Kapitalizm Bisikleti sevmez. Çünkü bisiklet sürmek ekonomi için kötüdür...Bisiklet süren otomobil almaz, dolayısıyla akaryakıt da almaz, kasko yaptırmaz, MTV ödemez, arabayı servise götürmez, lastik almaz ve işin kötüsü sağlıklı olur, sağlıklı insan doktora gitmez, ilaç almaz...
··4 alıntı·
41,7bin Gösterim
17 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kış günü bisiklet süren hastaneden çıkamaz arkadaşlar, yapmayın öyle şeyler.
Ayfer
Gönderi Sahibi
Keyifle olsun şimdiden.. 🤗
Ben bu kadar basit olduğunu düşünmüyorum kapitalizmin.Evet bilmediğimiz, algılayamadığımız bir şeyler var ama "bisiklete binmeyip araba alsınlar sonra da sağlıkları bozulsun ilaç satalım" gibi küçük düşünceler etrafında koştuklarını sanmıyorum. "Koronayı çıkardılar çünkü ellerindeki ilaçların süresi geçiyordu, onları tükettiler bu dönemde" diyen kahvedeki amcalardan bir farkı yok. Yani bizi kandırdıkları bir gerçek ama bu şekilde değil bence.;))
Ayfer
Gönderi Sahibi
Kandırıldığımızın farkındayız ama yok bu kadar da basit değildir mi diyoruz. İşte aslında asıl mesele bu."Bu kadar basit!" Çünkü üzerimizden küçük hesaplar yapıp büyük kazançlar sağlıyorlar....
Otomobil konusunda gayet haklı da bisiklet önerisi tüm topluma mâl olacak kadar tutmaz, ancak azınlıkta kalır bisiklet. Ben toplu taşıma ve ticari taksi yanlısıyım. Bir şehir yaşamı ancak bu ikisi ile rahata erer. Bir de ev ve iş yeri arası mesafenin yürünür bit mesafe olmasıyla... Duyarlı ve sevdalı bisikletçileri de etrafta görmek harika, ilham verici bir tercih olurdu. 🤔 Diye düşündüm.
Bisiklet zevk ve gönül işi daha çok, o yüzden tüm toplumu kapsayacak şekilde yaygınlaşmaz bence. Hem paylaşımın öngörüsü doğru; KAPİTALİZM buna izin vermez... Bisiklet de motorlu araçlarla onun yerine geçecek şekilde ülke düzeyinde asla mücadele edemez. Ama öte yandan kapitalizm kimseyi toplu taşımaya binmek konusunda engellemeye gücü yetmez, evini iş yerine uzak seçmeye de zorlayamaz. Otomobil kullanımı ile ancak bu şekilde mücadele edilebilir bence.
Kapitalizm bisikletin varken arabayı da sana aldıran sistemdir...
Marx boşuna yırtınmıyordu. "Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser."
Reklam
Maalesef Cesur Yeni Dünya kitabında böyle bir söz yok.
Bir şeyin yokluğunu nasıl kanıtlayabilirim? Kendiniz epub/pdf halini indirip bakabilirsiniz. Ben hem orijinali hem de İthaki versiyonuna baktım. Bu sözü bırakın, kapitalizm ve bisiklet kelimeleri bile geçmiyor kitapta. Verdiğiniz alıntıda paylaşan kişi o sözü araya eklemiş, kitapta böyle o kısım: "Grubuyla uzaklaşırken Müdür, "Tuhaf," dedi, "Fordumuz'un zamanında bile çoğu oyunun sadece bir iki top, birkaç sopa ve belki de bir parça fileyle oynandığını düşünmek tuhaf. İnsanların, tüketimi arttırmaya hiçbir katkısı olmayan karmaşık oyunları oynamasına izin vermenin ne kadar ahmakça olduğunu bir düşünsenize. Delilikten başka bir şey değil. Bugünlerde Yöneticiler, en azından mevcut oyunlar denli karmaşık aletler gerektirdiği kanıtlanamayan hiçbir oyuna izin vermezler." Kendi sözünü böldü. Eliyle işaret ederek, "Sevimli bir grup," dedi. Uzun Akdeniz fundalıklarının arasındaki çimenli bir açıklıkta, yedi yaşlarında bir erkek çocuğuyla bir yaş büyük görünen bir kız çocuğu, keşif çalışması yapan bilim adamları misali' bir ciddiyet ve yoğunlaşma içinde, çocuklara has bir seks oyunu oynuyordu." Orijinalindeki metinde de yok: ""Strange," mused the Director, as they turned away, "strange to think that even in Our Ford's day most games were played without more apparatus than a ball or two and a few sticks and perhaps a bit of netting. imagine the folly of allowing people to play elaborate games which do nothing whatever to increase consumption. It's madness. Nowadays the Controllers won't approve of any new game unless it can be shown that it requires at least as much apparatus as the most complicated of existing games." He interrupted himself. "That's a charming little group," he said, pointing. In a little grassy bay between tall clumps of Mediterranean heather, two children, a little boy of about seven and a little girl who might have been a year older, were playing, very gravely and with all the focussed attention of scientists intent on a labour of discovery, a rudimentary sexual game. "Charming, charming!" the D.H.C. repeated sentimentally."