Hepinizi Geberteceğim! Ama Hepinizi!
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
Bazı kitapları okuduğunuzda, sindirmek için vakte ihtiyacınız olur. Hayatımda kaç kitap okudum, kaç yeni yazarla tanıştım bilmiyorum. Ama okur okumaz, hissettiğim her şeyi hem kusmak hem de sindirip içime işlemesi için yutma isteğimi aynı anda çalıştıran, Hakan Günday'dan başka bir yazarla tanışmadım. Elimi en korkak uzattığım kitabı buydu. Sonuçta Atatürk'e yapılan bir süikastle ilgili kitap. Atatürk gibi bir adamı öldürmek isteyen bir karaktere sempati duymamla sonuçlanmasından korktum sanırım. Bilmiyorum. Ama Hakan Günday, öyle yazıyor ki her şeyi hem çok sevip hem de nefret ediyorsunuz. Nefret ettiklerinizden nefret etmeyi seviyorsunuz. Daha 'yı okuduğumda en sevdiğim yanlarından biri kitabın içinde kitap gibi olmasıydı. Öyle dolu, öyle doyurucuydu ki nefessiz kalarak okuyordum. İnsan ticareti üzerine yazdığı kısımlarda psikolojik bir deney vardı, bir toplum eleştirisi, yönetici eleştirisi. Ziyan'da bana lise yıllarımda 10 Kasım için oynadığımız bir oyunu hatırlattı. Oyunda; sahnedeki herkes sonunda teker teker sahneye çıkıyor ve "Ben Atatürk'üm" diyordu. O dönemde kimse bunu anlamadı. "Her öğrenci neden Atatürk olduğunu iddia ediyor ki? Biraz saçma olmuş." dediler. Atatürk'ün bir düşünce olduğunu anlamamışlardı. Kitaptaki Ziya Hurşit de çok öfkeli. Atatürk'ü bir düşünce olarak görmeyenlere ve kendisini kurtarmak için ayaklı bir devrime ihtiyaç duyanlara çok öfkeli. "Önce düşmanı, sonra saltanatı yenmiş olan Mustafa Kemal, en sonunda da kendisiyle savaşacaktı." "Çevresindekilerin kutsallaştırma ihtiyacı yüzünden yalnız kalacaktı. Kendi adının gölgesinde yaşayacak... Çünkü devrim Mustafa Kemal'in kendisi olmuştu. Yaşıyordu, yürüyordu ve her ölümlü gibi devrim de toprak olacaktı" Bence burada, sahiden müthiş ve çok zekice yazılmış bir eleştiri var. Hakan Günday'ın en iyi yaptığı şeylerden biri bu sanırım. Karakterleri sevmiyorsunuz belki ama hepsini anlıyorsunuz. Ve anlamak, birini sevmekten daha zor olabilir. Sonra "Her şey bittiği yerde başlar diyor." ve 10'dan geriye sayıyor. Başlarda ismini bilmediğimiz karakterimizin geçmişe saydığı gibi. Ziya'nın geleceğe saydığı gibi. Terhis edilecek erlerin şınavlarını saydığı gibi. Soğukta nöbet tutan kişinin saat, erlerin gün, sıcaklığın düştüğü yerdeki termometrenin dereceleri saydığı gibi sayıyor. Ve her şey; bittiği yerde başlıyor. Bir askerin günlerine tanıklık ediyorsunuz. Deli ve dahi bir zihne, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan erlere, bir cinayete, birden fazla cinayete. -SONRASI SPOILER İÇERİR- ve bunların hepsinin tek bir güne sığmasına; "Asil bir saniye içinde onlarca günü yaşayabilir. Temsili bir askerlik gününde yıllarca asker kalabilir. Çünkü insan, hayat ve zamanla olan ilişkisi tek bir noktadan ibarettir. Asil, insan, hayat ve zaman tek bir noktada üst üste durmaktadır." ve bunların hepsinin bir ruhun içinde yaşanmış olmasına. Çünkü Asil kendi ruhuyla karşılaşır. Bu arada Azil 'i okumuş muydunuz? Evet, "Asil'in hayatı, Azil'de anlatılana kadar bir sır olarak kalmış." Son olarak; "Acıdan başka bir şey değilim." ve mehmetçiklerimize bir son ithaf...
Edebiyat
ZiyanHakan Günday · Doğan Kitap · 20196,3bin okunma
·
82 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.