Kara Vanessa'm uzun zamandır çevirilmesini beklediğim bir kitaptı, yayın haklarını İthaki'nin almasına ve orijinal kapağına sadık kalmalarına çok sevindim. Kitap hakkında düşüncelerim de duygularım da karmakarışık, hikâye ve yazarın dili okurken beni duygudan duyguya sürükledi. Öyle ki kitabı elimden bırakamadım, trende, minibüste veya ders saatini beklerken sürekli yanımdaydı. Bıraktığım zamanlarda bile sanki ana karakter Vanessa gölge gibi peşimdeydi. Kitabın konusu kabaca: Henüz 15 yaşındayken gittiği yatılı okuldaki İngilizce öğretmeni ile ilişkiye başlayan bir kızın hikayesi. Fakat, bu bir aşk hikayesi kesinlikle değil. Vanessa aklı karışmış bir kız ve ilişki yaşadığı öğretmen Strane manipülasyon konusunda usta bir adam. Vanessa yaşadığı şey bir istismar mı, yoksa aşk mı bir türlü bu soruların içerisinden çıkamıyor. Aslında okuyucu olarak, kitap boyunca bizlerde bu sorularla boğuşuyoruz, bu noktada yazar okuyucuları manipüle ediyor diyebiliriz. Okurken yer yer Vanessa’ya öfkelensem de hayatını kökten değiştiren bu ilişkinin bir istismar, taciz olduğunu kabul etmek istememesi ve hep ikilemde kalması bana pek de garip gelmiyor, aslında Vanessa modern insanın sürekli içinde bulunduğu bu ikilemleri gözler önüne seriyor. Yazar karakteri o kadar güzel dokumuş ki, birkaç sayfadan sonra Vanessa ete kemiğe bürünerek kurgulanmış bir karakter olmaktan çıkıyor, hayatın içinden biri oluveriyor. Eklemeden geçemeyeceğim diğer bir nokta ise kitabın içinde bol bol Lolita ve Titus Andronicus referanslar mevcut olması, bir edebiyat öğrencisi olarak bunu çok sevdim.