaşamış bir filozofun sözü vardı soruda, “Hukuk her zaman güçlüden yanadır”. 17 yaşındaydım ve kafam allak bullak oldu, inanamadım. Hayır ya dedim olamaz ! Düşündüm ,düşündüm ,düşündüm. Evet ya dedim olabilir! Şimdi 17x2 yaşındayım. Davayı okudum. Dava. Franz Kafka’nın 20. yy. başlarında yazdığı hem gerçeğin ta kendisi hem kurgu hem metaforlar zinciriyle örülü kitabı. Hukuk okumuştur Kafka. Hakim,savcı,avukat değildir ama hukukçudur. “Joseph K.’ya iftira edilmiş olmalıydı” diye başlar kitap. “K.” Diyelim ki Kafka olsun. Ona davayı haber vermeye gelen birtakım adamlardan birinin adı ise “Franz”. O da diyelim Kafka olsun. Dakika bir gol bir . 1-0. Yoksa 1-1 mi demeli ? Al sana bir adamın çift yüzlü karakteri. Joseph K. tutuklanır, peki ama hapse mi atılır ? Hayır. Gözaltına mı alınır? Hayır. İyi de bu nasıl tutuklama? Al sana metafor zincirinin halkası. K. bankacıdır, orta çaplı sayılabilecek bir memurdur. Bu kitapta belki de kesinlikle emin olduğum tek konu, Kafka’nın yıllarca çalıştığı sigorta şirketini ve işini burada banka ve bankadaki memuriyeti olarak anlatması. Bunun dışındaki hiçbir şeyden tam olarak emin olamam sanıyorum. K. hakkında bir dava açılır, davacı bilinmez ama ipucu var gibidir. Suçu nedir bilinmez ama ipucu var gibidir. K. Kendinden emin bir şekilde davayı önemsemez çünkü masumdur. Sonra birtakım adamlar onu birtakım mahkeme benzeri yerlere çağırır veya çağrılmadan gider veya her ikisi de. Bilmiyorum.. Ortalıkta dolaşan bir mübaşir karısı vardır, ki mübaşir dediğimiz adamın mevkisi nedir ki alt tarafı mübaşir. Fakat herkes adamın karısını elde etmenin peşindedir. Kadın metaforu gücü elinde tutmayı mı temsil ediyor? Bilmiyorum.. Görünen yargıçlar, görünmeyen yargıçlar, hiçbir zaman görünemeyecek yükseklikte yargıçlar. Bu ülkeden bir Ergenekon geçti malum ! Bir de 15 temmuz o da malum ! Şimdi şu paragrafa dikkat kesilelim, “Şurası kesin ki, mahkemenin bütün yapıp etmelerinin dışında,benim davamı örnek gösterirsek , bu tutuklanış ve soruşturmanın arkasında büyük bir örgüt var,öyle bir örgüt ki,emrinde sadece parayla tutulmuş görevliler,ahmak şefler ve en önde gelenlerinin erdemi kibirsiz olmayı geçmeyen sorgu yargıçları görevlendirmekle kalmıyor,hademelerin,yazmanların,jandarmaların ve öteki yardakçılarının,hatta cellatların aralarında bulunduğu o epey kalabalık maiyetleriyle yüksek ve en yüksek yargıçlar topluluğunu da yapısında tutuyor.Bu organizasyonun amacı nedir acaba beyler?Suçsuz günahsız insanların tutuklanması,bu insanlara karşı anlamsız ve benim davamdaki gibi genellikle sonuçsuz kalacak bir takibat ve kovuşturmanın süregitmesi.” Bu sözler kime ait ? Doğu Perinçek’e mi? Aziz Yıldırım’a mı? İlker Başbuğ’a mı? Bu nasıl dünya , bu nasıl döngü, bu nasıl kurgu? Metofarlar zinciri diyorum da aynı zamanda hakikatin ta kendisi mi? Sonra K.’nın amcası girer devreye. Bakar ki bu işin bu davanın iyiye gideceği yok, ( kötüye gittiğinin işareti var mı peki, o da yok) K.’ya bir avukat bulur, avukat da amcanın çok eski bir dostudur. Adama rica minnet davayı verirler de avukatın da dünya umrunda değildir, hem yaşlı hem hastadır. Avukatın yanında bir genç hanım kalmaktadır, hastabakıcısı mı metresi mi neyidir belli değil.. Kahramanımız K. Bu kadınla bir gönül bağı kurar, yakınlaşır,oynaşır,bir ilişki biçimi geliştirmeye çalışır. Bu kadın da tıpkı mübaşirin karısı gibi herkesin elde etmek istediği bir kadın ve tabiri caizse hafif meşrep ve her erkeğe yol veren bir kadındır.