Eğer hâlâ bulunabiliyorsa belki aramızdan birileri ıssız bir adaya gitmek isteyebilirler. Ve özgürlüğün ıssızlıkta olamayacağını da yanlarına almalılar. Böylece pek yalnız kalmış olmazlar. Yine de içlerinde kaynayan özgürlük taşar da; bir meyve ağacını kesip yine de ondan meyve beklemeye başlarlarsa daha itaat edecekleri çok şey vardır.
Nesil, yalnızlığını çoğaltırken
tabi olmuşsa ilişkiye
E, öyleyse bu bağlar, ağlar sarmaş dolaş
bulsan ucunu, desen: Özgürlük! — ne
bulsan ucunu, desen: İtaat..! — ne?
Bir deli varmııış. Özgüürlüğe sararmış. Gürlüğünü atmış, öz kalmış: ÇÖZ!
Eğer itaat edilecek bir güç varsa o da ilişkidir. Gerisi görüsüz bir acizliktir. Her neyse, bu kadar özgürlük yeter! Ağzınıza bir sevgi hapı atın ve aynaya değil kendinize bakın. Ya da sizi göstermeyen bir aynaya belki de. Siz, siz olmaya boğulmayın. Siz, sizsiniz: Sizsis...
Özgürlük nerededir? Özgürlüğün temelinde ne vardır? Nedir o?
Öz-özne bir dışa vurum ekseninde olabilir mi? Hani, kendini ifade etme ile, "kendi hakkında" olma ile? Nereye varılabilir ki bu yolla? Peki ya bir öz arayışına ne dersiniz? İçimizdeki tutsaklığı aşabilir miyiz dışa vurum yerine dışa açılım ile? Hem vura vura nereye kadar? Özgürlüğü hisseden varsa, onu diğerlerinin karşısında olan kendindelikle mi bulmaya çalışır yoksa tüm diğerlerinin bütün hâlleri arasında, akış içinde alınımla-hâllenmeyle mi? Diğerlerinin diğerliliği arasında değişmeler boyu sıkışılır mı?
Zoraki bir itaat dayatması bu zamanda pek geçerli olmasa da; çeşitli yönlendirme, algı şekillendirme yöntemleri ile insanların yaşama biçimlerini, düşünce tarzlarını etkileyerek sanki bu biçimlerin ve düşüncelerin kendi iradelerinin ve tercihlerinin bir ürünü olduğu kanısı uyandırarak da farketmeden kişiler birilerinin gönüllü köleleri haline getirilebilinir ve getiriliyor da. Köle olduğunun farkında olmayan, kendini özgür sananlar. Tam da günümüz tüketim toplumunun tercihlerinin manipülasyonlar vasıtasıyla tektipleştirilmesi bunun en iyi örneği. Bakarsak çoğumuz sözde özgürüz.
Özgürlük arayışı da bir simülasyon, itaatin bir başka aracı aslında bu, tüketmeye alıştırılan bir topluma üretilen nesnenin hayali veriliyor ona sahip olmak için isyan etmesine ise özgürlük deniyor :D tam da dediğiniz gibi yani, “dilde” özgürlük “bedende” itaat kol geziyor.
"Özgürlük" dediğimiz şeyin kapsamını genişletenler mevcut "özgürlüğü" kâfi bulmayanlardır. Bu doğru. İtaat edenlerin de çeşidi var bence. Mesela dinî sınırlara riayet etmek kölelik midir, acaba. Bana sorarsan değil. Ama hak aramaya mâni olana itaat de köleliktir. Köleliğin tanımını da yapmak gerekiyor gibi. Hep beynime batan bir sorudur, hürriyet benim için ne demek, hürriyet isterken aslında ne istiyorum, hudutsuz ve gayesiz bir hürriyet beni yaşarken nereye götürebilir. Çok sığ şeyler söyledim belki, ama bunları düşündüm.