Söz Bu Son Kaşık
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2017 47. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2017 12:37
“Hasan Ali Toptaş” daha önce ismini hiç duymadığım bir yazardı. Siteye üye olduğum ilk günlerden bugüne sürekli ismini duymaya başladım. Yazarın kendisini tanıdıktan sonra “Kuşlar Yasına Gider” kitabı çıktı. Daha öncesinden yazarla ilgili birçok yorum okudum. Yorumların ortak özelliği ‘Hasan Ali Toptaş’ın Türkçeyi kullanmadaki ustalığıydı. İsmi ve kapağı hoşuma giden kitabı okumaya başladım. Gerçekten de keyif alarak okudum. Yazarın dili tıpkı bizim kullandığımız dil gibi. Karşında bir arkadaşın varmış gibi hissediyorsun. Onun derdine dertleniyor. Sevincine ortak oluyorsun. Kitabın bazı yerlerine katılmadım diyebilirim. ( Bundan sonra içerik hakkında ipucu olabilir.) Bir bölümde ana karakterin babası Aziz Amca bir parkta havuzun içine düşüyor. Fakat yanından geçen herkes ona bakmıyor bile. Resmen havuzda ölüme terk ediliyor. Ben bu konunun böyle olmadığını düşünüyorum. Çünkü bizim milletimiz belki de bu konuda; değişen dünyada en sağduyulu milletlerden bir tanesidir. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir ülke üç milyon mülteciyi bu kadar yıl kendi içinde barındıramaz. Bizde ise her ne kadar ufak tefek sıkıntılar olsa dahi milletimiz bu kadar insana kucak açmış eşsiz bir millettir. Bu konuda yazar değerli ve necip milletimize biraz haksızlık yapmış diye düşünüyorum. İlerleyen sayfalarda duygu yükünün had safhaya çıktığı bir kitapla karşılaşıyorsunuz. İyi ki bu kitabı okudum diyorsunuz. Özellikle kahramanımızın babası Aziz Amca hastalığa yakalandıktan sonraki bölümler insanı derinden etkiliyor. Bazen hastanelerde karşılaştığımız o derin ve elim manzara çıkıyor karşımıza… Artık kendi başına hareket edemeyecek kadar kötü duruma gelmiş insanlar. Aziz Amca da bu hale geliyor. Kendi yemeğini yiyemiyor. Kendi başına ihtiyaçlarını gideremiyor. İyice yatalak olmaya başlıyor. Bir ara artık konuşamayacak kadar kötü oluyor. O ara ileride kendi halimi düşünüyorum, zaman zaten su gibi akıp gidiyor. Her gün biraz daha ömrümüzden gidiyor. Aziz Amcada da böyle oldu, her gün biraz daha ömründen gitti. En son elden ayaktan düştü. Başkalarına muhtaç hale geldi. Şimdi anlıyorum dedemin: “İnşallah Allah benim canımı birden alırda böyle elden ayaktan düşüp rezil olmam.” lafını. Sonra aklıma: “Bebekler ile yaşlılar aynı özellikleri gösterir.” Lafı geliyor. Sanki Aziz Amca’da vücut buluyor bu laf. Karısı yemeğini yediriyor ona, daha fazla yemek istemiyor Aziz Amca. Hanımı hadi bir kaşık daha, diyor. Söz bu son kaşık. Aziz Amca zoraki bir kaşık daha yiyor. Hemen gözümün önünde Aziz Amca da değil de bir yaşındaki yeğenim ve ona yemek yediren yengem gözümün önüne geliyor. “Hadi oğlum bir kaşık daha söz bu son kaşık.” Sonra yine kendi korkularım beni esir alıyor. “İleride ben de bu hale gelir miyim?” diye içimi bir korku kaplıyor. Dedemce sesleniyorum Allah’a: “Allah’ım benim canımı birden al. Böyle ellere muhtaç etme beni.” Kitabın beni en çok etkileyen yeri ise Aziz Amcanın eşi oldu. Bu kitabı okuduktan sonra anladım o videolardan izlediğim iki amcayı. Neden bu kadar eşlerinin ardından hasret çektiklerini. Neden o amcanın nasıl da saymam, sayılmayacak bir Hatice değil ki? Dediğini. youtube.com/watch?v=JipV-J2... youtube.com/watch?v=0pi68cR... “Aziz Amcanın Eşi” Allah Tuttuğunu Altın Etsin… Hiçbir