Cehalet mutluluktur mudur?
10/10
·556 syf.··
2022 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2022 20:33
Evet, okurken hep bunu düşündüm. Cehalet mutluluktur mudur? Bazı şeylerin farkında olmasak, bilmesek veya sürü mantığı ile yaşasak daha mı çok yaşama isteğimiz olur? Sorumluluk almamak, çoğu şeyin nedenini bilmeden, amaçsız yaşamak daha mı kolay? Öncelikle "Martin Eden" karakteri, unutamayacağım nadir karakterlerden oldu. Ve kitap bittiğinde bile "İyi ki tanımışım seni Mart" dedim. Onun o, bedeni gibi kaslı olmayan, ince ruhunda kendimi buldum. Jack London'un "yarı otobiyografik" kitabı olarak nitelendirilen kitabı, aynı zamanda yazarın hayatından derin izler taşıdığını "Martin Eden" karakterinde, pekâlâ açık bir şekilde yansıtıyor. İlk bakışta veya ilk başlarda, bir aşk hikayesi okuduğunuzu sansanızda, aslında çok derin ve felsefik bir kitap olduğunu sonradan anlıyorsunuz. Dönemin şartlarına ve yaşayışına, burjuvazi toplumunun sarsılmazlığına açıkça bir eleştiridir Martin Eden... İlk başta hayran kaldığı burjuva, aslında o kadar da mükemmel değildir. Bunu sevdiği kız için, kendini geliştirmeye çalıştığında, entelektüel bir yaşam için kendini kitap okumaya teşvik ettiğinde, bazı idealler edindiğinde anlar. Öğrendikçe uzaklaşır herkesten. Kendi sınıfından insanlardan da, hayalini kurduğu toplumdaki insanlardan da... --- "Bir sürü kitap okudun ve kendini yapayalnız buldun." (Sayfa: 418 - ALFA) --- Aynı zamanda "yazarlık" serüveninin de geçtiği bu kitap, bana azmi, kararlılığı ve istersek her şeyi yapabileceğimizi bir kez daha öğretti. Kitabı okurken bir bölümün işleyişini çok beğendim. Martin Eden'in çamaşırhanede çalıştıktan sonra hasta olması - daha doğrusu bunu anlamaması - ve bunun üzerine gördüğü rüya... Rüya çok etkileyici anlatılmıştı ve bilinçaltının işleyişine güzel bir dokundurma olmuştu. Bu da bize Jack London'un anlatım gücünü ortaya koyuyor. Kitabın bana çok fazla kattığı şeyler oldu. Yeni yazarlar, filozoflar, düşünce tarzları, idealler vesaire. Ama en çok, Martin Eden sayesinde tanıdığım "Herbert Spencer" mutlu etti beni. Herbet Spencer'in dışında kitabın karakterlerinden biri olan "Russ Brissenden" 'den de bahsetmek istiyorum. Bu tip karakterler hep beni etkilemiştir. "Hayattan bıkmış ve hiçbir şey umurunda olmayan" karakterler. Tıpkı; Yabancı'nın Meursault' u İki Şehrin Hikayesi'nin Sydny Carton' u Kürk Mantolu Madonna'nın Maria Puder' i Dövüş Kulübü'nün Tyler Durden' i Monte Cristo Kontu'nun Edmond Dantes' i gibi... Artık bunların yanı sıra, "Russ Brissenden" eklendi. Hayatın iki yüzlülüğünü en iyi anlayan ve hakkında fazla bir şey öğrenemesemde - Martin' in öğrenemediği gibi - beni çok etkileyen Russ Brissenden... Sözün özü, her yönüyle "Martin Eden" engin ve göksel bir kitap. Düşünebilen her insanın okuması gereken... "Aşırı yaşama sevgisinden Başıboş bırakılmış umut ve korkudan Bizi koruyan, her ne ise o tanrılara Kısaca bir şükran sunarız Hiçbir yaşam sonsuza dek sürmediği için Ölüler hiçbir zaman dirilmediği için Ki en yorgun ırmak bile Güvenle denize döner bir yerde" (Sayfa: 551 - ALFA) . . . "Sonunda büyük harflerle 'Son' yazdı ve onun için bu gerçekten sondu." (Sayfa: 464 - ALFA)
Martin EdenJack London · Alfa Yayıncılık · 2018135,4bin okunma
·
3 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.