80 syf.
Nereden icap ettiyse artık, sitedeki Dönüşüm”ünü Kafka’nın okudum diye işaretlemişim. Halbuki inceleme yapmadığım hiçbir eseri okudum diye işaretlemeyecektim. Atlamışım. Artık ne vardıysa kafamda. Buna bir inceleme yazmak farz oldu. (Ben okuduğum zaman adı Değişim’di. Metamorfoz’u öyle çevirmişti çevirmen Türkçeye. Dile iyi hakim olanlar, Almanca özgün isminden değerlendirme yapabilir.)

Peki Gregor Samsa basit bir konu mankeni midir? Bir kitabı okumak, sadece olay örgüsünü deşifre edip zevk almak mıdır? Ya da yazarın üslubunun peşinden gitmek. Gerçi son zamanlarda güzel üslup avcısı gibi davranır olduğumu fark ettim kendimde. Yaşıma verip kendimi affettim de. Felsefi işaretlerin peşinden de gitmiyorum denemez. Bu kitap ama, inanın bana, üstüne ciltler dolusu kitap yazılıp tahlil çıkartılacak zenginliğiyle eşsizdir. İçinde ne yok ki bu uzun hikayenin? Bir yerinden gireyim. Ve görün sizi bu kitabın felsefesiyle nerelere savuracağım. Biraz didaktik takılmak benim de hakkım.

Baştan söylemeliyim ki, özellikle hiçbir fikri ve hiç kimseyi hedeflemedim.

Birçok Türk aydını ve değerli okur Gregor Samsa'nın ismine de, yaşadığı o inanılmaz dönüşüme de zihinlerini ideolojik kuma gömmüş kişiler gibi hoyratça yaklaştı yıllarca. Elbette zavallı Samsa, bir konu mankeni olursa, uzun hikayesinde kendisine önceden dayatılmış zihinsel reçetelerle yaklaşılırsa Gregor'dan, Groger, gerekirse Mregor'a da, hatta emir komuta zincirinde Dimitri'ye de Vasili'ye de dönüşebilir.

Ama yok, yok, bir işsizin yaşadıklarıyla sınırlı değildir onun dönüşümü. Memleketin birinde işsiz adamın biri böceğe dönüşmüş diye anlaşılmamalı. En basitinden zamanla sınırlanmamıştır yaşadıkları, bir iş bulup değiştiremez kaderini. Yatağından bile çıkamaz, arkasını dönmesi mümkün değildir ve sonunda da bir ısırılmış elma darbesiyle, mahkum edildiği kaderine -ölüme- sürüklenir.

Bana kalırsa, okuduğunu anladığını sanmak, hiç okumamaktan da büyük felaket. İktidara gelmediği için eli fazla kana bulaşmamış birçok fikir, bu fikirlere sahip bir çok insan atlanırken, hadi bu derinliksiz toplum eleştirisine uygun bir sos diyelim, ama bunu görmemenin sebebi derinlikli okumamak, bu sebeple de okuduğunu anlamamaktır. Birçok entelektüel okurun okumamış olduğu varsayılanlar listesinde Hegel’in yanında Kafka'ın ismini görmek, insanda hayret uyandırmaya yetiyor. Hegel’i eminin okumamıştır zaten.

Bir liberal parti üyesi olan Russell'a, sırf liberal olduğu için dudak büküp okumamak olsa olsa kibirdir. Sanır ki okuduğu üç beş tek yönlü ideolojik kitap ve okuduğunda edindiği hep aynı yöne taş atma yeteneği dünyanın tüm karanlık yerlerini aydınlatacak. Goethe okurken sırf Müslüman olduğu için Hafız’ı ıskalamayı nasıl adlandırmalıyız? Bu isimler özellikle seçilmiş değil elbette. Altında ideolojik bir kurgu aranmasın diye söylüyorum. Ve biliyoruz ki mezarlıklar insanın insana çektirdiklerini hallettim, başka bir arzunuz diyen adamlarla dolu. Çoğu da okunması gereken filozof.

7 sene önce yazmışım, Plotinuss adıyla. Bir daha yazayım. <<<<<Peki birisi çıkıp, bir yüzyıl önce yaşayanlara göre en az 2 saat daha az uyuduğumuzu söylese, şaşırır mıydınız? Başka birisi çıkıp rekabet ve kültürel şartlandırma sonucunda uykumuzdan çaldığımız bu saatlerin, yalnız depresyon ve intiharlar değil, aşırı kilo alma, kronik öfke hali, kazalar, cinayetler, hatta savaşlar ve insan kardeşlerimizin acı çekmesine sebep olan diğer suçlar, kısacası sorunlarımızın pek çoğunun sebebi olduğunu söylese, ne derdiniz?>>>>>

Ve unutmayın, ideoloji asla fikir değildir. Her fikir önceki fikirlerle beslenir, bu doğru. Ama bir fikri, o fikri alt ettiğini savunan birinin yazdıklarından asla öğrenemezsiniz.

Bu yazdıklarımın bu novella ile ne alakası mı var? Dikkatli okur, girdiği Kafkaesk ruh halinin içinde hepsini yakalayacaktır.

İyi okumalar.