Yusuf Atılgan:

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam ve Anayurt Oteli’ni yazdıktan sonra kendini insanlardan soyutladığı söylenir, tıpkı Bay C. ve Zebercet gibi. Bunun ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilmiyorum. Eğer doğruysa bu türden kitap yazan yazarın kendi iç dünyasında da yarattığı karakterlerin iz bırakması, onlar gibi olmaya çalışması ya da kendinden bir şeyler alarak bu karakterleri oluşturmasını doğal buluyorum. Yusuf Atılgan’ın harika bir gözlem gücü var. Kitabın başındaki tasvirler, içinde kasırgalar olan Zebercet’in değişimlerini sanki sıradan bir olaymış gibi aktarması bunun en büyük kanıtıdır bana göre.

Zebercet:

Tıpkı Bay C. gibi Türk Edebiyatının unutulmaz karakterleri arasında yerini almış, hayata kendi gözüyle bakan, takıntıları olan, ne sağ ne ölü bir karakter karşımızda: Zebercet. Babasından kalma otelde doğmuş büyümüş, otelden fazla dışarı çıkmayan, babası gibi olmak isteyen ama bunu her fırsatta aslında istemiyormuş gibi algılayan, toplumda kendini silik bir bireymiş gibi görüp insanlardan kaçan, kimine göre zavallı kimine göre fuzuli kimine göre sapkın bir karakter Zebercet. Zebercet gibi kişileri bir nevi davranışlarımızla biz yaratıyoruz. Bazen yaptığımız eylemler, bazen de kayıtsızlığımız yüzünden yalnızlaşan insanları yine biz görmezden geliyoruz. Bu da içine kainat sığan ama kainata sığamayan insanın büyük tezatlarından sadece birisi.

Kitap:

Kitap detaylı tasvirlerle başlıyor. Kitapta önemli yer edinmiş her şeyin tasviri var; kasaba, Zebercet, otel, ortalıkçı kadın, iki havlu, gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın vs. Kitapta gecikmeli Ankara treniyle kasabaya gelen kadın tuttuğu odada bir gece kalıp tekrar geleceğim diye çıkıyor otelden. Zebercet kadının kaldığı odayı kimselere vermiyor ve her gün içinde kadının geleceği umuduyla yaşamaya başlıyor. Kitaptaki kilit noktanın bu kadın olduğunu düşünüyorum. Kadın gittikten sonra Zebercet’in içinde bastırmaya çalıştığı kişiyi açığa çıkarıyor.

Normalde karışık ve ağır ilerleyen kitapları severim. Hayatın keşmekeşliğinde bu tür kitaplar biraz da olsa o karışıklıktan sıyırıp oyalar beni. Anayurt Oteli de karışık ve ağır ilerleyen(ya da ağır okunması gereken) bir kitap. Ama buradaki karışıklıklara anlam veremedim bir türlü. Noktalama olmayan sayfalarda yazılanı anlamlandırmaktan ziyade cümleleri bulmak bile çok zordu. Tamam, cümleyi buldunuz diyelim ama bu sefer de cümle yarım paragrafın bütününe bakınca çok gereksizmiş gibi geliyor. İş böyle olunca usta işi eser diye önümüze getirilen şeyin aslında usta işi lakırdı olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Kitap eskiden 100 Temel Eser listesindeydi. Ona hiç anlam veremedim. Bu kitap kesinlikle çocuklara ya da gelişme çağındaki gençlere uygun değil. Zebercet’in bazı takıntılı hareketlerinin(takıntıdan çıkıp sapkınlığa varan hareketler, eşcinsel girişimler vs.) o yaştaki çocukları yanlış yönlendirebileceğini düşünüyorum. Anlatım olarak kitap zaten zor okunuyor. Bazı yerlerde cümleler yarım, noktalama işaretleri yok, birbirinin arasına girmiş cümleler falan bunların anlamlandırılması yetişkin bir okur için zorlayıcı olabilecekken çocuklara ne şekilde yansıyacağını kestirmek zor olmasa gerek.

Ek olarak:

Aylak Adam ve Anayurt Oteli’ndeki karakterlerle ilgili yapılmış olan bir çalışma var (Atılgan’ın Oidipal Roman Kişileri Olarak C. ve Zebercet). Çok hoşuma gitti benim. Özellikle otel katlarının Zebercet’in kişilik yapısıyla ilişkilendirilerek açıklanması çok ilginçti. Onu da şöyle bırakıyım:
https://www.researchgate.net/...ak-C-ve-Zebercet.pdf