Çoğu kişinin izlediği bir filmdir Yeşil Yol. Çoğu kişi de etkileyici bulur hatta. Ben henüz filmini izlemedim çünkü önce kitabını okumak istemiştim. Ve bitirdim birkaç gün önce. İncelemesini yazmak için bekledim çünkü nerden başlayacağıma karar veremedim.
Kitabı elinize aldığınız ve ilk sayfasını okumaya başladığınız an Stephen King’in yine o sizi içine alan akıcı anlatımıyla karşılaşıyorsunuz. Mesela Göz kitabında konuyu yetersiz bulmuştum ama yine de akıp gitmişti kitap. Yazarın böyle bir yeteneği var. Kitabın konusuna gelince...
Cold Mountain hapishanesinin başgardiyanı Paul Edgecombe’un Georgia Pines huzurevinde yazdığı sayfaları okuyoruz aslında kitapta. Konu Paul Edgecombe’un hayatı değil. Bir idam mahkûmunun onun hayatını nasıl değiştirdiği. O kişiyi hepimiz tanıyoruzdur diye düşünüyorum: John Coffey. Tek suçu karanlıktan korkması. Tek suçu insanların hayatını değiştirmesi. Tek suçu sevgiyle bir şeyleri düzeltmeye çalışması, kötülüğü reddetmesiydi. Paul bunun farkındaydı ve sonuna kadar da çabaladı, onun suçsuz olduğunu biliyordu ama elinden bir şey gelmedi.
Yazarın kitabı gerçek bir olaydan esinlenerek yazdığını okumuştum. Araştırdım ve buldum gerçekten idam edilen o küçük çocuğu. Ve ondan da kısaca bahsedicem.
George Stinney 14 yaşındaydı. 2 küçük kızı öldürmesi suçuyla yargılanıyordu. Siyahi olduğu için yargılanıyordu aslında. Daha sonra elektrikli sandalyede idam edildi. Yazar da burdan yola çıkmış. Olaydan esinlenmiş. Kitapta küçük çocuk yerine iriyarı bir karakterle karşılaşıyoruz ama John Coffey de çocuk ruhluydu değil mi?
Çok etkileyici bir kitap. Buraya kadar okuduysanız boşuna değil. Okumalısınız:)