Herkese selam. Grubum ile #8ayda8tuğlakitapokunur diyerek birlikte okuduğumuz Üç Silahşor’ün kitap yorumu ile geldim bugün.
Öncelikle söylemeliyim ki çok keyifli bir okuma süreci ve aynı zamanda çok da eğlenceli sohbetlerde bulunduk. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim katıldığınız için. Bir sonraki ay bir başka tuğla kitapla tekrar görüşmek dileğiyle.
Gelelim kitap yorumuma;
Kitapta, ilk olarak D’artagnan’ın üç silahşor Athos, Porthos ve Aramis ile nasıl tanıştıklarını görüyoruz. O zamanın olur olmaz şeylere karşı yapılan düellolarını, birbirlerine nasıl meydan okunuşlarına şahit oluyoruz bizde. Zamanın Kral’ının hiçbir meziyeti olmasa da krallığını sürdürmesini, kardinal’in alttan alta kral’ı yönetmesini görüyoruz. Daha sonra işler iyice karışıyor ve Milady diye bildiğimiz bir fettan kadının bizim D’artagnan + üç silahşörün başına açtığı belalarını okuyoruz.
Kitaptaki hiçbir karakteri sevmedim.Hiçbiri ile bir yakınlık kuramadım bir tarafta tutamadım. Yazarın Monte Cristo Kontu hale en mükemmel en favori kitaplarımdan biri olarak kalacak. Kitaba ve karakterleri sevmesem de iyi ki gruptaki arkadaşlarımla birlikte okumuşum çünkü hem eğlenceli hem keyifliydi.
Klasikler candır ama bu kitabı pek de sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Sağlıcakla kalın.
#kitapalıntıları
“Efendim, istenileni değil, olabilecek olanı düşünmek gerekir.”
“Diğerlerinin arasına karışacak bir toz zerresiyim. Hayat aşağılanmalar ve acılarla dolu...”
“Zaman her şeyi halledip, fırsatları yaratır sevgili dostum, fırsatlar kumar gibidir; beklemeyi bilen kazanır.”
“... bazen bir hatıra insanın canını çok acıtsa da, gerçekle karşılaşmak kadar yaralayıcı olmuyor!”
Hayat, filozofun küçük dertlerden oluşan tanelerini gülerek çektiği bir tespihtir.
filizleninSena KaracaBurcuOkuyan1fenogretmeniFatma KazankayaDamlaHan.deliceSmk
@Okuyan_ilknur61
@denizkenarinda_