Kuran, "Erkekler kadınlardan üstündür, çünkü Tanrı onlara bazı niteliklerle üstünlük bahşetmiştir ve çünkü kadınların geçimini onlar sağlar," der; kadın hiçbir zaman ne gerçek bir güce sahip olmuştur ne de mistik bir saygınlığa. Bedevi kadın zor koşullarda çalışır, saban sürer, yük taşır. Bu şekilde kocasıyla bir karşılıklı bağımlılık ilişkisi kurar; yüzünü örtmeden, özgürce dışarı çıkar. Örtülmüş ve kapatılmış Müslüman kadın ise bugün hâlâ toplumun çoğu katmanında bir çeşit köledir.
Sayfa 113 - Koç Üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
··
2.238 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eril ve dişil dengenin bozulduğunda oluşan dengesiz ilişkiler toplumun her yerinde görülebilir. Hepimiz eril ve dişil hormonlara sahibiz fakat burada oluşan dengesizlik cinsiyetçi sorunları doğuruyor. Burada bahsettiğim şey doğanın dengesi, kadın ve erkeğin baskın rolleri arasındaki hormonel dengeler ilişkinin yapı taşıdır. Yalnızca bu konuya odaklı bir araştırma yapılırsa faydalı olacağını düşünüyorum. Kurandaki düzen o zamana hizmet eden bir süreç olabilir. Şimdiki yüzyıla hizmet eden sistem değişmiştir. Fakat eril dişil dengenin varlığı çok önemlidir. Erkek imajı daha erilken kadın imajinda dişillik gözlenir ve bu roller durumuna yerine göre değişiklik gösterir. Ne tamamen eril ne tamamen dişil önemli olan bunu dengede tutmaktır.
Eğer dişil imajdan hoşlanıyorsanız emin olun erkek arkadaşlarınızdan davranışsal veya düşünsel farkı olmayan kadınla birlikte olmayı istemezsiniz. Buradaki bahsettiğim erilleşen kadının tercihi değil, varsaydigim beklentiye göre bu böyledir. Ne yazsam eksik kalacaktır. Aklına takılan kişilerin araştırma yapmalarını tavsiye ediyorum toplumumuzdan önce kendimiz için çok mühim bir konu.
Barbaros
Gönderi Sahibi
Bir şeyi fark ettim. Normalde Beauvoir paylaşımları çok etkileşim alsa da bu pek itibar görmedi. Tabii eskiden beri biliyorum. Sebebi belli. Kadınlar haklarını savunmak istese de konu İslam olunca geri adım atıyor. Bunun birçok sebebi var. Bunun bazısı kendisinin de İslam ideolojisi ile beyninin bulandırılmış olması, bazen de başka sebepler. Oysa her ne olursa olsun ataerkil zihniyeti üreten zihniyet (yani en başta dinler vs.) ortadan kaldırılmadan bu sorun da kökünden çözülmeyecek. Şeyden hep çekiniliyor zaten. Ya dinimden vazgeçmek zorunda kalırsam? E, zaten din bunun başlıca oluşum sebebi. Anadolu’da şu var: Kur’an hiçbir zaman evin duvarından indirilmez. Hiç okunmaz. Orada, duvarda öylece durur. Çünkü indirilip okunursa kitaptaki tüm yanlışlıklar bir şekilde algılanabilir. O yüzden ne kitap duvardan indirilmeli ne de yakıcı gerçeklere yaklaşılmalı. Kadınların durumu da böyle. Yani böyle diyorum.
Kuran'ı 4 kez okumuş biriyim. Böyle bir şey demiyor. Beauvoir ya okumamış ya sa bile bile iftira atmış. Mirasta erkeğe 2 kadına 1 pay filan diyor ki bu da iş kazalarında, savaşta, vb erkeklerin ne kadar daha fazla risk altında olduklarını düşününce gayet adil bir çözüm. İş kurma, ailenin geçiminin asıl sorumlusu olma, çocukları evlendirme gibi sorumlulukları saymıyorum bile.
Gel askerlik yap o zaman, madene in, inşaatta çalış. Kadınların doğum yapması, emzirmesi ataerkil toğlum yapısının dayatması değil mi? Çöp adam safsatası yapıp saldırıyorsun kuş beyninle. Kadını anne yapan doğa, evrim, Tanrı, vb. dış bir metafizik kaynaktır. Sevmiyorsan inanmazsın İslam'a olur gider, tanımadığın bir insana onun ciğerini biliyormuş gibi etiketleyici yaftalar yapıştıran feminik popülist kezolara cevap yetiştirmekle harcanacak vaktim yok.
Ali Bulaç, Muhammed Esed, Y. Nuri Öztürk, Mustafa İslamoğlu, Bayraktar Bayraklı gibi ciddi Arapça xsı ve akademik derinliği olan kişilerin meallerini okumanızı öneririm. Evin geçimi erkeğin sorumluluğundadır çünkü gebe kalıp mağarada bekleyen, mağarayı/evi çekip çeviren kadındır. Dışarıda olan ve yuva için avlanan/toplayan, yakacak bulan erkektir.