mutsuz olduğunda kırlarda yürüyüşe çıkardı. Fincan tabağı biçimindeki o çukura dek yürürdü. Aslında hep daha uzağa gitmek isterdi;yine de her defasında oraya oturur, pelerininin altına gizlediği küçük kitabını çıkarır,birkaç dize şiir okur ve etrafa bakınırdı.Aslında çok da mutsuz değildi. Artık kırk beş yaşına geldiği de düşünülürse belki hiçbir zaman çok mutsuz, çaresizce mutsuz olup,arada bir tehdit ettiği üzere kocasını terk ederek bu iyi adamın iş hayatını mahvetmeyecekti. Bayan Jarvis tam da inancını kırlarda yitirecek,evreni tanrı'sının yerine koyacak türde bir kadındı.ama ne inancını kaybetti ne de kocasını terk etti.şiirini hiçbir zaman baştan sona okumadı.yine de kırlarda yürümeye,karaağaçların arasından hayvanları seyretmeye ve Scarborough 'a tepeden bakan çayırlarda otururken hüzünlenmeye devam etti"
" Yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden uçar gider" deyişini bilir misin? Çoğu insan bunu yanlış anlıyor. 'Adamın parası bitince kadın kaçıp gider.' demek değil bu . Adamın parası bitince... Kalbini de kaybeder. Bir işe yaramaz. Öyle acizleşir ki gülemez bile,tuhaf bir aşağılık kompleksine kapılır, çaresizliğe kapılır, kadını uzaklaştıran da odur. Neredeyse aklını kaçırıp kurtulana kadar kadını sarsıp durur.
O da büsbütün benim gibi yalnız görünüyordu. Kışın başlangıcını belirten soğuk bir rüzgâr yanından esip geçti, etrafında yalnızca ölü yapraklar onu sarıyordu.