(Mübaşirin karısı da böyleydi) Bu kadın da mı gücü temsil ediyordu, hani herkesin elde etmek istediği?Güç kendisini arzulayana yakın mı duruyordu? Bilemiyorum.. Avukatımızın evi yolgeçen hanı gibidir. K. Ve amcası, bakıcı ya da metres olduğu şüpheli kız, derken bir de fabrikatör karakteri dahil olur. Bu adam da tüccarlar yoluyla parayı mı temsil ediyordu ? Bilemiyorum.. Peki bitti mi ? Yok. Asıl bir de ressam karakteri devreye girer ki bana göre kitabın en etkileyici karakteridir. Bu arada K. Bankadaki memuriyetine devam etmektedir, müdür, müdür yardımcısı, müşteriler gibi karakterlerle olan ilişkileri de sürüp gitmektedir. Zaten tutuklu muydu ki K.? Hayır. Fabrikatör bir gün K.’yı bankada ziyarete gelir, avukatla ortak dostlukları vardır ve davayı duyduğundan bahseder, size olsa olsa ressam Titorelli yardım edebilir diyerek K.’yı bu adama gönderir. Adına hasta olduğum bu ressam amca, K.’yı iyi karşılar, tam eski zaman gariban sanatçılarına uygun köhne tavanarası gibi bir ev hatta sadece bir odada kalmaktadır. Uzun bir sohbet geçer K. İle aralarında, bir şey çıkar mı bundan, kim bilebilir? Ressamın çok önemli bir özelliği , davaya bakan ya da davayı açan yargıçların, yüksek yargıçların tablolarını yapıyor oluşudur. O kimseye eyvallahı olmayan kibir abidesi yargıçlar bu ressam karşısında kedi gibidirler, ressam da onlara saygı duyar ama pek de önemsemez. Buradan benim çıkardığım şu oldu ki, sanata ve sanatçıya olan mecburiyet.. Ne olursan ol , ne mevkide olursan ol sanatçıya muhtaçsın, sanatçı olmak başka türlü bir şey.. Neyse konumuz neydi? Ya da bir konu var mıydı? Neyse K. ressamdan yardım almaya gelmiştir, yargıçlara olan bu yakınlığından ötürü. Ressam konuşmanın bir yerinde K.’ya sorar, “Daha önce soracaktım ama unuttum; nasıl bir aklanma istiyorsunuz siz?Üç tercihiniz var çünkü: Gerçek aklanma, sözde aklanma, sürüncemede bırakma” Sonrası mı? Ne bileyim okuyun.. Peki karakterler biter mi? Hayır. Bir de kilisenin papazı çıkar karşımıza. Bir gün İtalyan bir banka müşterisini gezdirme görevini K.’ya verirler. Müşteri bankaya gelir, müdür adamı K ile tanıştırır, K. biraz İtalyanca da bilmektedir üstelik. İtalyan müşteriyle ertesi sabah gezilerine başlayacakları kilisede buluşmak üzere sözleşirler. K. tam vaktinde kiliseye gider ama müşteri ortalıkta yoktur. K. kilisenin belli belirsiz loş ışığında kilisedeki tasvirleri ,ince işçilikleri incelemeye koyulur.Derken rahip çıkar meydana. “Başını iyice çevirince yaklaşmasını işaret etti rahip.” “Senin ismin Joseph K.” “Bir zamanlar ismini ne kadar rahat söylediği geldi aklına.Nice zamandır ismi yüktü kendisine. Artık ismini ilk kez karşılaştığı kimseler bile biliyordu.Önce tanıtılmak,sonra tanınmak ne de güzel bir şeydi” “Sanıksın sen dedi rahip” “Davan kötüye gidiyor haberin var mı?” Şimdi bu zavalli K. ne halt etsin? Nerden çıktı bu rahip? Dava üzerine konuşmaya başlarlar, rahip kıssadan hisse bir hikaye anlatır , bilmece iyice çetrefilleşir. K. bankaya döner. Bu kısım da dinin hayattaki yerini mi anlatıyordu? Bilemiyorum.. K.’nın sonu pek iyi olmaz, okursunuz artık. Dava ne olacak peki? Bir dava mı vardı? Hangi dava? Anlatabildim mi bir şeyler ? Pek sanmıyorum. Belki buz dağının görünen yüzünden bir parça sadece. Beynim,ruhum,kalbim bu büyük yaranın ne kadar farkına varabildi? Bilemiyorum. Bir şeyler eksik kaldı,bir şeyler eksik kalmaya mecburdu,bir şeyleri anlatmak istemedim,bir şeyleri de anlatamadım. Bu bir yaşamak davası mıydı?
