Puan vermedi·518 syf.··
Beğendi
·
2022 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2022 22:59
Elias Canetti Osmanlı Devleti sınırlarında 1905 yılında doğmuş, İspanyol Yahudisi kökenli Bulgar vatandaşı, eserlerini Almanca yazmış, kendi ifadesiyle çıkış noktası Avusturya edebiyatı olan bir yazar. Bunca farklılık, yaşadığı yıllar ve coğrafya göz önüne alınınca O'nun dünya edebiyatına ait bir yazar olduğu gerçeğini kabul etmek gerekiyor. Körleşme ( Die Blendung / Kamaşma ) yazarın 1930-1931 yıllarında ve 26 yaşındayken yazmış olduğu bir roman. Roman 1935 yılında yayınlanır. Yayımlandıktan bir yıl sonra, 1936’da, Frankfurter Zeitung'da bu eser hakkında şunlar yazılır: “Canetti’nin romanı, James Joyce’un Ulysses ile erişmek istediğinin ötesine geçen bir adımdır… Bu roman, gerçekçi romanın hiçbir zaman başaramadığı bir şeyi, olaylar ile yaşananlar arasındaki değişken sınırla insanoğlunun kendi eliyle kurduğu, sonra da kendisine yabancılaşmış, düşman kesilmiş bulduğu dış çevreyi, yepyeni bir biçim içerisinde ve en uçta sayılabilecek araçlarla betimlemeyi başarmaktadır." Romanın baş karakteri Dr. Kien tanınmış ve eşsiz bir sinolog'tur. Her yanı kitaplık ve kitapları ile dolu evinde, onlarla yaşayan, kendisine teklif edilen kariyer ve görevleri kitap ve okuma aşkı ile kabul etmeyen, geçinmesini sağlayacak bir işi olmayan ama ailesinden kalan miras ile hayatını rahat bir şekilde yaşayan, insanlara uzak bir bilim adamıdır. Ve bir gün "ben ölürsem" ile başlayan ve "kitaplarım ne olacak onlara kim bakacak?" sorusu ile devam eden dünyevi kaygı ile bize muhteşem algılar dünyasının kapısını açar. Romanın her karakteri onları onaylamasak da, Canetti tarafından öyle güzel anlatılmış öyle güzel yaşatılmış ki hepsini ayrı ayrı sevdim diyebilirim çünkü hepsi de gerçekti. Körleşme en kısa ve basit tanımıyla benim için "kara mizah"ın zirve yaptığı bir roman oldu. Aydın olarak yaftalanan kesimin içinde bulunduğu toplumdan kendini soyutlayarak yaşadığı körleşme ile başlayan ama toplumda var olan her kesimin kendine ait körlüklerine de şahit olacağımız bir eser Körleşme. Londra Üniversitesi öğretim üyesi ve edebiyat uzmanı Prof. J. Isaacs'ten Körleşme üzerine alıntı yapmak istiyorum; “… Yüzyılımızın en büyük romanlarından olan Körleşme’nin çekiciliği, ilk okuyuşta ancak Karamazof Kardeşler’de ya da James Joyce’un Ulysses’i ile karşılaştırılabilir. Yapıtın tüm zenginliğinin bilincine varmak ise ancak zamanla üstesinden gelinebilecek bir iştir. Kötülüğün betimlenmesi açısından Canetti ile karşılaştırıldıklarında François Mauriac bir acemi, Graham Greene ise henüz anasının karnındaki bir çocuk kadar saf kalırlar. Ancak tanrı bilimsel anlamda bir kötü’nün canlandırılması değildir burada söz konusu olan; buradaki cehennemin ardında herhangi bir tanrı yoktur… Canetti, ustalığı ancak Dante ya da Kafka ile ölçülebilecek alegorisine konu olarak bir bilginin fildişi kulesini seçmiştir: bu fildişi kule sonunda kaba gücün etkisiyle paramparça olur… Romanın karakterleri, gerçekte en seçme soyutlamalardan oluşmadır. Bu soyutlamaların en ustacasını , bilgin karakterini ise Canetti, kendine kurban