Hani "Kıssadan Hisse" derler ya... İşte öyle bir kitap...
Eğer bu kitabı bir dizi izler gibi okursanız, doğrusu çok şey kaybedersiniz. İnsanların genel eleştirileri de zaten bundan kaynaklanıyor.
Şunu baştan belirtmeliyim: Bir kitabın değeri "Doğru ve iyi" olanı konu edinmesi değil; karakterlerin hali, tavrı, düşünceleri ne kadar doğru veya yanlış, iyi veya kötü, samimi veya bayağı olursa olsun netice itibariyle size bir şey anlatmasıdır. Her kitabı masal beklentisi ile okumak doğru olmayacaktır şüphesiz. Aksi takdirde Genç Werther'in Acıları nı okuyup "E Werther de biraz fazla kafasına takıyor canım!" diyerek kitabı eleştirmeye benzer. Buna benzer komik tepkiler Madame Bovary ye de yapılıyor.
Kitabı beğenmeyen veya eleştiren yargılara bakarsanız eğer eleştirilerini genellikle ya Emma'nın kişiliğini beğenmediğinden ya "Böyle aşk mı olur?" diyerek ya da buna benzer cümleler ile aslında kitabın temasına değil karakterlerin veya ayrıntıların güzel ve olması gereken kısacası "Romantik bir masal" gibi olmamasına yöneltmişlerdir.
Oysa okuduğunuzda anlıyorsunuz ki Gustave Flaubert in bir aşk hikayesi anlatmak gibi bir derdi yok. Yazar meseleye bambaşka bir açıdan yaklaşıyor. Sizi üç büyük edebi sanat akımının ikisi olan "Romantizm" ile "Realizm" arasındaki sonunda birisinin galip geleceği gerilimli bir yola sokuyor.
Ama eğer illa benim de eleştirmem gerekiyorsa, kitabın bir eksiğini değil bilakis bir fazlalığını eleştirebilirim. Zira kitap konusuna nazaran biraz fazla uzun... Ve bu yüzdendir ki okurken sıkılmadım desem yalan olur.
Örneğin büyük İspanyol yazar Miguel de Cervantes in o meşhur eseri Don Quijote (2 Cilt Takım) de bir hayli uzundu ama inanın değil 910 sayfa, 1820 sayfa da olsa yine keyifle okurdum. Lakin Madame Bovary için bunu söylemem doğru olmaz.
Ve şunu da söylemeliyim ki: Bu kitabı yarım bırakmak aslında hiç okumamaktır. Çünkü... Hayır... Spoiler vermeyeceğim... Ama nasıl?
En azından şunu söylesem sorun olmaz sanırım. Kitaptan geriye tek bir alıntı kalıyor: "Kader böyle imiş... Ne yapalım?"
...