DavaFranz Kafka · Oda Yayınları · 200463,8bin okunma
··
12,2bin Gösterim
12 Yorum
Merhabalar çok güzel yazmışsınız öncelikle bunu belirtmek isterim alintinizin bir kismini Instagram hikayede paylaştım Instagram hesabinizi goremedigim icin etiketleyemedim fakat belirmek istedim sizlere de
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim , paylaşabilirsiniz sorun değil.
Osman emeklerine sağlık, özgün bir Dava incelemesiydi... Ben 2 defa okudum bu kitabı... Sanırım birkaç defa daha okurum hayatım boyunca... Bu kitap gerçek bir kült romandır. Kafkaesk gibi harika bir kavramın doğmasına sebep olmuştur. Okuduğum en yaratıcı sistem eleştirilerinden biridir. Üzerine oturulup saatlerce konuşulup tartışılabilecek nadir kitaplardan biridir. (aslında okur buluşmaları için bana göre çok ideal bir kitaptır) Kafka gerçekten çok farklı bir yazar. Onu hiçbir kategoriye sokamıyorum. Bu eseri yazan da o, Milena'ya Mektuplar kitabındaki mektupları kaleme alan da o... Ne kadar zengin bir ruh ve ne kadar zengin bir zihin... İncelemen ve kullandığın dil, Dava'nın ortamına ve karmaşasına uygun olmuş:) Kitaba dair pek çok detay yakalamışsın. Tekrardan kalemine sağlık... Selam ve sevgiler...
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Piyasada yok Necip sanırım haklısın , kendi siteleri var ama şöyle ki cemyayinevi.com/dava?keyword=dava bir süre önce İzmire taşınmışlar , Tüyap fuarında standları vardı devam ediyorlar faaliyete.
Güzel incelemenizi paylaştığınız için teşekkürler. Eski bir Hakimin bir sözünü aklıma getirdiniz; iki kişi mahkeme de karşı karşıya geldiğinde zengin olan kazanır, adalet iki fakir karşı karşıya geldiğinde tecelli eder... demişti :)
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim yorum için, hakim haklı sanırım :) Kesinlikle çok özel bir kitaptır, gerçı Kafka ne yazsa bende yeri ayrıdır severim ama Dava bambaşka :)
Bu yorum görüntülenemiyor
Devlet, Kafka'nın Dava'sında tarif ettiği şeyden veya Hobbes'un Leviathan'ın isimli canavarından başka bir şey midir? Hala daha yöneticiler, siyasi olarak açıklamak, cahili bilgilendirmek işlerine gelmeyen işlere giriştiklerinde, suçu o deve, o şatoya, bu davaya, o ne yaptığını çok iyi bilen ve aslında hiç bilmeyen, karanlık koridorlarında ve labirentlerinde en akıllı zihinlerin kaybolduğu, eylemlerinin sırrı ancak Tanrısal bilgiyle açıklanabilir, kutsallığı hala zihinlerde parlayan devlete atıveriyorlar. Gerçeği görmemiz için bir çocuğun bağırması gerekli devlet çıplak, başına buyruk ve eli sopalı, diye. Garip ama, devletleri kuran insanlar da dahil, tüm insanlığın en büyük mücadelesi yine devletlerledir. Kalemine sağlık Osmancığım. Var ol.
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim ağabey, sevindim okumana :) Devlet, otorite, insanlar, bir kaos hali sürüp giden.. Sanırım dünya biraz da bu demek. Herkes şikayet ettiği şeye mi dönüşüyor bir süre sonra, gücü ele geçirince veya çözümsüzlüğe yenik düşünce.. Bir söz vardır çok severim, "Eline silah geçmeyen kendini masum zannetmesin" mealinde yaklaşık. Silahsız ahkam kesiyoruz da acaba o silah elimize geçtiğinde kullanmadan durabilecek miyiz? Ya da karşımıza Züleyha çıkmamış ama biz Yusuf olduğumuz iddiasında mıyız? İmtihan sınırlarda dolaşınca anlam kazanıyor sanki. Bunları düşündüm yorumundan sonra, ne kadar alakalı bilemedim ama. Sağ olasın..
Reklam
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.