seçmiştir. Gerçekliğin çok uzağında yaşayan bilginin, Prof Kien’in tüm dünyası , kafasının içindedir ama kafasının bir dünyası yoktur. Çökmekte olan bir kültür ortamında bu salt bilim insanı , bilgisizlik, açgözlülük, nefret ve kıskançlık gibi tüm kötü güçlerin saldırısı sonucu paramparça olur. Ama bütün bunlar, bizi duygulandırmaya yeten bir insanca tutumla anlatılmıştır: Kurbanın yazgısında bizim de suçumuz olduğunu duyumsarız elimizde olmaksızın…” Kitap, bilgiye, felsefeye, mitolojiye ve kara mizaha ilgi duyanlar için rahat okunacak bir kitap ama okurken karakterlere kızmayacağınıza dair söz veremiyorum. Benim dikkatimi çeken kadınlar aleyhinde gerek filozoflardan gerek mitolojik kaynaklardan oldukça fazla alıntıların nerdeyse tüm erkek karakterler tarafından yoğun kullanılması oldu. Topluma egemen olan (kadının dışlanması, insan sayılmaması ) dejenere kültürün, insanlığın da dibe vurmasının nedeni olduğu bir kez daha Canetti tarafından eserde gözümüze sokulur. Son bir not, Roman kahramanlarından birinin adı Fischerle ve satranç seviyor hayali Amerikaya giderek Dünya Satranç Şampiyonu olmak. Fischerle çeviri yapılırken kitapta bulunan orijinal haliyle alınmış, "Fischercik" anlamına geliyormuş, Ömer/ Ömercik gibi. İlginç olan gerçek hayatta böyle birisi var Bobby Fischer Amerikalı 11. dünya satranç şampiyonu ama 1945 yılında doğmuş. Canetti 1930 yılında kitabını yazarken 1972-1975 yılları dünya satranç şampiyonuna nasıl bir gönderme yapmış anlaşılır gibi değil, tevafuklara gülümsüyorum çünkü hayat böyle güzelleşiyor. Bobby Fischer'in hayatının çok farklı ve ilginç öyküsü olduğunu da burada anmak isterim belki okumak isteyenler çıkabilir. Ben buraya wikipedia bağlantısı bırakayım. tr.wikipedia.org/wiki/Bobby_Fischer Kitap da kalın demeyin, okuyun, kitapla kalın…
İnceleme
KörleşmeElias Canetti · Payel Yayınları · 20094,500 okunma
·
526 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hasan Ekrem
Gönderi Sahibi
Elias Canetti’nin Körleşme adlı romanı, aslında belki de hiçbir toplumda hiçbir zaman tümüyle ortadan kalkmayacak bir tipi, tüm okumuşluğuna ve bilgi dağarcığının zenginliğine rağmen, dünyaya, o dünyada olup bitenlere kafasındaki bilgilerin oluşturduğu büyüteçle bakabilme becerisinden yoksun olan aydın tipini ele alır; gerçekte bu beceri, bir insanı gerçek anlamda aydın kılabilecek tek niteliktir. Romanda bu aydın tipinin temsilcisi olan Prof. Kien, dünyada bir eşi daha bulunmayan kitaplığına kapanmış olarak yaşamakta, sadece kitaplarının dünyasında kalmakla dış dünyaya ilişkin değer yargıları oluşturmaya hak kazandığına inanmaktadır. Bir başka deyişle, ta antikçağ Yunan felsefesinden ve Sokrates’ten bu yana varlığını kanıtlamış olan bir gerçeğe, insan toplumlarında her tür ilerlemenin, kötülüklere yönelik her türlü karşı koyuşun ancak diyalog yoluyla gerçekleşebileceği olgusuna Prof. Kien, sırt çevirmiştir. Ne var ki romanın akış süreci, kendi monologlarının çerçevesine hapsolmuş bir aydın türünün ne dünyada kötülüğün kök salmasını, ne de o kötülüğün kendi kitaplığına kadar el uzatmasını engelleyebileceğini çok açık ve acıtıcı bir biçimde ortaya koyacaktır. Ahmet Cemal