zaman şikâyet etmedi durumundan. Aylarca başında bekledi Aziz Amcanın… Sürekli destek oldu ona. Bir kez bile öf demedi ona. Yemeğini bir çocuk besler gibi yedirdi. Saçmalaya başladı Aziz amca hiç sıkılmadan dinledi. Kolay değil aylarca altını kendi elleriyle temizledi kocasının. Hiç sıkılmadan hiç şikâyet etmeden. Aziz Amca belki tüm hayatı boyunca ona güzel bir şey dememişti. En son artık konuşamıyordu. El işaretleri ile oğluna anlattı meramını, çok içten bir şekilde. Burayı özellikle çok güzel anlatmıştı Hasan Ali Toptaş. Oğlum Annen bana çok iyi baktı, tuttuğu altın olsun… Artık istemsiz bir eylemle döküldü gözyaşlarım. Ben tutamadım gözyaşlarımı ama Allah senin tuttuğunu altın etsin teyzem…
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
··
1.432 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hocam kaleminize yüreğinize sağlık. Kitap zaten güzel eleştirisi ayrı güzel olmuş. Ama hani demişsinizya Aziz Amca havuza düşüyor dönüp kimse bakmıyor kısmı milletimize haksızlıktır işte ona katılamayacağım daha geçen hafta otobüs aniden kalkınca yaşlı bir dedemiz düşüp başını çarptı ve dönüp tek bir insan yardım etmedi hatta yardımı bırakın şoför ve muavin aman oyalanmasaydı tepkisini verdi demem o ki eskiden elinde poşetleriyle binen dedelerimize kalkıp yer verilir gerekli görülürse poşetlerine yardım edilirdi şimdi dedemiz otobüste poşeti ile denge sağlayamayıp düşünce suçlu o görülüp oyalanmakla suçlanıyor artık malesef ki böyle bir hale geldik. Ama bunun geri dönüşü elbetteki var. Ve iş bizlere düşüyor. Unutulmamalı ki değişim insanın kendisinde başlar.
Hüseyin DEMİR
Gönderi Sahibi
Doğuya verince deli demezler. Ama Doğunun hepside değil belli yerleri iyi
Bugün haberlerde izledim. Çocuğun arkadaşı boğazını kesmiş oluk oluk kan akıyor, markete giriyor, bazısı alışverişe devam ediyor, bazısı dışarıyı göstererek kanla pislettin burayı diyor, bir kişi yardımcı olmaya çalışıyor. Kamera görüntülerini izle abartmadığımı göreceksin. Pozitif olalım olmasına ama realiteden asla kaçamayız.
Hüseyin DEMİR
Gönderi Sahibi
Ilginç
Hüseyin hocam güzel bir inceleme olmuş. Çok beğendim. "Fakat yanından geçen herkes ona bakmıyor bile. Resmen havuzda ölüme terk ediliyor." diye aktarmışsınız ya kitaptan, ben bu kısmı bir simge olarak aldım aslıda. Toplumsal gidişi belki de anlatmak, dikkat çekmek istiyordu. Okuma farkı belki de. Kullandığınız linkler de pek bir oturmuş kitaba. "Oğlum Annen bana çok iyi baktı, tuttuğu altın olsun…" ve sonrası yazdıklarınız bir hüznün içine attı beni de. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Var olun hocam.
Hüseyin DEMİR
Gönderi Sahibi
Değerli yorumların için teşekkür ederim Abi. Beğenmen beni çok mutlu etti
Hocam zaten başından belliydi güzel bir inceleme olduğu.Diğer incelemelerinizde zaten çok güzeldi.Başarılarınızın devamını çok çok dilerim.
Hüseyin DEMİR
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim canım :)
Mülteciyi içimizde mi barındırıyoruz? O içimizde barındırdıklarımız yüzünden kaç eve ateş düştü farkında mısın? Kaç ana dizini dövdü tıpkı kitapta Müslüman`ın karısının dövdüğü gibi? Barınma ihtiyacı, koruma hepsi yalan. Çocuk ve anneleri alalım sorun yok fakat erkekler gidip erkek gibi vatanını savunmak zorundadırlar. Ben hiçbirisine saygı duymuyorum, aksine -istisnalar hariç- bu kaba araplardan nefret ediyorum. Saçmalık yazmışsın -o kısımdan bahsediyorum.- sevgiler...