Askerî bilgilerden yoksun askerî görevliler, geminin bile ne olduğunu bilmeyen deniz subayları, hiçbir işten anlamayan devlet memurları; şehvetli gözleri,bir karış dilleri ve düşük ahlâklı yaşamlarıyla, dünyanın en dünyevî ve en pişkin din adamları da bu davetteydi. Hiçbiri, hiçbir şekilde işinin ehli değildi ama unvanlarına görev aşkıyla bağlıymış gibi korkunç yalanlar söylemekten asla çekinmezlerdi. Tümü de uzaktan veya yakından Monsenyör'ün cemaatine dahildi ve her türlü menfaatin sağlanabildiği tüm kamu görevlerine kazık çakanlar hep bunlar olurdu.En daniska soydan soptan gelen bu beyefendiler boyunlarına, miskin miskin kipirdandikca şıngır mıngır öten incik boncuk takmışlardı
Sirk yöneticisinin üstelemesi üzerine şeref koltuklarından birine oturan belediye başkanı, trapezcilerin ve palyaçoların yaptıkları açılışı izledi. Sonra siyah kadifeler giymiş olan Casandra gözleri bağlı olarak ortaya çıktı ve izleyicilerin düşüncelerini okuyacağını söyledi. Başkan hemen kaçtı.
Senatör konuşurken yardımcıları havaya avuç dolusu kâğıttan yapılmış kuşlar atıyorlar,bu yapma kuşlar canlanıp ahşap kürsünün üzerinde uçuşarak denize doğru gidiyorlardı. Aynı anda öteki yardımcıları, yaprakları keçeden tiyatro dekoru ağaçları, arabalardan çıkarıp onları kalabalığın arkasında güherçileli toprağa dikiyorlardı. En sonunda da, üzerine camlı pencereleri olan kırmızı tuğladan evler resmedilmiş kartondan bir cephe kurup bununla gerçek yaşamdaki sefil kulübeleri örttüler.
Gömleğinin cebinden ezilmiş bir sigara çıkarıp,yakmadan önce parmaklarının arasında yuvarladı. Sonra sandalyeyi yayları elverdiği kadar geriye yatırdı ve tam o biçimde otururken yaşamının bir dakikasını daha sonuna kadar harcayıp bitirdiğini düşünerek irkildi.