“Belki de uyandığında, güneşin ışıldadığını ve kuşların cıvıldadığını göreceksin."
En zor okunan 10 Kitap listesinde yer aldığını öğrenince biraz şaşırdığım, sonra bir paragraf uzunluğundaki cümlelerin içinde onlarca farklı şeyden bahsetmesini düşününce hak verdiğim kitap. Ek olarak, zamanda gitgellerle düzensiz bir akışı vardır. Ve elbette bilinç akışı tekniğiyle yazılmıştır ki, bu teknik ona yabancı olan herkese zor gelebilir. Ama bu kitap aynı zamanda ‘20.yüzyılın en iyi İngilizce 100 romanı’ listesinde de yer alır, ve evet öyledir. Okurken yorar, ama Virginia, yorsa da güzeldir.
Ortada normal koşullarda bir romana konu olmayacak denli silik karakterler ve basit bir olay örgüsü vardır. Hatta, sadece bir gündür anlatılan. Mr. ve Mrs. Ramsay'in yazlık evlerinde aile dostlarıyla geçirdikleri zamandan bahsedilir. Yakındaki deniz fenerine gitme planıyla kitap başlar ve sürer gider.
Romanda karakterler arasındaki iletişimsizlik özellikle vurgulanır. Suskunluk, içinden konuşmalar o denli uzun sürer ki, yüzyıllardır sanki kimse ağzını açıp konuşmamış gibidir, artık biri ses versin dersiniz. Ama Virginia bununla kendini tam olarak ifade etmenin, birini tam olarak tanıyabilmenin imkansızlığını vurgular. “Ne olduğumuzu, ne hissettiğimizi kim bilebilir?”
Dile dökülmeyen, içimizden söylediğimiz şeyler ne kadar da çok diye düşünürsünüz. Ve Virginia’ya hak vermeden edemezsiniz. İnsan ilişkilerindeki karmaşayı anlamak, başkalarını dışarıdan göründükleriyle tanımak, bir başkasını gerçekten anlamak belki de mümkün değildir.
Mrs. Ramsay toplumun ona dayattığı kadın-anne modelinin içinde sıkışan biridir. Lily karakteriyse bunun tam tersi olarak okumak, yazmak ve resim yapmak ister. Ama Mr. Ramsay’a göre kadınlar bunları beceremez. Onlar sadece erkeklerin ayakta kalması için bir koltuk değneği, beceriksiz kaldıkları noktalarda kurtarıcı, ihtiyaçlarını karşılamaya her an hazır hizmetliler olarak vardır. Evlenen, çocuk doğuran, anne ve eş olan bir kadın görevlerini tamamlamış kadındır. Virginia Woolf’un gözümüze soktuğu şey tam da budur.
Lily tüm roman boyunca tuvaldeki boşluğu neyle dolduracağını bilemeyen biridir. Ama kitabın sonunda eline fırçayı alır ve bir çizgi çeker. Ve evet, görebiliyorum der. Boşluk silinmiştir.
Kadının toplumun yükledikleri dışında var olabilme sancısını bir tuval, bir fırça imgesiyle öyle sade ama güçlü bir şekilde resmeder ki, sizin içinizde de bir boşluk dolmuş gibi olursunuz.
Deniz Feneri Virginia Woolf ile tanışmak için iyi bir başlangıç olmaz kuşkusuz. Ama onun kalemini seven ve benim gibi bu kitabını bekleyenler, hemen okusun derim..
Keyifli okumalar..
Evet. Aslında anlatmak istediğim aralarında kurulan paralel ilişki. Karşıt kişiliklerde de olsalar aralarında bir bağ var Fr aslında son sahnede tuvale çekilen o çizgi biraz da Mrs. Ramsay için. Onun ölümüyle ortaya çıkan çelişkili ortamın yarattığı bir aydınlanma. Ama eksik ifade etmişim sanırım.