Nedendir bilemiyorum, II. Dünya Savaşı, Soykırım, Yahudiler konulu kitaplar olunca dayanamıyorum. Bu da okuduğum onlarca aynı türden kitaplardan biri olsa da; üzülmeyi, sinirlenmeyi, kızmayı her şeyi bir kenara bırakıp elime alıp yine okuyorum..
Kitabın baş kahramanı 6 yaşında bir çocuk ve ailesi onu savaştan korumak ve güvenliği için köye bir bakıcının yanına gönderiyor. Tabii bu arada savaş oldukça büyüyor. Yanına yerleştiği dadı, çocuk yanına geldikten 2 hafta sonra vefat ediyor. Kimse çocuğu istemiyor. Çingene ve Yahudi olduğuna inanıyorlar. Çocuk ise kendi ayakları üzerinde durarak, oradan oraya savruluyor. Yaşadığı aklın ve mantığın bile kabul edemediği olayların gerçek hikayesi..
Çocuk kendisine şunları sorguluyor kitapta:
Farklı bir saç ve göz rengiyle nasıl bir üstünlüğü olabiliyordu bazılarının diğerlerine karşı?
Çocuk burada kendini, yerlisi olduğu ülkesinde nasıl bir yabancıya dönüştüğünü anlatıyor bizlere.
İster kana bulanmış bir kuş olarak düşünebiliriz onu, ister ten renginin farklılığından doğan bir Boyalı Kuş gibi..
Boyalı Kuş , yazar Jerzy Kosinski ‘nin ilk ve en ünlü eseri. Yazarın kendi başından geçen olaylardan esinlenerek kitabı yazdığı aşikâr. Gözünüzün önünde sahneler film şeridi gibi canlanıyor, tüm ruhumla ağladım...
Ne garip bir dünya tarihi bu zulüm ve kıyımlarla her defasında kınayıp anarken yaşadığımız çağda bile hala savaşlardan konuşuyor olmamız ne kadar hazin...
Aynı duyguları paylaşıyoruz sanırım bu konuda, okurken her ne kadar incitse de benim için de tesiri büyük, savaş ve soykırım dünyasının hakim olduğu atmosferlerin.. Bu kitabı bilmiyordum sayenizde tanıştım ve listeme ekledim. Teşekkür ederim :) Ben de size Bülbül - Kristin Hannah kitabı tavsiye ederim, benzer duyguları yaşayacağınız muazzam bir anlatımı var şahsen. Kitap hakkında incelememe göz atabilirsiniz hatta isterseniz.
#78650666