·368 syf.····Okunma: 17 Aralık 2021 00:03 İnsanlık barışabilir mi? Savaşsız bir dünya mümkün mü? Hakan Günday kitabın tanıtımında da bu soru ile yola çıkmış. Verdiği cevap ise çoğu insanı tatmin etmeyecek. Bence bunu kendisi de biliyor. :)
Neden Zamir diye soracak olursanız, aşağıdaki alıntı pek çok şeyi özetler:
"O ana kadar savaşta gördüğümüz her şeye dayanmıştık ama Zamir bize fazla gelmişti. Tabii ki gördüğümüz ilk yaralı bebek değildi. Ama Zamir hepsinden farklıydı. O sessizliği var ya? Hiç ağlamıyor oluşu... Biz gürültüye alışmıştık. Çığlıklara, haykırışlara, annesini arayan çocukların hıçkıra hıçkıra ağlamalarına... Sonra birden o bebek çıkmıştı karşımıza. Savaş denilen şey ne kadar gürültülüyse, Zamir de o kadar sessizdi! "
Kitabın konusuna gelirsek aslında sadece Zamiri değil pek çok insanın hayatına değindiğini görüyoruz. Zamir karakterine değinmek gerekirse hem bu kadar insanlıktan nefret edip saldırgan tavırlar sergileyen , hem dünyayı kurtarmak için hevesli, hem duygusal hem de bir o kadar yalancı bir karakter yani çelişki içinde bir karakter. Zıtlığı sadece Zamir de değil bazı olaylar ve kişiler için de kullanmış.
Bunlardan bir kaç tanesini örnek vermek gerekirse, bence kitabın ana konusu olan "All for All" vakfı çelişkili yönetim biçimi. İnsanlığa destek olmak için gerçeğin sansürlenmesi ne kadar doğru? Bunu kitabı okurken daha net anlayabilirsiniz. Ya da Jacinta karakterini örnek verelim. Kendi doğruları mı önemli yoksa başka bir insanın yaşamı mı? İşte yazar bu soruları bize de soruyor aslında.
Yan hücre tekniği, Veda Kanunu, hayalet diplomatlar gibi kendi terimlerini yaratan Hakan Günday, savaşanları barıştıran hikayeleri ile belki gerçekleşmemiş ama gerçekleşmesi muhtemel bir distopya da sunuyor bize. Aslında distopik olmayan bir hayatta sunuyor tabi. Kitabı okuyan anlayacak. Kuklaları olan Türkiye Başbakanı size bir yerden tanıdık gelecek.
Herkese iyi okumalar...