·207 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mart 2022 19:03 “Leylim”; sevdiğin insana hem adıyla hem de sahiplenmeyle konulan bir takma ad. Öyle güzel bir ad ki bu, içerisinde tüm duyguları barındırmış. Bazen Ahmed Arif Leyla’sına 3 dili birleştirerek ‘Lalikom’ demiş, bazen ‘nicesin dılemın?’..
Ahmed Arif’in doğum gününde bugün, bu Nisan ayında okumaktan keyif aldığım kitabını yorumlamak istedim.
Eser; Ahmed Arif’in 1954-1959 yıllar arası Leylasına yazdığı mektupların bir derlemesi. Mektup olarak geçiyor ama, okuyunca bir insanın tüm duygularını yaşayıp onu derinden hissedeceksiniz.
Kitap, Ahmed Arif’in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı ve içsel dünyasını da anlatıyor..
Mektuplarının yayımlanış öyküsü ise biraz karışık. Leyla Erbil ilk başlarda mektupların yayımlanmasını istemeyip, ‘ben öldükten sonra yayımlansın’, demiş. Aynı zamanda çıkacak dedikodulardan da sanki çekindiğini belirtmiş. Daha sonra editör bir davette Arif’in oğluna mektupların varlığından bahsedince, oğlu mektupların yayımlanmasını ister.
Bu mektuplar daha sonra Leyla’dan istendiğinde, kendisi önce reddeder. Gel zaman git zaman Leyla mektupları yayımlamaya karar vermiş, ancak kitap basıldığında göremeden vefat etmiş. Hatta ölmeden kitabın yayımlandığını görmek istediğini de belirtmiş..
Arif; deli gibi aşık olduğu kadına sayfalar dolusu mektup yazarken, Leyla ise dostluk sınırını çizmiş. Sonraki açıklamalarında Leyla, ‘Benim tarafımda aşk yoktu, yalnızca dostluk vardı’ demiş. Leyla bu aşka hiç olumlu karşılık vermemiş, olumsuz da vermemiş. Ahmed ise Leyla’nın kararına saygı duyarak bu sevilmediği durumunu kabullenmiş.
Bu sessizlik, bu umursamamazlık, bu cevap vermeme, bilip de bilmeme hali bir noktadan sonra dayanılmaz oluyor. Leyla kendisi de yazmış şaire, ama o cevap mektupları maalesef kayıp.
Onları okuyabilseydik, neden böyle yaptığını anlayabilirdik. Ama Ahmed’in yazdıklarını okuyunca, Leyla’nın da nelerden bahsetmiş olduğunu aşağı yukarı anlıyoruz..
Yaptığı tek şey sevmek olmuş Arif’in sevdasına. Karşılıksız bir sevdayı anlatıyor Ahmed Arif bizlere. ‘Nasıl duyarsız kalabildin bunca sene Leyla?’ diye de soruyor, ona kızıyorsunuz okurken.
“Yazdığım bütün şiirler senin için,” diyor.
“Hepsinde sen varsın,” diyor.
“Sana yazıldılar,” diyor.
“Sen olmasan bunlar olmazdı,” diyor.
Daha ne desin şairimiz.
Bütün bu olumsuzlukların, umutsuz duyguların içerisinde bizim göremediğimiz umudu görmek. Bu onu nasıl güzel bir insan yapıyor, anlatamam..
Çok sevmenin yetmediği zamanlar vardır hayatta. Elinden başka bir şey gelmez, kader bir araya getirmemeye yeminlidir sanki. İşte o zaman başka bir kapı açmaya çalışırsın. Ahmed Arif’in de dediği gibi:
“Sen ister dostum ol, ister sevgilim,
Yeter ki hayatımda ol...” der..
Bu şairi anlamak, onu tanımak için harika bir yol bu mektuplar. Ön sözünde de çok güzel açıklamışlar kitabı. Okuyun ve okutun Arif’i ve Leyla’sını...