Kitabı tek kelime ile tanımlamam gerekse “Mükemmel” derim ama bu ne denli yeterli olur inanın bilmiyorum.
Saf dostluk, yıllarca gizlenen sırlar, acımasızca söylenen yalanlar…
Kitapta bahsedilen konu hakkında bir araştırmada bulunmadım dolayısı ile gerçek hayattan bir kesit mi bilmiyorum. Ama, umarım değildir.
Kitabı soluksuz tek nefeste okuyabilirsiniz. Elinizden bırakmak istemeyeceksiniz ama benim gibi tadı damağınızda kalmasın diye bir gün ara verip bitirebilirsiniz.
Sayfaları gezerken “ben ne ara bu kadar sayfa okudum?” sorusu aklınızı kurcalayacak. Öte yandan sayfalarda ilerledikçe zaman zaman gözyaşlarınız akacak.
Kitapta her şey o kadar saf o kadar güzel anlatılmış ki: kendinizi bir anda bu kitabın evreninde yer alan bir kişi olarak hissediyorsunuz. Karakterler aileniz oluyor.
Sayfalar çevrilirken insanı onlarca duygu karşılıyor. Kimi sayfada çok sinirlenirken kimi sayfada mutlu oluyorsunuz. Kitap gayet güzel betimlenmiş bu yüzden okurken Afganistan’ın sokaklarında gibi hissediyorsunuz kendizi.
Kitabı alalı yaklaşık bir yıl oldu ama bir türlü kendimde bu kitaba başlama hevesini yakalayamamıştım ama dün okuduğum ilk 10 sayfadan sonra bir baktım yüzlerce sayfa okumuşum. Eğer benim gibi tereddüt eden kitapseverler varsa hiç tereddütsüz okumaya başlayabilirler. Emin olun pişman olmayacaksınız.
“Senin için bin tane olsa yakalarım” cümlesi ile incelememi sonlandırıyorum. Keyifli okumalar!
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini